27 Aralık 2014 Cumartesi

((slayt izle)) Fwd: Bugünkü "SOYKIRIM PLANI VE EMRİ" Başlıklı Yazım


Türker Ertürk <erturkturker@gmail.com>
 27 Aralık 2014 09:44

 "SOYKIRIM PLANI VE EMRİ"



Krd2Nz

Emperyalizm Yugoslavya'yı, Bosna-Hersek, Hırvatistan, Sırbistan, Slovenya, Makedonya, Karadağ ve Kosova olmak üzere tam tamına 7'ye böldü. Hatta Bosna-Hersek'i de kendi içinde üç mini yapıya ayırdı. Bunları yapabilmek için önce kıvılcımı çaktı, kan dökülmesine elverişli ortamı yarattı ve daha sonra kurtarıcı olarak duruma müdahale etti ve barışı sağladı.

Avrupa Birliği (AB) yanı başında akan bu kanı durdurmadı. Çünkü AB'nin bazı büyükleri burada bölünmenin çıkarlarına olduğu hesabını yaptılar.

Yugoslavya'da Arnavutlar ve Türkler hariç diğerleri Slav etnik kökeninden geliyorlardı. Boşnaklar hariç Slavlar mezhepsel farklılıkları olsa da Hıristiyan dinine mensuptular. Emperyalizm ayni dili konuşan, aynı etnik kökenden gelen ve aynı dine inan insanların birbirinden ayrılmasına yardım ve yataklık etti. Bir araya gelmeleri ve beraber yaşamaları için gayret göstermedi.

Bugün Irak, etnik ve mezhepsel olarak fiilen üçe bölünmüş durumda. Körfez Savaşları (1991 ve 2003) ve 2005 tarihli Irak Anayasa'sı bu bölünmenin alt yapısını ve iklimini hazırladı. Halen yürürlükte olan Irak Anayasa'sı toplumu etnik ve mezhepsel kompartımanlara ayırmaktadır. Türkiye'de de böyle bir anayasa hazırlamak istediler, başaramadılar ama vazgeçmediler.

Sirenayka, Trablus ve Fizan

Libya bugün fiilen üçe bölünmüştür. Her geçen gün bölünme gerçeklik kazanmakta ve alt yapısı hazırlanmaktadır. Libya müdahalesinin bölme amacına yönelik olduğunu 27 Ekim 2011 tarihinde "Sirenayka, Trablus ve Fizan" başlıklı yazımızla bu köşede size analizini yapmıştık.

Emperyalizm küresel tek düzeni kurabilmek, hegemonyaya direnen ve direnebilecek potansiyel yapıları ufaltabilmek, enerji kaynaklarını kontrol edebilmek, sömürebilmek ve daha kolay yönetebilmek için çıkarına olmak şartıyla dünyanın her yerinde bölünmeyi desteklemektedir.

Ama Birleşik Kralık'ın (United Kingdom) bölünmesine, İskoçya'nın İngiltere'den ayrılmasına imkan sağlanmamıştır. Burada bölünme şimdilik emperyalizmin işine gelmemektedir.
 
Emperyalizm ve onun temsilcileri dünyanın her yerinde bölünmeyi ve parçalanmayı desteklerken Kıbrıs'ta tam tersini yapmaya çalışıyorlar sizce neden olabilir?

Müslüman Türkler Kıbrıs'ta 1571'den beri varlar. Ayrıca ada Rumlardan veya Yunanlılardan değil Venediklilerden alınmış. Şimdi bir şekilde buradan Türkleri atmak istiyorlar. Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında birleştirme hikayesi bunun adıdır.

Akritas ve İfestos

Geçtiğimiz çarşamba tarihe Kanlı Noel olarak geçen barbarlığın 51'inci yıldönümüydü. Türkleri yok etmeye ve soykırıma tabi tutmaya yönelik saldırılar 21 Aralık 1963'te başladı ve 24 Aralık'ta vahşet doruk noktasına ulaştı. Dr. Binbaşı Nihat İlhan'ın eşi ve üç çocuğunu evde delik deşik ettiler ve banyo küvetinde katlettiler.
 
1974'de yapılan harekat gerçekten adaya barış getirdi! O günden beri Kıbrıs'ta toplumlararası çatışma olmadı, barış ve huzur var.

Kıbrıs'ta yaşayan Türkleri, soykırım yaparak ve göçe zorlayarak yok etmek istediler. Bu kötü niyetin inkar edilemez belgeleri var. Soykırım palının adı AKRİTAS. Bu planın bir de harekat emri var. Ayrıntıları içeren, hangi Türk köyünün hangi birlik tarafından imha edileceği ve hangi toplu mezarlara gömüleceği gibi! Onun adı da İFESTOS. Bu deliller elimizde.

Farklı etnik yapılardan gelen, farklı kültürlere sahip, aynı dili konuşmayan, aynı dine inanmayan ve geçmişe yönelik kötü deneyimleri olan iki farklı toplumu niçin birleştirmeye çalışıyorsunuz. Bunu istemek ve desteklemek iyi niyetli bir yaklaşımın ifadesi olabilir mi? Size tecavüze yeltenen ve öldürmeye çalışmış birisi ile aynı evde yaşamanız önerilse ve istense buna rıza gösterir misiniz?

Denizciler "tarihini bilmeyen milletler pusulasız gemi gibidir, sığınacak liman bulamazlar" derler, ne kadar doğru değil mi?

Saygılar sunarım.
Türker Ertürk





--

Görüş, düşünce ve iletileriniz için aşağıdaki haberleşme ağını kullanabilirsiniz

Saygılarımla

kotanlartr@googlegroups.com

 http://groups.google.com.tr/group/kotanlartr?hl=tr

 

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

25 Aralık 2014 Perşembe

((slayt izle)) Fwd: BU KAFA MI DEMOKRAT?



 Rifat Serdaroglu <rifatserdaroglu@gmail.com>
 25 Aralık 2014 06:24
 BU KAFA MI DEMOKRAT?



Saygılarımla


BU KAFA MI DEMOKRAT?

AKP Hükümetinin Türk olmaktan utanan Sağlık Bakanı, yolsuzluğa-hırsızlığa-rüşvete bulaşmış AKP' li Bakanlar için şunu söyledi; "Çürük dişi çeker atarız!"

Cumhurbaşkanı Recep'in görevlendirdiği Başbakan Ahmet, Anayasa'ya göre "Müteselsilen Siyasi Sorumlu" olduğu eski Bakan arkadaşları için;
"Yolsuzluğa bulaşanın kolunu kopartırız" dedi!

Hooooopss, ve dahi durula, demiş Seyisbaşı;
Başbakan Ahmet ve Bakan Mehmet, sizler kendinizi şer'i hukukun geçerli olduğu Suudi Arabistan'da mı, yoksa dandik unvanları torpille aldığınız Malezya İslam Üniversitesinde mi zannediyorsunuz?
Kimsenin dişini sökmeye, kolunu kopartmaya gerek yok. Onlar cahiliye devrinde kalmadı mı? Siz hala oralarda mısınız?

Demokrat ülkelerde yapılan ve bizde de yapılması gereken şu olmalıdır;
Yolsuzluk-Rüşvet-Hırsızlık her rejimde olur. Çünkü bu kötülükler sütü bozuk şerefsizlerin fıtratında vardır. Yolsuzluklar tespit edilince, soruşturma açılır. Hırsızın "Dokunulmazlık Zırhı" olmaz. Şüpheli kişi, tüm deliller ile birlikte Bağımsız Yargıya teslim edilir ve Yargı kararına herkes saygı gösterir…

Başbakan Ahmet eğer Demokrat ve Dürüst biri olduğu iddiasında ise, 4 Bakan arkadaşını Yüce Divan'a göndermelidir. Bunu yapmazsa, ömrü boyunca bir daha "Dürüstlük" kelimesini kullanamaz.
O da Bakan arkadaşlarının seviyesine düşmüş olur.
Bu kafalar Türkiye'yi yönetiyor ve bunlar demokrat ha?
Bunlar demokrat ise, bizler yani gerçek demokratlar hepimiz, galiba uzaylıyız!

Başbakan Ahmet, yukarıdaki sözlerinden sonra Makedonya'da çözüm süreci denen ihanet süreci için övünerek şunu söyledi;
"Tek bir tarafla değil, bütün taraflarla görüşmelerimiz devam ediyor."
Çok pozitif, olumlu bir atmosfer var. Özellikle 6/7 Ekim olayları sonrası sarsılan güven ortamı test edilmeye çalışılıyor."

Soralım Başbakan Ahmet'e;
-Görüştüğünüz taraflar kimler? Türk Milleti adına kimlerle, ne görüşüyorsunuz?
-6/7 Ekimde öldürülen 40 vatandaşımızın katilleri bulundu mu?
-6/7 Ekimde yakılan yıkılan binlerce ev-iş yeri- okul-öğrenci yurtları- sağlık tesisleri-araçlar ne oldu?
Bu eşkıyalığı, bu vahşeti yapanlardan bir kişi olsun yakalandı mı?
-Seni Başbakanlık koltuğuna oturtan kişi de, sen de, partin de Türk Milletinden, Öcalan ve PKK ile görüşme yapmak için yetki aldınız mı?
-Güneydoğu Bölgemize "Yerel Yönetimlere Yetki verilecek" görüntüsünde, "Özerklik" vermek için yetki aldınız mı?
-İmralı'daki bebek katilinin affedilmesi için Türk Milletinden yetki aldınız mı?
-Kürtçe Eğitim ve Öğretim yaptırmak için yetki aldınız mı?
-Misak-ı Milli hudutları içinde, bir kopmaya yol açacak görüşmeleri,
PKK Narko-Terör örgütüyle yapmak için Türk Milletinden yetki aldınız mı?

Önce bu sorulara cevap vereceksiniz. Türk Milletinden bu konularda yetki almadan, adım atarsanız, oturduğunuz koltuk sizler için birer "İğneli Fıçı" olur.

2015 Haziranında Genel Seçim var. Çıkın meydanlara ve Türk Milletine şunları söyleyin;
-Bize oy verirseniz Anayasa değişikliği yapıp, Güneydoğu'da özerk bir bölge kuracağız.
-Bu bölgenin kendi parlamentosu, savunma güçleri, vergi toplama hakkı olacak.
-Bu bölgede Kürtçe, ikinci Resmi Dil olacak.
-Kürdistan denen bu bölgenin ayrı bir bayrağı olacak.
-PKK militanları bu bölgenin öz savunma güçleri olacak.
-Öcalan'ın da serbest kalacağı bir genel af çıkacak.

Bu benzeri tezlerinizi açıkça ve mertçe Türk Milletine anlatın. Tüm bunlara rağmen Türk Milleti size yine "Tek Başına" iktidar verirse, istediğinizi yapın!
Yok, bugün yaptığınız gibi, Türk Milletinden açık ve net yetkiler almadan, karnınızdan konuşup, başımızı belalara sokmaya devam ederseniz, iyi bilin ki Türk Milleti sizden bu ihanetin hesabını soracak ve sizin bir yerinizi kopartacaktır. Kolunuz mu olur, başka bir yeriniz mi, orasını bilemem!

Yazıyı Büyük Atatürk'ün bir sözünün tekrarıyla tamamlayalım;
Vatana ihanetin nedeni olmaz, er veya geç bir bedeli olur…

Sağlık ve başarı dileklerimle 25 Aralık 2014
Rifat Serdaroğlu

 

 


--

Görüş, düşünce ve iletileriniz için aşağıdaki haberleşme ağını kullanabilirsiniz

Saygılarımla

kotanlartr@googlegroups.com

 http://groups.google.com.tr/group/kotanlartr?hl=tr

 

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

22 Aralık 2014 Pazartesi

((slayt izle)) Fwd: FETHULLAH GÜLEN'in BİLİNMEYEN ÖZELLİKLERİ?!/2



 Cüneyt Şaşmaz <cesuryorum@gmail.com>
 22 Aralık 2014 18:41

 FETHULLAH GÜLEN'in BİLİNMEYEN ÖZELLİKLERİ?!/2



Gülen bütün konuşmalarında ve günlük sohbetlerinde yaşamının ne kadar yoksulluk içinde geçtiğini söyler.

Yoksulluk içinde büyüdüğünü vurgular ve özellikle bu noktada insanın duygularını sömürmeye özen gösterir.

Kendi anılarını anlatırken, bunun tersini söyler:
"Halil Dede'min çocukları buradaki gayri menkulleri 80 bin altına satarlar ve aralarında paylaşırlar...
Zira babalarından kalan mirası iki kardeş pay ederken, altınları tas tas paylaşmışlar.
Teker teker saymak vakitlerini alacağı için böyle yapmışlar.
O devirlerde onların bu mirası bölüşme keyifleri de çok meşhur olmuş bir hadisedir."

80 bin altını olan bir ailenin o günkü koşullarda sanırım çok zengin olması gerekirdi.

Daha sonraki hayatlarında farklı yorumlar yapsa da, gerçek olan şu ki, yoksulluk içinde büyümemiştir.

Kendi anlatımlarında ortaya çıktığı gibi, ailesi, 'altınları, zaman kaybı olmaması için tas tas paylaşacak' kadar bölgenin zenginleridirler.

Demek ki, hemen her vaazında veya röportajında vurguladığı gibi yoksulluk içinde yetişen biri değildir.
Yapmak istediği duygu sömürüsüdür.

Babası Ermeni düşmanıymış!?

Gülen ailesindeki ırkçı-şoven duygularının çok olduğunu sık sık vurgular.
Örneğin:
"Şamil Dedem de feveran derecesinde bir Ermeni ve Rus düşmanlığı vardır.
Bütün Ermeni ve Rusları doğrasa bu feveran dinmezdi."

Bütün 'Ermeni ve Rusları kesecek' kadar kindar olan bir ailenin Erzurum, Van, Muş gibi bölgelerde Ermenilerin katledilmesinde nasıl bir rol oynamıştır?!

Ayrıca Gülen'in kendisi bu katliamı destekliyor mu?!

Buna, benzeri sorulara Gülen'in yanıt vermesi gerekir.

Gülen'in Nurcuların arasına girişi kontrgerilla kararıdır

Yaşamı karanlıklarla dolu olan Gülen'in Nurcu cemaatinin içine gönderilmesinin dahi, MİT ve kontrgerilla gibi devletin gizli örgütlerinin kararı olduğu anlaşılıyor.

Kendi yaşamına dair anlattıkları dahi bunu doğrulayacak düzeydedir.

Erzurum'da öğrencilik yıllarında 'Bediüzzaman'ın yanından gelen Muzaffer Arslan'ın sohbetlerine katılması üzerine risaleleri tanır ve bir daha da sohbetlere katılmaktan geri kalmadığını' belirtir.

Ramazan nedeniyle Amasya, Tokat ve Sivas taraflarını dolaşarak vaazlar verir ve sohbetler yapar.

Gittiği her yerde ilk işi devletin bölge yöneticilerinden biriyle ilişki kurması oluyor.
Hem de çok kısa sürede bunu başarıyor.

"'Kırkıncı Hoca, bana, Selahattin ve Hatem'e Bediüzzaman Hazretlerinin yanından birisi gelmiş, akşam sohbet yapacak, oraya gidelim' dedi.
Teklifini hemen kabul ettik.
Mehmet Şergil'in terzi dükkanına geldik.
Burası, iki kilimden biraz daha genişçeydi.

İlk gece veya ikinci gece orada bulunanlardan aklımda kalan isimlerden bazıları, Mehmet Şevket Eygi, Kırkıncı Hoca, Esat Keşafoğlu ve Osman Demirci'dir.

Şevket Eygi, yedek subaylık yapıyordu.
Esad Keşafoğlu ise o sırada üsteğmendi.

Bediüzzaman Hazretleri, Muzaffer Arslan'a 'şark'ı bir dolaş gel' demiş o da Sivas, Erzincan ve Erzurum'u dolaşmaya gelmişti."

Bu toplantıya katılan isimlerin ikisi dikkat çekicidir.

O dönem yedek subay olarak görev yapan ve Gülen'in yakın dostlarından biri olan Mehmet Şevket Eygi, İslamcı yazar olarak dönemin Amerika'nın 'anti-komünist stratejisini' Türkiye'de gündemleştiren ve CIA ile yakın bağları olan biridir.

Amerika'yı komünizmle mücadelenin merkezi olarak gören ve İslamcıları Amerika'nın yanında yer alması gerektiğini söyleyen fetvalar veriyordu.

"Bizim en büyük düşmanımız komünistlerdir.
Elbette bir İslam devletinde komünistlere fikir yayma ve örgütlenme özgürlüğü tanınmaz...
İslam'ın düşmanları ve komünistler doğrudan karşı çıkmadıkları İslam görüntüsü altında melanetlerini işletmeye devam edeceklerdir..."

Hatta Deniz Gezmiş'in de önderliğini yaptığı, Amerika'nın 6 Filo'suna karşı yapılan protesto gösterilerine karşı, camilerde Müslümanlara çağrı yaparak, 'özgürlüğün temsilcisi ABD'nin yanında yer almaları' gerektiğini söyler.

Eygi, Milli Gazete yazarı olarak, bir Amerikan ajanı gibi yürüttüğü faaliyetler nedeniyle daha sonraları pişmanlığını belirtmiştir.

İkinci kişi ise, 'yeni Asyalılar Grubu'nun kurucusu olarak bilinen Gülen ile birlikte kendisini 'Nurcu' olarak tanıtan Mehmet Kırkıncı'dır.

Said-i Nursi hareketinden görünen ama Türk-İslam sentezini savunan, Demirel'i ve Adalet Partisi'ni çok aktif destekleyen bir cemaat lideridir.

Üçüncü kişi ise Yahudi asıllı Üsteğmen Esad Keşafoğlu'dur.
Bu kişi, Türkeş'le birlikte Amerika'ya gönderilen ve CIA tarafından kontrgerilla eğitimi verilen grubun içerisinde olan bir subaydır.

ABD'nin çok özel olarak eğittiği ve Türkiye'de anti-komünizm stratejisini uygulamak için görevlendirdiği bir subayın Gülen ile yakın dostluğunun olması ve birlikte dini toplantılara katılması da çok dikkat çekicidir.
(Devamı var)
just now tarafından yayınlandı



--

"Bizler;

Gözünde Vatanını,

Gönlünde ATATÜRK ilke ve İnkılaplarını tutabilen,

Vicdanında dinini saklayabilen,

Milliyetçilik ve laiklik düşüncesi içinde görev yapanlardanız..."

Nusret DEMİRAL, DGM Onursal Cumhuriyet BaşSavcısı




--

Görüş, düşünce ve iletileriniz için aşağıdaki haberleşme ağını kullanabilirsiniz

Saygılarımla

kotanlartr@googlegroups.com

 http://groups.google.com.tr/group/kotanlartr?hl=tr

 

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

((slayt izle)) Demokrat Adam, Paraleli, Savunanıda Savunmayınıda Savunur...Mersin İçel Burak Canlı

DEMOKRAT ADAM, PARALELİ, SAVUNANIDA SAVUNMAYINIDA SAVUNUR

Demokrat Adam'ın anlamı nedir bilmiyorum? O kadar okumuşluğum yok. Fakat bakın ne yapar Demokrat Adam…

14.02.2011 tarihlerin de "Benim Adım Ergenekon! Benim Adım Balyoz!" Yazısı gibi çok sayılar da yazılar yazıp Balyoz Davasında ki Hukuksuzluklara ve Ergenekon Davasında ki Problemlere karşı olduğumu belirtmiştim. Onları savundum…

Tekel İşçilerini içinde 30 Ocak 2010 tarihlerindeki yazılarla " Düşen Ateşin Yaktığı Yer Ve Tekel İşçisi" Yazısıyla savunmaya çalışmıştım.

Gezi Parkı olaylarının ta içerisindeydim. Kobaniyi savunan bendim.

"Festival Genekon Devri… Lale Devri Gibi…" yazısını 01.11.2011 tarihlerinde, "Cemaatçi Zihniyet Yasakçı Zihniyeti Ve Oda Terörü Doğurmuştur Faresiz Zindanlar" Yazısını 14.10.2011 tarihlerinde,"Nur Geenekon Gezegeninde Ergenekon İsmine Festival Panayır Derlerdi" yazısını 14.10.2011 tarihlerinde,"Tarikatçı Ve Cemaatçı Ve İnananlar Okusun" Yazısını 13.05.2011 tarihlerinde,"İmamın oyuncaklarında ki İmam Bayıldı Ve Bayılana Limon! Hikâye" Yazısını 30.03.2011 tarihlerinde,"İmam'ın Polisleri! Yetmedi Savcıları! Hikâye! Tıkla!" Yazısını 31.03.2011 tarihlerinde,"Din Üzerindeki Rant, Cemaat, Tarikat Ve Vb." Yazısını 04.02.2010 tarihinde kaleme almış bulunmaktayım.

Bu başlıkları google arama motoruna yazarak yanına Burak Canlı'yı da ekleyerek yazılara ulaşabilirsiniz.

Belki ilgili ve belki de ilgisiz takipçiler "Mersin İçel Burak Canlı" Cemaatçi mi oldu? Veya "Mersin İçel Burak Canlı neden Paralele destek verene de vermeyene de destek vermekte" gibi sorular yöneltmekteler.

Çöldeki bir kum tanesi kadar Mersin İçel Burak Canlı'nın bir değeri yoktur. Olmayacaktır da. Fakat Cemaat'in en Güçlü zamanında siz neredeydiniz?

Sizlere soruyorum siz ben Uğradığım tehdit, baskı, baskın, şantajlar da nerelerdeydiniz?

Cemaatten veya Paralel denen uydurma, mesnetsiz iddialarının üzerine giderken hiçbir menfaatin gene yok.

Paralel, Paralel iddialarını ortaya atıp inlerine gireceğiz diyenlerin durumu ne ola?

Bırakın bu safsataları bırakın Cemaat oluşumlarına karşı olmak başka bir şey… Gülen'i sevmemek başka bir şey… İnsan Hak Ve Özgürlükleri savunup Hukuksuzluklara karşı çıkmak başka bir şey… Olmadı beyler olmadı. Öyle yüksek perdeden bakıp Paralelciler un ufak olsun diyecek kadar umursamaz, kendini beğenmiş, hikâyeden insanlardan olmadık… Demokrasi kelimesinden her kadar nefret etsek de bilesiniz biz Paralele karşı olan ve fakat iktidar karşıtı olanı da anlamaya Cemaatçi olmadan Paralelci hikâyesine dim dik ayakta durmaya çalışanı da tebrik edecek menfaatsizliğin içerisindeyiz…

Martin Niemöller "Naziler önce komünistler için geldiler, bir şey demedim. Çünkü komünist değildim. Sonra Yahudiler için geldiler ve bir şey demedim. Çünkü Yahudi değildim. Sonra Sendikacılar için geldiler ve ben bir şey demedim. Çünkü Sendikacı değildim. Ve sonra benim için geldiklerinde ise çevremde benim için bir şeyler diyecek kimse kalmamıştı." İnancınız olsun ben hepsini savundum. Bugün bir şey başıma gelse var olsalar da olmasalar da kimse hiçbir şey demez. Çünkü gerisi de diğerleri gibi sadece kendine Müslüman… Tüm bunlara binaen insan sevdamızı yüreğimizde korumaya çalışmaktayız… Mersin İçel Burak Canlı

 

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

19 Aralık 2014 Cuma

((slayt izle)) Cadılar Bayramı Halloween Tarihi, Gelişimi Ve Dinden Bağımsızlığı Mersin İçel Burak Canlı

CADILAR BAYRAMI HALLOWEEN TARİHİ, GELİŞİMİ VE DİNDEN BAĞIMSIZLIĞI

31 Ekimde kutlanan Cadılar Bayramını Muhafazakâr Hıristiyanlar ile tutucu Protestanların geneli Cadılar Bayramı'nın yanlış buldukları için kutlamazlar.

Bayramın kökeni, eski Britanya'da pagan Keltlerin kutladığı Samhain Festivaline dayanmaktadır. Keltler 1 Kasım'ı yazın bitişi, kışın başlangıcı olarak kabul etmekteydi. Söz konusu tarihte hayvan sürüleri yaylalardan dönmekte ve toprak ağaları ile arazi kira sözleşmeleri yenilenmekteydi.

Ölülerin ruhlarının geçmişte yaşadıkları kendi evlerini ziyaret ettiğine inanan ve bu nedenle de kötü ruhları uzak tutmak için, yaşanılan bölgelerin yüksek yerlerinde ki tepelerde, evlerdeki ocakları tutuşturmak maksadı ile büyük ateşler yakılmaktaydı.

Ortalıkta dolaştığına inandıkları ruhlara tanınmamak için maskeler takıp değişik kostümler giyiyorlardı. Bu tür gelenekler sebebiyle Samhain Festivali zaman içerisinde İblisler, Goblinler, Periler ve Cadılarla anılmaya başlanma ile birlikte yaz sonu kentlerde ölülerin kutsandığı ve evliliklerin gerçekleştiği ilahi bir dönemi işaret etmekteydi.

Romalılar 1. Yüzyılda Kelt Topraklarını fethettikten sonra kendi ölüm festivalleri Feralia ve hasat festivalleri Pomonay'ı Samhain ile birleştirdiler.

7. Yüzyılda ise Papa IV. Boniface 13 Mayıs'ta kutlanan Azizler Günü'nü eski kayıtlara göre ve gene muhtemelen Pagan Festivalinin yerini alması için 1 Kasım'a taşıdı. Ve bundan sonra Azizler Günü'nün arifesi 31 Ekim kutsal kabul edilmesiyle birlikte Batılı dillerdeki Hallowen (holy evening/kutsal akşam) oluverdi.

Ortaçağın sonlarında dinden bağımsızlaşmış (Laik) kutlamalar ile Hıristiyan Bayramı kaynaştı. Avrupa'daki Reform Hareketleri esnasında Protestan Hıristiyanlar arasında, Cadılar Bayramı kutlamaları neredeyse son bulurken aksine Britanya'da Dinden bağımsızlaşmış bir Bayram olarak kutlanmaya devam etti.

Amerika'ya yerleşen ilk kolonilerde diğer bazı bayramlar gibi Cadılar Bayramı da yasaklandı. 1800'lü yıllarda, Cadılar Bayramından öğeler taşıyan Hasat bayramı kutlamaya başlandı.

19. Yüzyılda İrlandalılar ve Britanya'dan Amerika'ya göç eden çok sayıdaki göçmen Cadılar Bayramı kostümlerini de beraberlerinde getirerek Cadılar Bayramını ABD'deki başlıca çocuk bayramı haline getirdiler.

Bayramın sembolü haline gelen Balkabağının içi boşaltılarak gülen bir surat şeklinde oyulduktan sonra içinde mum yakılarak şeytani bir surat oluşturulmaya çalışılmaktadır. En yaygın tüketilen şekerleme elma şekeridir. Çocuklar toplu biçimlerde değişik kıyafetler giyerek kapı kapı gezerken ev sahiplerine "Şaka mı, şeker mi?" diye sorarlar. Şaka denirse çocuklar çeşitli muziplikler yapar. Şekerleme ikramı veya harçlık verilir çocuklara. Bu uygulamanın tarihi ise Britanya yoksullarının kapı kapı dolaşarak "Ruh Keki" toplaması geleneğine dayanmaktadır. Yetişkinler ise Bayrama en yakın hafta sonu cadı, hayalet, korku film karakteri gibi ilginç kostümlerle kıyafet baloları düzenler. Mersin İçel Burak Canlı

 

 

 

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

12 Aralık 2014 Cuma

((slayt izle)) Somaymış, İşçiymiş, Emekliymiş, İşsizmiş, Atanamamışmış, Yaşasın Aksaray...Mersin İçel Burak Canlı

SOMAYMIŞ, ,İŞÇİYMİŞ, EMEKLİYMİŞ, İŞSİZMİŞ, ATANAMAMIŞMIŞ YAŞASIN AKSARAY…

Yer Soma bilmem hangi tarihte kaç işçi vefat etti…

Yer Soma bilmem hangi bölgesinde bilmem kaç Zeytin ağacı katledildi…

Soma denilen bölge olaylardan önce Aksaray dedi..

Soma denilen bölge olaylardan sonra Aksaray dedi…

Bizler anlayamamışız Aksaray gerçeğini…

Bilememişiz…

Bir yandan ayakkabı kutuları canları sağ olsun…

Bir yandan üç kuruşluk emekli maaşı canları sağ olsun…

Bir yandan 65 olan emekli yaşı canları sağ olsun…

Bir yandan paralı askerlik canları sağ olsun…

Bir Millet işçiyle yani efendi ile kölenin farkını anlayamamışsa…

Bir Millet hakkını savunmaktan yoksunsa…

Kadın cinayetleri…

Zinanın suç olmaktan çıkarılması…

Tüm coğrafyayı saran Suriyeli, Iraklı mülteciler…

Canları sağ olsun…

Fakir, zengine alkış tutmaktaysa… İşçi, patrona kralsın ağabey demekteyse…

Daha çok torpil ararsınız… Fakat unutmayalım ki unutsanız da umurumda değil torpil bulumayanlar, ezilenler yok sayılanlar torpilleri bankamatikte gece karanlığında yakalar…

Canınız yanar… Hayatınız mahvolur… Huzuru bırakın yaşama amacınızı yok eder…

Gelinen noktada halen Ak sarayı mı savunmaktasınız… Gelinen noktada siz halen Soma mısınız?

Bakın ne diyeceğim Soma haritadan tüm nüfusuyla silinse… Yok, olsa bu coğrafya insanının hiç mi hiç umurunda olmayacak biçimde şu an nefret ve umursamazlıkla doldurulmuştur yürekler…

Siz gene aynı siz… Bize gelecek olursak, biz aynı biz değil… Yakacaksın ne varsa yanacak ve hatta kül bilemem kalmayacak ki yoktan yeniden insanlığı var edebilelim… Mersin İçel Burak Canlı

 

 

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

11 Aralık 2014 Perşembe

((slayt izle)) Fwd: Tango zinaysa, bu ne peki?


 D.Ali Ercan <daliercan@gmail.com>
 2014-12-11 15:36 GMT+02:00

 Tango zinaysa, bu ne peki?




-



-






not. Kırkpınar Yağlı Güreşleri bir Türk geleneği değildir; Balkan geleneğidir. Türk güreşi Çayırda yapılan güreştir. (kara kucak) æ



--

Görüş, düşünce ve iletileriniz için aşağıdaki haberleşme ağını kullanabilirsiniz

Saygılarımla

kotanlartr@googlegroups.com

 http://groups.google.com.tr/group/kotanlartr?hl=tr

 

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

8 Aralık 2014 Pazartesi

((slayt izle)) Fwd:


 kemal kaynak <kemalkaynak@gmail.com>
8 Aralık 2014 10:42

--

EHL-i SALİB'LERLE -KAVM-I NECİB'LERİN İTTİFAKLARI ..!!!
Ya da şimdilerde MEDENİYETLER İTTİFAKI DİYORLAR...

 

Kavm-necib ,Ehl-i Salib'Lerin ,biz Türk'ler karşı olan ittifakları ve can ciğer dostlukları taaaaa..Haçlı Seferlerine kadar dayanır.

Arap Tarihçi İbnül Esir;é Al-Kamil Fi'l Tarihé adlı tam 10 ciltlik Eserlerinde;(Kitabın Fransızca adı;Recuil des Historiensdes(Roisadex)

Hicret'in 491 (miladi 1098-1099) yılında Haçlı Savaşlarını anlatırken;Ehl-Salibleri(Frenkler),Halife-i İslam'ın çağırdığını çünkü Kafir Türk'lerin hem İslam hemde Hristiyanlığın kutsal topraklarına (Kudüs,Filistin)saldırılarını Frenklerle Arabların birlikte savunmaları gerekiyormuş..

Halifei İslam ,Kafir Türklere karşı Cihat Fetvasın da;

"Frenk(Ehl-i Salib) Ordularının Suriye ye girişinde,tüm Arabların ellerindeki bütün emaretleriyle Frenklere yardım etmelerini,çünkü kafir Türklerin işgalindeki hem İslam hemde hristiyanların kutsal topraklarının birlikte savunulması gerektiğini emretti..

Arab Tarihçi ,İbnül Esir Tarih-ül Kamil adlı eserinde:

Haçlı Ordularının Biz kafir(!) Türk'lere karşı giriştikleri insanlık dışı adi vahşetleri
şöyle naklediyor.

" Kutsal Toprakları Kafir Türklerden kurtarmak için bu müthiş kin ve garezlerinin tezahürleri yalnız Araplar ve Frenklerin işbirliğine münhasır kalmamış, Frenk Orduları bir günde 1500 barbar Türk'ü öldürerek, bunlardan 300 ün başını boyunlarından ayırarak Kahire'deki Halif-i İslam a gönderdiler. Bu barbar kafirlerin kelleleri bir nevi Frenk Komutanına ziyarete gelen ve her barbar Türk başına bir kese altın getiren Arap elçilerine iyi niyet olarak verildi.Halif-i İslam ın elçileri; bu kafir başlarını atlarının terkilerine yükleyerek Frenklerle ittifaklarını perçinlediklerinin işareti olarak Kahireye götürdüler.İbnül Esir devamla, İşte bütün bunlarla sabittir ki; Sünni ve şii Araplar arasında ortak milli ve tarihi kafir Türk düşmanlığı, hl-i Salib(Frenkler)lerin kfir Türklere karşı dini, kin ve garazı hiçte aşağı değildir. "
(Kine bakınız hele Her Türk'ün alçakça kesilen başlarına bir kese altın verenler..
Şimdilerde de bu Kindarların torunları Gazze'de ağlıyorlar ancak Türk 'menlere yapılan alçakça katliamları görmezden geliyorlar.)

Kavm-i Neciblerle,Ehl-i Saliblerin kutsal toprakları kurtarma ittifakında Haçlı Ordularının 1099 yılında Kudüs e doğru ilerlerken Frenklere her türlü levazım,nakliye ve yiyecek sağlandığını İbnül Esir nakleder. !

19.Yüzyılın ikinci yarısında bu kutsal ittifak tekrar Osmanlı Türk İmparatorluğuna karşı başlatılır. Beyrut, Şam, Sidon, Tripoli şehirlerinde Araplar tarafından sokaklara asılan afişlerde; Türklere hakaretler yağdıran ve Arapların dinini, namusunu kurtarmak için soysuz Türk'ün idaresinden kurtulmak için savaşacaklarını ve Tüm Arabların haysiyetlerini kurtaracaklarını söylüyorlardı. Sokak afişlerinde ve el ilanlarında yazanlar. (Soysuz TÜRK öyle mi?????..)
Buyurun İngilizlerle, Fransızlarla ittifak halinde sokaklara asılan ilanlar:
"-İliklerine kadar cahil olmasına ve ifsat edilmişliğine ve karı tabiatlı lığına ve o iki milyonu aşmayan sayılarına rağmen soysuz Türkler,35 milyondan fazla ALLAH Hizmetkarı biz Arabları boyunduruk altında tutuyorlar. Eyy bu Hazreti Peygamberler Yurdu ahalisi; siz Türk'ün zulmünü biliyorsunuz yüzyıllardır onlar sizin kutsal kanunlarınızı yok ettiler. Kutsal Kitabınızla alay ettiler. Sizi köle yaptılar. Sizin kutsal dilinizde Halifelik kanunları varken, Türkler zorla kutsal halifeliği de sizden çaldılar". 
(Karı tabiatlı ha !!Sizi gidi hayasız larr..)

Yukardaki afiş metni A.L.Tibavi. Arabic and İslamic Themes London kitabında vardır.

....İşte bu,biz TÜRK lere karşı olan kutsal ittifaklar 11.Kasım 1938 günü itibariyle yine başlatıldı.Tam 70 yıldır her türlü hareketle devam ediyor.11.Eylül 2001 den sonra ABD Başkanı ;yapacakları karşı saldırılar için "bu bir Haçlı Seferidir" dedi..

Ehl-i Saliplerle Kavm-i Neciplerin kutsal ittifakları Yeşil Kuşak Projesinde;Dini Devlet işlerinden ayırarak Laik Rejim Sistemi olan TÜRK DEVLETİ Türkiye Cumhuriyetinede "Ilımlı İslam"rejimi hazırladılar..

Kavm-i Neciplerin kutsal topraklarını 1914 lerden beri Ehl-i Salipler koruyor. Türkiye Cumhuriyetine yıllar sonra ziyarete gelen Arabistan Kralı; geleneklerimizde mezar ziyareti yoktur bahanesiyle Anıtkabire gitmedi ama Tüm İslam alemi için kutsal olan topraklara haçlı ordularının yerleşmelerine karşı çıkmadılar. !!

Eğer onların barbar kafir dediği ama"muhtaç olduğu kudret damarlarında akan asil kanda mevcut"olan,dünya insanlık tarihine binlerce yıldır mazlumların yanında olarak zalimlere kan kusturan TÜRKLER olmasaydı,İslamiyetin tüm kutsal emanetleride batılıların müzelerinde(ki bu müzeler tamamen hırsızlık ve talanlarla kuruldu) olacaktı.!!!!!
Asil ve Kahraman Türkler topraklardan çekilirken Kutsal Emanetleride Topkapı Sarayında muhafaza altına aldılar. !!

Bakalım yüzyıllardır, Türk'e karşı kurulan bu ittifakların sonu nasıl olacaktır. Bekleyelim görelim. 
Ne demişler! "Tarih tekerrürden ibarettir".. 




Görüş, düşünce ve iletileriniz için aşağıdaki haberleşme ağını kullanabilirsiniz

Saygılarımla

kotanlartr@googlegroups.com

 http://groups.google.com.tr/group/kotanlartr?hl=tr

 

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

6 Aralık 2014 Cumartesi

((slayt izle)) Fwd: ♣☼♣T.C. Letafet♣☼♣ Fwd: FW: ???: Fwd: AKP Global*** Biraz da gülmek için

 Fwd: AKP Global*** Biraz da gülmek için
İnananlar bile çıkabilir


 


--
Gülüşünde ilkbahar bakışında letafet
Seni bende görerek bana seni tarif et..
 
Bu gruba posta göndermek için; letafet@googlegroups.com
Bu gruba aboneliğinizi iptal etmek için; letafet+unsubscribe@googlegroups.com
 
https://groups.google.com/group/letafet
adresinde bu grubu ziyaret edin..
 
Yahoo Letafet1 : http://groups.yahoo.com/group/Letafet1


--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

5 Aralık 2014 Cuma

((slayt izle)) Fwd: 19. Milli Eğitim Şurası ve Eğitim Üzerinden Gelecek Kuşakları Teslim Almak



Ulusal Eğitim Derneği Isparta Şb. <ispartauedsb@gmail.com>
 6 Aralık 2014 00:25

 19. Milli Eğitim Şurası ve Eğitim Üzerinden Gelecek Kuşakları Teslim Almak





Sayı: 2014/25

Konu: "19. Milli Eğitim Şurası ve Eğitim Üzerinden Gelecek Kuşakları Teslim Almak"                      05.12.2014                                                                                                                                                                  

Kod: 32.011.159

BASIN AÇIKLAMASI

19. Milli Eğitim Şurası  ve Eğitim Üzerinden Gelecek Kuşakları Teslim Almak

19. Milli Eğitim Şurası 02-06 Aralık 2014 tarihlerinde Antalya'da toplandı. Milli Eğitim Şuraları, zaman içinde alınan kararların birçoğu tavsiye olarak kalsa da eğitim sistemimize şekil veren en önemli kurullardır.

19. Milli Eğitim Şurasına yaklaşık 600 katılımcı davet edilmiştir. 600 katılımcıdan yalnızca 16'sı sendikacı, eğitimcilerin oranı ise  %10 yani yaklaşık 60 kişidir.   Eğitim sistemine önümüzdeki yıllar içinde şekil ve yön verecek yaşamsal kararların alınacağı şurada siyaseten bağımsız kişi ve kuruluşların oransal ağırlığı ise içler acısıdır.  Şura katılımcıları arasında; referansı dinci siyaset olan parti meclis üyeleri, muhtarlar, iktidar yandaşı dernek ve vakıfların temsilcileri, parti kadın ve gençlik kolu üyeleri, milletvekilleri, eski bakanlar, yandaş sendikanın temsilcilerinden çok sayıda var.  Ama Şuraya katılabilen  "EĞİTİMCİ" sayısı neredeyse bir elin parmakları kadar. Bu yönüyle bakıldığında 19. Milli Eğitim Şurasının adeta "Eğitim Bir Sen Çalıştayı" olarak gerçekleşmiş olduğu bir tahmin değil, yaşanılan bir gerçekliktir. 

19. Millî Eğitim Şûrası;  gündem Konuları, alınan tavsiye kararları, uygulamalar noktasında önümüzdeki 3 yıla damgasını vuracaktır. Milli Eğitim Şurasının gündemi ve alınacak kararlar önceden,  Cumhuriyet'e yönelen ihanete "kılıf" amaçlı olarak kurdurulan  'Eğitim Bir Sen', AKP'nin önde gelen isimlerin üyesi olduğu 'Türkiye Gençlik ve Eğitime Yardım Vakfı' (TÜRGEV), 'İmam Hatip Mezunları Derneği' (ÖNDER), Nakşibendilerin üye olduğu 'İlim Yayma Cemiyeti', 'İlim Yayma Vakfı ve Ensar Vakfı'ndan oluşan, "5'li Koordinasyon" denilen bir oluşum tarafından belirleniyor.  Bu oluşum, değişik vakıf, dernek ve Milli Eğitim yöneticileri ve bürokratlarla toplantılara yaparak eğitim politikalarını konuşuyor, yapılması gerekenleri belirliyor.  İşte bu "5'li Koordinasyon" un önerileri "Şura Kararları" olarak kabul edilmiştir.

19. Millî Eğitim Şûrasının Gündemi ve gündem başlığı altında alınan kararlar şöyledir.

Gündem1. Öğretim Programları Ve Haftalık Ders Çizelgeleri: Alınan karalar;

a)    Değerler eğitimi bahane edilerek zorunlu dini eğitimin okul öncesini de kapsayacak şekilde genişletilmesi,

b)   Devlet okulları talebi karşılamıyor bahanesiyle özel imam hatip ortaokulları ve liselerinin açılması,

c)     Alevilik başlığında müfredatların güncellemesi ve anadilde eğitim tavsiyeleri,

d)   TC. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük derslerinin ve 4. sınıfta 2 saat anlatılan İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi dersi kaldırılarak, bu derslerin içeriklerinin Sosyal Bilgiler derslerinin içine alınması,

e)   Osmanlı Türkçesi'nin liselerde zorunlu ders olarak bütün liselerin öğretim programlarında yer alması

Gündem 2. Öğretmen Niteliğinin Artırılması; Alınan karalar;

a)    Öğretmen alımlarında Eğitim Fakültesi mezunu olma koşulunun kaldırılarak yerine her lisans mezununun öğretmen olabileceği bir siteme geçilmesi,

b)   Öğretmenlerin "nitelikleri" üzerinden ayrımcılığa tabi tutulmalarını sağlayacak düzenlemeler yapılması, (yandaş olanı tarafsız olandan ayırma çabalarına tavsiye kılıfı)

Gündem 3. Eğitim Yöneticilerinin Niteliğinin Artırılması; Alınan karalar;

a)    Eğitimci olmayanların da eğitim kurumu yöneticisi olabilmesini sağlamak,

b)   Mülakat temelli görevlendirmelerine yandaşlık zemininde meşruiyet kazandırmak,

c)    Verilen emri sorgusuz uygulayan kukla idarecilerle öğretmenler üzerindeki baskıyı arttırmak

Gündem 4. Okul Güvenliği; Alınan karalar; karma eğitimin kaldırılmasına meşruluk kazandırmak amacıyla,

a)    Karma eğitimin, karşı cinse ilgiyi artırdığı, bu durumun ise güvenlik ve disiplin sorunu yarattığı, okullarda şiddet ve akademik başarıyı engellediği ve kız öğrencilerin okullaşma oranlarına olumsuz etkilediği gerekçesi ile Karma Eğitimin kaldırılarak, ayrı kız-erkek okullarının açılması,

AKP iktidarı 'eğitim üzerinden' gelecek kuşakları dincileştirerek, ülkeyi talibanlaştırma ve Ortaçağ karanlığına sürükleme çabalarını karşı devrime, dinci faşizme dönüştürüyor. İktidar laikliğin olmaz olmazı karma eğitimi kaldırma ataklarında bulunurken; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) karşın kaldırmadığı zorunlu din dersini şimdi de ilkokullara sokmaya hazırlanıyor. Kur'an derslerinin süresi artırılıyor.

 Alınan kararlar öğrencilerin bilimsel eğitimden uzaklaştırılmasını, dinci – faşist gericiliğin meşrulaştırılmasına ve iktidarın karşıdevrim girişimlerine  "mazeret" oluşturmaktadır.

AKP'nin ülkeyi imam hatipler, dini dersler, mescitler ile türbanı ilkokula kadar sokarak talibanlaştırma çabalarına, Şura ile birlikte Osmanlıyı canlandırma, dili Araplaştırma çabaları da eklenmiş oldu. Osmanlıcanın zorunlu ders haline getirilmesi harf ve dil devrimlerine yönelik karşıdevrim girişimi olduğunu da anımsayalım.

Peki; 1923'lerde başlayan, 15 yıl içinde devrimci bir atılımla dünyaya örnek bir eğitim sistemini yaşama geçiren Cumhuriyet, Nasıl oldu da 19. Milli Eğitim Şurasında "dinci, karşı devrimci" kararları alabilme noktasına sürüklendi?

Eğitimi,  içinde bulunduğu sistemden bağımsız değerlendirme yanılgısı bizi,  yıllardır yerel ve uluslararası sermayenin toplumsal yaşamın tüm alanlarında, ama ilkönce ve her şeyden önce eğitim alanında ördüğü/ örgütlediği Siyasal dinci-gericiliğin meşrulaştırılmasına ve dolayısıyla emperyalizme bağımlılığın meşrulaştırılmasına götürür.

AKP iktidarının gerici ideolojiye yaslanan ve bunu derinleştiren politikaları göz önüne alındığında, halkın bağımsız siyasetinin olmazsa olmaz başlıklarından birisi gericiliğe karşı mücadeledir.

Siyasal dinci-gericiliğe karşı mücadele, siyasal dinci-gericiliği besleyen, palazlandıran ana damar olan emperyalizmle karşı mücadele ile özdeştir. Başka bir söylemle emperyalizmi alt etmeden siyasal-dinci gericiliği alt etmek olanaksızdır. Hesaplaşmayı dinci-gerici siyasal sistemin temel dayanağı olan emperyalizmle yapmayı göze alamayan her hareket ikincil sorunları öne çıkarıp dinci faşist sistemin eğitimini aklayıp meşrulaştırılmasına hizmet eder.

Diğer taraftan Eğitim sisteminin "hem kadrolarıyla hem müfredatıyla hem de yaşam alanı olarak" dinci gericilik ekseninde yapılandırılması yalnızca son 12 yıllık dönemin ürünü değildir. Elbette Yerel ve uluslararası sermayenin koruyuculuğunda, devlet-siyasal iktidar, ticaret-  cemaat-tarikat-vakıf ilişkileri etrafında örgütlenen İslamcı gericilik, AKP ile birlikte aydınlanma mirasının reddi ve tarihsel kazanımların tasfiyesi konusunda, kendinden önce iktidar olan siyasal partileri çok gerilerde bırakmıştır.

Eğitim sistemi içinde siyasal dinci gericiliğin yaygınlaşıp, kurumsallaşmasında dönüm noktası, Türkiye'de laikliğin geriletilmesinin ve devlet eliyle dinselleşmenin doğum izi olan 1947 yılı, Türkiye'nin kaçınılmaz olarak emperyalizmin kollarına teslim edildiği tarihtir. Milli Eğitimimiz 27 Aralık 1947'de imzalanan ve "Fulbright Antlaşması" olarak anılan "Türkiye ve ABD Hükümetleri Arasında Eğitim Komisyonu Kurulması Hakkındaki Anlaşma'nın sonucu olarak, bütünüyle Amerikalı uzmanlar ve CIA tarafından, Amerikan çıkarları doğrultusunda biçimlendirildi.

Bu tarihten başlayarak, söz konusu gericileşme süreci boyunca, Köy Enstitüleri kapatılmış, ezanın Türkçe okunması uygulamasına son verilmiş, Kuran'ın Türkçe meallerinin yayınlanması eski hızını kaybetmiş, Kuran kurslarının sayısı büyük ve baş döndürücü bir artış göstermiştir.

Bu tarihten başlayarak, imam-hatip liseleri kurulmuş ve yaygınlaştırılmış, yasa dışı ve kaçak kursların açılmasına müdahale edilmemiş, Cumhuriyet Devrimi Kanunları rafa kaldırılmış, tarikat yapılanmaları teşvik edilmiş, tarikatların siyaset ve ülke yönetimi üzerinde çok büyük oranda söz sahibi olmaları gündeme gelmiş, dinci partilerin sayısında bir patlama olmuştur.

Türkiye daha 25 yıl önce, yani 1920'lerde kan ve can bedeli ülkesinden kovduğu emperyalizme,  gericileştirme operasyonu ile yeniden teslim edilmiştir.

Öyleyse, mücadelenin hedefine emperyalizmi koymayan, gözünü tam bağımsızlığa dikmeyen bir laiklik mücadelesinin başarılı olacağına inanmak tam bir ham hayaldir, akıl tutulmasıdır ve siyasi karşılığı yoktur.

Çünkü dinci gericilik emperyalist sistemden bağımsız, ayrıksı bir olgu, bir aşırılık değildir. Dinci gericilik yerel ve uluslararası sermaye egemenliğinin bütünlüğünü temsil eder.

19. Milli Eğitim Şurası kararlarına bakıldığında bu açıkça görülmektedir.  Büyük Ortadoğu Projesinin amaçlarına ulaşabilmesi için;  Türkiye'nin Ortadoğu'da emperyalist senaryoların içine çekilmesi, bu amaçla Sünniliğin keskinleştirilmesine, Türk halkının kendini "yurttaşlık bilinci" ile değil  "dinle" tanımlar konuma getirilmesine yakıcı gereksinim vardır.

Aklın ve bilimin özgürleşmesi olan Laikliğe bile şaşı bakan,  hedefine emperyalizmi koymayan/koyamayan Sözde muhalefet, dinci- faşist iktidara muhalefet etmek için "gerçek Müslümanlar" adına konuşmayı yeğlemektedir. Böylece, dinin yaygınlaşıp derinleşmesine, yurttaşlığın değil, dinin ortak payda oluşturduğunun kabulü ve meşrulaştırılmasına en az dinci gericiler kadar katkı koymaktadırlar. Bunun sonucu olarak 1920'lerin halkçı- devrimci Laiklik anlayışı,  Emperyalizmin hizmetine sunulmuş bir laiklik anlayışına dönüştürülmüştür.

Emperyalist Kapitalist sistem tüm dünya çapında olduğu gibi, Türkiye'de de tıkanmış, gelecek vaat edememeye başlamış, gericileşmiştir. Yozlaşma ve çürüme bütün hızıyla devam etmektedir. Hayali ihracat, rüşvet, yolsuzluk sürmekte, toplumsal çürüme giderek mistik akımların ve dinselliğin yaygınlaşmasıyla, yoz kültürüyle, fuhuşla, uyuşturucu kullanımının yaygınlaşmaktadır. Karanlık giderek yoğunlaşmaktadır.  Ama unutulmamalı "Karanlığın en yoğun olduğu an, şafağın en yakın olduğun andır." Şafağın yakın olduğunu bizim kadar iktidarı ele geçiren dinci- faşist siyaset ve ulus ötesi güçlerde biliyor. Bu nedenle korkuları hezeyana dönüşmüştür. Bir biri ardınca çıkarılan faşist yasalar,  korunaklı saraylar korkularının ürünüdür.

Şafağın ve sabahın sahibi olma zamanıdır.  Gelecek Ellerimizdedir! Ancak bu zafer zorlu, sabırlı ve kararlı bir mücadele ile olanaklıdır.  Çünkü dinci - faşizmin saldırıları gelip geçici bir olay değil, "Bizi mahvetmek isteyen emperyalizmin ve bizi yutmak isteyen kapitalizmin" yarattığı bir ahtapottur.  Bu nedenle Kemalist, halkçı- devrimci güçler artık sıradan bir "laiklik savunuculuğu" ile yetinmemeli/yetinemezler. Başka bir söylemle "hafız ezberlediğini okumamalı", kimi ezberler bozulmalıdır.

Dinci faşizme ve emperyalizme karşı mücadele dün olduğu gibi bugün de Kemalist, halkçı- devrimci güçlerin omuzlarında tarihsel bir görev ve borç olarak durmaktadır. 

Zaman ağlama, sızlanma, teslimiyet değil,  küllerinden yeniden doğma, yeniden Mustafa Kemal olma zamanıdır. Türk ulusu "Ulusal Kurtuluş Savaşı" ile emperyalizmin zincirlerini kırarak nasıl bağımsızlığını kazandıysa, bugün de aynı bilinç ve kararlılıkla zincirlerini kıracak, kuşatmayı yaracaktır. Bundan kimse kuşkusu duymasın. 05.12.2014

 

 

YÖNETİM KURULU ADINA:                                                                                                Mahmut ÖZYÜREK

                          ULUSAL EĞİTİM DERNEĞİ

ISPARTA ŞUBE BAŞKANI





--

Görüş, düşünce ve iletileriniz için aşağıdaki haberleşme ağını kullanabilirsiniz

Saygılarımla

kotanlartr@googlegroups.com

 http://groups.google.com.tr/group/kotanlartr?hl=tr

 

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.