12 Ekim 2016 Çarşamba

((slayt izle)) 1)Fırat’ın batısı doğusu yok Bülent Erandaç 2)Terörist kürsüsü Ergün Diler

Önce yazıdan bir kesit ve sonrada kısa yolu ile yazı
A.D.Şimşek
Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım, çok akıllı hamleler içindeler. Çünkü Misak-ı Milli sınırları içinde kalan Musul ve Fırat'ın doğusu-batısı, Cerablus 1926 yılında , toprak bütünlüğü sağlanması şartıyla terk edilmişti. Bugün, Irak ve Suriye'de taşeron DEAŞ ve PKK-PYD'nin varlığı Türkiye'nin haklarını gündeme getirmiş bulunuyor..

Fırat'ın batısı doğusu yok Bülent Erandaç

Hem Cumhurbaşkanımız hem Başbakanımız, "Misak-ı Milli"yi yeniden Aziz Milletimizin gönlünde canlandırırken, Milli ve Bağımsız jeopolitik hamlelerimize imza atıyorlar. Türkiyemiz, Başika'da, Musul'da, Fırat'ın batısında da doğusunda da (Fırat Fırat'tır) bulunacağını açıkça ilan ediyor.
Yeni dünya düzeni kurulurken, Büyük Türkiye oynanan oyunlara karşı net biçimde, "Kediye kedi" diyor.
Takvimler, 19 Kasım 2010'u gösteriyordu.
NATO, Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi Portekiz'in başkenti Lizbon'da gerçekleştiriliyordu.
İttifakın önümüzdeki 10-15 yıllık yol haritasını belirleyecek olan yeni Stratejik Konsept'in Zirve'de kabul edilmesi üzerinde konuşmalar yapılırken, dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, doğru olmayan bir konu üzerine, "Biz kediye kedi deriz" gibi tuhaf şeyler söylemişti. Bu sözleriyle, Türkiye'de kurulacak NATO Füze Savunma Sistemi'nin İran'ı hedef aldığını ima ederek, aklınca Türkiye ile İran'ın arasını açmaya soyunmuştu. Tuhaf sözler üzerine Liderimiz Tayyip Erdoğan, "Biz de kediye kedi deriz" karşılığını vererek, Sarkozy'nin yalanını, hayalini ortaya koymuştu. Sarkozy gitti, yalanı da kısa zamanda anlaşıldı. Nitekim, füze savunma sistemi kurulunca, bunun İran'a yönelik olmadığı net şekilde ortaya çıktı.
Bu olaydan sonra, Mısır'da darbe oldu.
Ne NATO, ne AB'den, "kediye kedi" denildiğini duymadık. Çünkü darbenin arkasında onlar vardı. Aradan yıllar geçti. NATO, Amerika, İngiltere, AB, Irak-Suriye üzerine tezgâh üstüne tezgâh kuruyor. Karşılarına sadece Türkiye çıkıyor. Cumhurbaşkanımız, İbadi'nin ağababalarına, kendilerini dünyadan büyük zanneden 5 Küresel Güç'ün, Amerika-İngiltere-Fransa'sına (Almanya) sert bir mesaj verdi: "Musul'a yapılacak operasyona Cerablus'taki Rai'deki gibi katılacağız, biz bildiğimizi okuyacağız.
Muhatabım değilsin, seviyemde değilsin, kıratımda değilsin, kalitemde değilsin.
Kim bu, Irak'ın başbakanı. Önce haddini bil. Şu anda kendileri Başika üssünü kurmamız için bizlere talepleri var. Şimdi diyor ki Başika'dan çekilin. Türkiye'nin ordusu sizden emir alacak değildir." Başbakan Binali Yıldırım da Suriye konusunda tarihi bir çıkış yaptı, hem ABD'ye hem Avrupa'ya mesaj verirken, Fırat konusunda "Kediye kedi deriz" özelliğinde, "Fırat'ın batısı doğusu yok. Fırat Fırat'tır" dedi.
Başbakan Yıldırım, Suriyeli Kürtleri silahlandıracaklarını söyleyen ABD başkan adaylarından Clinton'ı da eleştirdi. Başbakan Binali Yıldırım, "Terör eylemleri Fırat'ın doğusu için de devam ederse orası için de gereğini yaparız. 911 kilometre Suriye ile hududumuz var. Bu hududun her karşısını güvenli hale getirmek bizim boynumuzun borcudur. Suriye'de, Irak'ta yaşayan Kürt kardeşlerimizle bizim derdimiz yok" sözleriyle dikkati çeken bir hamleye imza attı. Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım, Batı'nın tezgahlarını açıkça masaya yatırıyor. Irak ve Suriye'ye yönelik yeni haritalar hazırlayan, petrole, gaza bir yüzyıl daha el koyacaklarını zanneden, Müslüman ülkeleri etnik ve mezhepler bağlamında parçalamaya karar vermiş, başta Amerika-İngiltere ve Avrupa'ya, "Biz kediye kedi deriz" özelliğinde mesajlar veriliyor. Yukarıda, "Misak-ı Milli" çıkışlarından söz etmiştim. Misak-ı Milli'de Irak-Suriye sınırları: "İskenderun körfezinin güneyinden, Antakya'dan, Halep ile Katma istasyonu arasında Cerablus köprüsünün güneyinde Fırat nehrine ulaşır. Oradan Deyrizor'a iner, oradan doğuya uzatılarak Musul, Kerkük ve Süleymaniye'yi içine alır." Musul'da ve Fırat'ta Amerika-İngiltere öyle oyunlar oynuyordu ki, Türkiye'yi köşeye sıkıştıracaklarını sanıyorlardı.
Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım, çok akıllı hamleler içindeler. Çünkü Misak-ı Milli sınırları içinde kalan Musul ve Fırat'ın doğusu-batısı, Cerablus 1926 yılında , toprak bütünlüğü sağlanması şartıyla terk edilmişti. Bugün, Irak ve Suriye'de taşeron DEAŞ ve PKK-PYD'nin varlığı Türkiye'nin haklarını gündeme getirmiş bulunuyor.
SONUÇ: Kurulan tezgâhlara, açıkça "Biz kediye kedi" diyoruz. Yeni Türkiye özgüveniyle Amerika-İngiltere-Nato-AB'ye anlayacakları dilden mesajları veriyoruz.
İkinci Yazı, Kısa yol ve yazının tümü Dünden devam.

Terörist kürsüsü  Ergün Diler

KALDIĞIMIZ yerden devam edelim...
Yaşar Tunagür'ü anlamadan mücadele edilen yapının, örgütün, oluşumun şifrelerini çözmek çok kolay değil.
Pensilvanya'dan bakarak her şeyi anlama şansımız yok.
Temeli bilmekte büyük fayda var.
Öncelikle Tunagür, Kabataş Lisesi'nden bilinmeyen bir nedenle ayrılıyor. Kimse neden gittiğini bilmiyor. Ankara'ya Atatürk Lisesi'ne gidiyor ama TAPU KADASTRO MEZUNU oluveriyor. Lise mezunu olarak DİYANET'te 2 NO'lu koltuğa oturuyor. Ve Kestanapazarı ile ilişkisini hiç kesmiyor.
Hatta Pensilvanyalı ile birlikte Kestanepazarı'nda bulunan 14 kişi, bir gün ANKARA'ya TUNAGÜR'ü ziyarete gidiyor. Konu dönüp dolaşıp İzmir'deki SOSYETEYE (İBRANİ AİLELERE) geliyor. "Onları boş bırakmayın. İslam'ı anlatın" diyor. Tabii oradaki gençler heyecanlanıyor.
Oyunu anlamaları o zaman için kolay değil ama film böyle başlıyor... İzmir'e İSPANYA'dan gelen bazı aileler, kendi inançları için buraya DESTEK oluyor.
Özellikle YAKUBİLER, bir MÜSLÜMAN gibi görünür. Anlama şansınız yoktur.
Ama Müslüman değildirler. Müslüman gibi yaparlar. Buna ne gerek vardır bilemem. Ama gizlerler kendilerini. Çok önemli isimler vardır. Söylemek doğru değil. Ama mesela çok ünlü bir teknik direktör, çok ünlü bir kulübün başkanı bunlardandır. İsimlere gerek yok. Mesela ALTINORDU'yu bu aileler kurmuştur.
Ama bilmeyiz. İzmir'i bilenler kaçırmaz.
Konuyu dağıtmak istemem ama peşinden milyonların koştuğu futbol kulüplerine iyi bakmak lazım. Hangilerinin içinde kimliklerini saklayanlar var. Hangilerini bu aileler kurdu? Dediğim gibi bu başka bir konu!
Neyse Yaşar Tunagür'den devam edelim...
Tunagür, milleti KESTANEPAZARI'na kilitlerken, çocuklarını Amerika'ya yolluyordu. Orada ikinci bir eşi var mıydı bilemiyorum. Ama çocukları oraya gidip yerleşiyordu. MEHMET, ÖMER ve OSMAN... En küçüğü olan Osman GENERAL ELECTRIC'te... Bu işler böyledir. Birileri Kestanepazarı'na birileri Amerika'ya... Şimdi de öyle değil mi! Korunanlar TARKİM HANGARLARINDAN ÖZEL JETLERLE dışarı, 2 bin liraya çalışan gariban gazeteciler içeri...
Devam...
Yaşar Tunagür'ü ORTADOĞU'da "ŞEYH YAŞAR" diye bilirler...
Turgut Özal'la, SİLM adlı petrol işleriyle uğraşan bir şirketleri vardı. Ama yakınlığı sadece Özal ailesiyle değildi!
Demirel ailesine de çok yakındı.
Rahmetli Süleyman Demirel'in kardeşi Hacı Ali Demirel'le aralarından su sızmazdı.
Onun otomobiliyle dolaşırdı. Tunagür'ün aileyle ilişkisi bu kadar da değildi! Rahmetli Nazmiye Hanım'a ait olan bir dairede kira vermeden otururdu!
Bunlar SIR da değildi! MİT bunu daha 1970'te Cumhurbaşkanı Sunay'a rapor etmişti! Aynı şekilde 1965'te EMNİYET kendisi hakkında kapsamlı bir rapor düzenlemişti. "SAKINCALI" olarak tanımlamıştı. Nerede nereye değil mi...
Lise diplomasıyla yani TAPU KADASTRO MEZUNU olarak DİYANET'e geldi. Yaptığı en büyük operasyon, buradaki SÜLEYMANCILAR'ı biçmek oldu. Hiç geri durmadı. Süleymancılar'la resmen savaştı.
Tunagür gerçekten anlaşılması zor bir isimdi!
İstihbarat raporlarında kendisi hakkında "BÖLÜCÜ" diye söz ediliyordu.
Kürtçüymüş! Siirt'te o zamanlar EŞKIYA OLARAK ÜN SALAN HAKİMO'ya ADALET PARTİSİ'ni desteklemesi için 40 bin lira vermiş! Böyle garip insanlarla garip ilişkileri vardı.
Bu kadar mı?
Değil elbette!
Yine 1969'da bu kez başka bir rapor devreye giriyordu! DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI, düzenlediği DOSYA ile ilgili yerleri uyarıyordu. Tunagür'ün SUUDLAR'la aramızı bozduğu ve bunun için elinden geleni yaptığı söyleniyordu!
Oradaki faaliyetleri ZARARLI bulunmuş!
Ama bir rapor daha var ki ayrıntıları kimse bilmiyor!
1967'de LONDRA'YA GİDİYOR!
Kiminle oturup kalkıyor? Kimlerle neyin pazarlığını yapıyor? Ne için el sıkışılıyor?
BİLEN YOK! Hayatındaki en önemli ziyaretlerinden biri bu! Ama kimse bir şey bilmiyor!
Bilmediğimiz daha çok şey var!
DEVAM...
Gelelim 15 Temmuz'a... Daha önce "R"leri söyleyemeyen ama Pensilvanya'nın özel eğittiği bir isimden söz ettim. BEKİR ERCAN VAN! İncirlik ÜS KOMUTANI.
İNCİRLİK'le ilişkisi olan iş adamlarını yakında yazarız. Konu şimdilik bu değil.
Ama İNCİRLİK'te Amerika'nın Amerikalı askerlerden bile fazla güvendiği ERCAN VAN'ın özelliği ne? Galiba Türk askeri üniformasını giyen Amerikalı olması...
Ya da yakında öğreneceğimiz başka bir gerçek! Bakarız!
Garip bir şekilde Londra üzerinden hep Amerika bağı kuruluyor. Ama LONDRA AYAĞI hep eksik! Kestanepazarı Vakfı'nın önemli isimlerinden biri, bir gün Amerika'da yürürken kimi görüyor?
YAŞAR TUNAGÜR'ü! Olacak iş değil ama karşılaşıyorlar. Tunagür'ün çocukları zaten Amerikalı...
Pensilvanyalı, ve yetiştirdiği Bekir Ercan VAN'lar hep Amerikalı...
Peki başka ne var? CIA yanlarında olduğu için aşırı güven!
Pensilvanya'nın oluşumu 40 yıllık bir proje...
Ancak yakın tarihteki ilginç olaylar, Gülen'in CIA yani Amerika için ne kadar önemli olduğunun önemli bir kanıtı. ABD'nin dünyadaki her konsolosluğunda bir FBI ajanı bulunur. 2005 yılında İstanbul'daki Amerikan Konsolosluğu'nda görev yapan bir FBI yetkilisinden Gülen hakkında "olumlu rapor" yazmasını istediler. FBI Gülen'e karşı olduğu için bu yazılmadı.
Daha öncesinde başlayan KAVGA iyice büyüdü. CIA yanında FBI karşısındaydı.
Bunu gösteren işaretler vardı. Mesela FBI görevlisi OLUMLU RAPOR yazmıyor CIA da köpürüyordu! Pensilvanyalı da...
Durmadılar! Öfkelerini göstermek için 2001-2013 yılları arasında FBI Direktörü Robert S. Mueller'e dava açtılar. Olacak iş değil mi! Kestanepazarı'ndan gelen biri, FBI'ya dikleniyordu! Aklın alacağı bir iş değildi! Ama oluyordu! Tabii Amerika'nı diğer kanadı Gülen'e karşı olduğu için Robert S. Mueller'e sahip çıktı. Tam 12 yıl boyunca görevde kaldı. CIA, Robert S. Mueller'e operasyon üstüne operasyon yaptı. Kavga hiç bitmedi!
Amerika Gülen yüzünden ikiye bölünmüş durumda. En azından bize yansıyan görüntü bu! FBI'dan bir ekip, Gülen'in Türkiye'ye verilmesi için her adımı atıyor. Ancak CIA bu konuda karşı koyuyor. Bunu düzeltmek için düğmeye basıldı. ABD'nin en büyük iki istihbarat kurumunu karşı karşıya getiren Fethullah Gülen'e yeni bir imaj için çalışmalar başlatıldı. ABD'nin en büyük üniversitelerinden birinde Gülen için kürsü açılacak. İlkokul mezunu olan ve ülkesinde TERÖRİST olarak aranan biri için KÜRSÜ...
Şaka gibi. Aslında 170 ülkedeki 3 bin okulda görev yapan 4 bin CIA ajanı için bu destek... Yaşar Tunagür lise mezunu DİYANET'te 2 NUMARA, Pensilvanyalı ilkokul mezunu üniversitede KÜRSÜ...
Normal zamanda bu olup bitenleri biri anlatsa DELİ diye hastaneye yatırılır. Ama bilinmeyen ilişkiler şimdi bizi DELİ etti!
Tabii bir de bu ilişkilerin OKULLARLA ve PATRONLARLA yürüttüğü operasyonlar vardı. Mesela Londra'da LORDLAR Pensilvanyalı'ya ve örgütüne MADALYA veriyordu.
Göklere çıkarıyordu. Ama ülkelerinde OKUL açmalarına izin vermiyordu.
Oysa dünyanın her yerindeki okullara kimsenin dokunamayacağını çekinmeden söylüyorlardı. İngilzler dışarıda bunları koruyup kolluyor ama içlerine almıyorlardı... Benim aklım yine 1967'deki Yaşar Tunagür'ün gizlice gittiği İNGİLTERE ziyaretinde... Kime gidilmişti kimlerle görüşülmüştü? BİLMİYORUM...
Ama İzmir'de FATİH KOLEJİ'ni kuran Ankara'da da YÜKSELİŞ KOLEJİ'nin temelini atan Tunagür, 1971 darbesinden sonra kısa süre de olsa HAPİSTE yatar.
Çıktıktan sonra Özal'la şirket kurarlar ama MAMAK'taki koğuş arkadaşları Doğan Avcıoğlu ve Mümtaz Soysal'dır!
Bunda bir gariplik var mı? Elbette yok!
Ama Doğan Avcıoğlu, YÖN DERGİSİ ve ardından çıkardığı DEVRİM GAZETESİYLE DARBEYE giden yolda AKIL OLMUŞTUR. Bilerek ya da bilmeyerek. İsteyerek ya da istemeyerek.
Bilemem. Ama DARBECİLER yani MADANOĞLU gibi isimler etrafında toplanmıştır. Çok da etkili olmuştur.
Madanoğlu'nun İNGİLİZLER çalıştığı bilinen bir SIR'dı! Arkasında da SATVET LÜTFÜ TOZAN vardı. 1960'ta da 1971'de de...
Diyorum ya Yaşar Tunagür kimlerle görüşmek için LONDRA'ya gitti? Bence bu ilk önemli soru!
Sonrasında çok zorlanmayız. Ama bunu öğrenerek yürümekte büyük fayda var...
NOTTRUMP "Ben seçilirsem CIA'da büyük budama yapacağım. Gidecek çok adam var!" diyor. Acaba ne demek istiyor? Neden rahatsız? Kendisine gelen bilgiye göre sızma mı var? Bakalım göreceğiz...

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.