30 Nisan 2014 Çarşamba

((slayt izle)) Fwd: ERMENİ DÖNMELERİNİN ZAFERİ



 nurullah aydın <nurullahaydn2@gmail.com>
 30 Nisan 2014 22:11

ERMENİ DÖNMELERİNİN ZAFERİ



Nurullah AYDIN

25 Nisan 2014-ANKARA

 

ERMENİ DÖNMELERİNİN ZAFERİ

 

Ermeni dönmeleri geçmişte, sinsice saldırıyorlardı. Şimdi ise gün üstüne çıktı.

Dün laik çağdaş görüntü altında Ermenicilik oynayanlar, soykırım iddialarının papağanlığını yapanlar vardı.

Ermeni terör örgütü Asala terör örgütü yerine PKK'yı kurdular. Kürt kimliği şemsiyesi altında kanlı saldırlar yaptılar.

O da başarılı olamadı. Açılım saçılım süreci adı altında ihanet yapılanması sürerken, bu kez üçüncü sacayağı olan İslamcı görüntülü kanı bozuklar İslamcı kimlikleriyle sahnede yerlerini aldılar.

 

Laik çağdaş örgütlerde veya İslamcı tarikat ve cemaatlerde yuvalanmış İslamcı dönme Ermeniler ve terör örgütünde yer alan Marksist Ermeniler nerede?

 

Onlar siyasetçi kimliğindeler.

Onlar gazeteci kimliğindeler.

Onlar akademisyen kimliğindeler.

Onlar sivil toplum örgütü temsilcisi kılığındalar.

 

Rum isyanından sonra boşalan Osmanlı hariciyesine yerleştirilen Ermenilere, Osmanlı Devleti'ne hizmetlerinden dolayı millet-i sadıka adı verildi.

 

Osmanlı döneminde el üstünde tutuldular.

Devletin en önemli görevlerine getirildiler.

Cumhuriyet döneminde müzikten, sanata, her alanda değer gördüler.

 

Ama onlar kin nefret ve öfkelerini yenemediler.

 

Anadolu topraklarında kardeşçe barış içinde huzur ve güven içinde yaşamayı içlerine sindiremediler

 

Tarihi gerçekleri tersyüz etmeyi varlık nedeni sayıyorlar.

Türkleri katil ilan eden kitaplar yayınlıyorlar, makale yazıyorlar.

Nefret söylemciliğini kimlik haline getiriyorlar

 

Türkler içindeki uzantıları ile Hepimiz Ermeni'yiz, grubu oluşturmayı başardılar.

Hepimiz Ermeni'yiz, diye sokaklara düşüyorlar.

 

Kalem oynatıcılarını el üstünde tutuyorlar.

Türkleri daraltmak, bunaltmak, ezmek için ellerindeki bütün imkanı kullanıyorlar.

İlmi gerçekleri tersyüz ediyorlar.

Bütün bulguları çarpıtıyorlar.

Kışkırtıcılıkları, nefretleri, kinleri her an canlı tutuyorlar.

Kalemlerinden kin nefret öfke kokuları akıyor.

Tek dertleri Türklerdir, Müslümanlardır.

Her sokağa düşüşlerinde kinlerinin, nefretlerinin şiddetini daha artırıyorlar.

Milli andı kaldırdılar.

TC'nin devlet dairelerinden silinmesini istiyorlar.

Türk Milleti'ni  ağızlarına almazlar.

Onlar ne kadar vatan haini varsa onlara övgü düzerler.

 

Geleneksel Türk ve Müslüman düşmanlığının gizli sinsi alçak savunucularıdır.

 

Onlar; içimizdeki dönmelerdir. Türk ve Müslüman isimleri taşırlar ama gönülleri kalpleri hınç doludur.

Onlar; Müslüman görünümlü Gürcü, Rum, Yahudi ve Ermeni dönmeleridir.

Ajite etmek, nefret kusmak kimlik kişilik yaşam amaçları olmuştur.

 

Vatan evlatlarını kirli niyetlerle suçlamak, zan altında bırakmak, karalamak amaçları olmuştur.

Rum, Gürcü, Yahudi, Ermeni kimliklerini taşıyan ve bu ülkenin asıl vatandaşları olanlardan hainler çıkmaz. Onlar gerçek kimlikleriyle varlıklarını sürdürmektedirler.

 

İhanet içinde olanlar;  kimlik değişimi içinde zehir kusanlardır.

 

Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün vatandaşları; eşit, uluslararası hukukun ve Anayasa'nın teminatı altında barış içinde kardeşçe yaşamaktadırlar. 

 

Sorun, Ermenilerle değil, Batılılarla.  Ermeni sorunu dediğimiz şey, Ermenilerle değil, emperyalistlerledir.

 

Türk Milleti kışkırtıcı tipleri iyi tanımalıdır.




--

Görüş, düşünce ve iletileriniz için aşağıdaki haberleşme ağını kullanabilirsiniz

Saygılarımla

kotanlartr@googlegroups.com

 http://groups.google.com.tr/group/kotanlartr?hl=tr

 

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

29 Nisan 2014 Salı

((slayt izle)) Süleyman Soylu'nun Teşkilat Başkanlığı AK Partiyi İktidara Taşıyacaktır... Mersin İçel Burak Canlı

SÜLEYMAN SOYLU'NUN TEŞKİLAT BAŞKANLIĞI AK PARTİ'Yİ İKTİDARA TAŞIYACAKTIR…

Süleyman Soylu ışıktır, hızdır, yeniliktir…

DP Demokrat Parti Genel Başkanlığından sonra AK Parti Genel Başkan Yardımcılığına getirilen Süleyman Soylu AK Parti açısından stratejik bir hataydı…

Fakat şu an yani Teşkilat Genel Başkan Yardımcılığı görevi ile bu hatasını düzeltebildi…

Süleyman Soylu hızıyla, disipliniyle, gülen yüzüyle 2009 yerel seçimlerinde DP'de kendisini ispatlamış bir isimdir…

Şimdi umudum Ankara ile bağdaşmayan yerel İl ve ilçeler de, Merkezden ciddi, kararlı destek alabilmesi durumunda gerekli değişiklikleri yapacak olmasıdır…

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bir başka yerel de bulunan Siyasi Partinin yöneticileri bir başka…

Kimisi var kremli ve törpülenmiş ellerini dahi vatandaşa vermiyor sıkışmak için… Kimisi var el sıkıştıktan sonra ellerini hem de gözümüz önünde siliveriyor hem de bir tiksintiyle…

Bu demek değil ki tüm İl veya İlçeler böyle… Kimisi sıcacık… Kimisi güler yüzlü… Ama o diğerlerini gelin bana bir sorun… Bir bakış… Bir tafra…

Mersin İçel'de yerel seçimler de 2009 Süleyman Soylu Genel Başkanımızla Toroslar onsuz veya onlu 2014'de Akdeniz ve Saygıdeğer samimi Amcam Mumtaz Canlı'da Büyükşehirden DP adayı oluvermişti…

Tek bir AK Parti teşkilatından, tüm Mersin İçel'i karış ve karış dolaşmama rağmen birisine rastlamadım…

Seçim ve seçimler yerde yapılır gökte değil…

Keza yanlış konuşmalar, yanlış ifadeler Mersin Diline yabancı kalmış Köylüye, Göç edene kendisini ifade edemeyen kişilerle yola çıkılması bir taraftan zamanı yanlış, yolu yanlış hareketler neticesinde seçimi almamak için inat edercesine hareketler Mersin de seçimi AK Parti aleyhine bitirmiştir…

Bu yazı ile onu, bunu suçlamak değil niyetim… Amaç bir ağabeyimiz için Genel Başkanımız Süleyman Soylu'ya hoş geldin yazısı…

Cesareti bulunan Süleyman Soylu'ya Genel Merkez tam Güç ve destek verecek olursa, AK Parti Sil Baştan deyip yeniden ve sağlam bir yapı ile kendisini aşacak enerji ve güce sahiptir…

İlk kullanacağı argüman özgürlüktür… İkincisi Tam bağımsızlıktır… Üçüncüsü Evrensel İnsan Haklarıdır… Böylece… Oturup izleyeceğiz…

Not: Beni iyi veya kötü tanıdınız… Yok tanımadıysanız diye yazıyorum… Özgürlük Asla Pazarlık Konusu Edilemez! Ve diyorum ki "Bu Daha Başlangıç" Ve devamla Seçimin kaderini bir nebze de olsa belirleyebilmek uğruna oturmuyor aksine telaşla, heyecanla istifa veya ölüm seçeneğinden ölüm olanını seçerek Yola devam ediyorum… Eğlenceye Devam…Mersin İçel Burak Canlı

 

 

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

27 Nisan 2014 Pazar

((slayt izle)) Fwd: Dijital Deliller - Kamuoyuna Duyuru



D.Ali Ercan <daliercan@gmail.com>
27 Nisan 2014 23:28
Dijital Deliller - Kamuoyuna Duyuru



Değerli arkadaşlar, Tam bir yıl oldu, 14 değerli bilim insanının  dijital deliller üzerine Kamuoyu ile nesnel bilgi paylaşımları maalesef gereken yankıyı bulmadı yargı erkinde. Tekrar paylaşmakta yarar var. æ



.

***


KAMUOYUNA DUYURU

 

Biz, aşağıda imzası bulunan Bilgisayar Mühendisliği öğretim üyeleri, adlî soruşturma ve kovuşturmalarda bir süredir önemli rol oynayan "dijital deliller" hakkında aşağıdaki bilgileri kamuoyuyla paylaşmayı meslekî ve vicdanî sorumluluğumuzun bir gereği olarak görüyoruz:

Dijital belge:
Elektronik ortamda oluşturulan dijital belgelerin gerek içerikleri, gerekse de "yaratılmak ve son kaydedilmek tarihleri" ile "yaratan ve değiştiren kullanıcı ve bilgisayar adları" gibi üst veri bilgileri kolayca ve genelde iz bırakmadan istenildiği gibi kurgulanabilir ve tahrif edilebilir. Bu nedenle, başka kesin bulgularla desteklenmeyen bir dijital belge, tıpkı sıradan bir kağıda basılı imzasız bir metin gibi, içeriği veya üst verisinde adı geçen kişileri bağlayamaz.

Dijital belgenin aidiyeti:
Dijital bir belgenin bir kişiye ait bir veri depolama ortamında bulunduğu, sadece söz konusu belgenin daha sonra denetime olanak sağlayacak teknik önlemler alınarak çıkarılmış güvenilir bir örneğinin el koyma sırasında ilgili kişiye verilmesi halinde kabul edilebilir. Ancak bu koşulun yerine getirildiği durumlarda el koymadan sonra herhangi bir değişikliğe uğradığından kuşku duyulamayacak, sağlıklı bir delilden söz edilebilir.

Zararlı yazılımlarla belge yaratmak ve belge tahrif etmek:
Zararlı yazılımlar, bir bilgisayara kullanıcısının bilgisi olmadan yerleşip çalışmasını aksatmak veya imkânsız kılmak, ya da içindeki bilgileri değiştirmek gibi kimi işlevler gerçekleştirmek üzere hazırlanmış programlardır. Kimi zararlı yazılımlar özellikle yerleştikleri bilgisayarlara belge ekleyecek şekilde tasarlanmışlardır. Bu türden bir zararlı yazılımın yerleştirildiği saptanan bir bilgisayarda bulunan belgelerin o bilgisayarın meşru kullanıcıları tarafından oluşturuldukları veya içeriklerinin tahrif edilmediği iddiaları şüphe ile karşılanmalıdır.

Yukarıda özetlediğimiz temel bilgilerin adlî mercilerce göz önüne alınmasının ülkemizde adalet hizmetinin  niteliğini artıracağı ve önemli adlî hataların ve mağduriyetlerin önüne geçeceği yolundaki inancımızı Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz. 9.4.2013



Prof. Dr. Can Özturan

(Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü)

Prof. Dr. Cem Ersoy

(Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü)

Prof. Dr. Cem Say

(Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü)

Prof. Dr. Coşkun Sönmez

(Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü)

Prof. Dr. Emre Harmancı

(İstanbul Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü)

Prof. Dr. Fatih Alagöz

(Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü)

Prof. Dr. Fatoş Yarman Vural

(Orta Doğu Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü)

Prof. Dr. Göktürk Üçoluk

(Orta Doğu Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü)

Prof. Dr. Lale Akarun

(Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü)

Prof. Dr. M. Bülent Örencik

(İstanbul Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü)

Prof. M. Yahya Karslıgil

(Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü)

Prof. Dr. Sema F. Oktuğ

(İstanbul Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü)

Prof. Dr. Bülent Sankur

(Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü)

Doç. Dr. Borahan Tümer

(Marmara Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü)

 






--

Görüş, düşünce ve iletileriniz için aşağıdaki haberleşme ağını kullanabilirsiniz

Saygılarımla

kotanlartr@googlegroups.com

 http://groups.google.com.tr/group/kotanlartr?hl=tr

 

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

26 Nisan 2014 Cumartesi

((slayt izle)) Fwd: kotanlartr - Google Groups: İleti Bekliyor [{IKPB3MTbtJD0UyoCaWcwAaEjigRBlQ990}]


:


     

 26 Apr 2014 12:52:23 +0300
 Müyesser YILDIZ : Özel'e "Şantaj"ın Sebebi!..


müyesseryıldız

Başbakan Erdoğan Salı günü partisinin Meclis grup toplantısında, "Bunların elinde şantaj kasetleri var. Bu devletin en tepesinden en aşağısına kaset. Cumhurbaşkanının da şantaj kaseti vardı. Benimle ilgili de Genelkurmay Başkanın da"  dedi.

Tepeden tırnağa kasetlerle, şantajlarla yöneten ve yönetilenlerin ülkesi olmuşuz meğer!..

Erdoğan'ın, "Genelkurmay Başkanının da var"  sözünün Karargâh'ta tam bir şok etkisi yarattığını belirteyim. Org. Necdet Özel haberi Türkmenistan'da aldı, hiçbir değerlendirmede bulunmadı. Ne yapacağına dönüşte karar verecek.

İki ihtimal gündemde; Ya o da Cumhurbaşkanı Gül gibi, "Haberim yok"  açıklaması yapacak, ya da kuvvetle muhtemel Başbakan Erdoğan'dan bu sözlerini bir şekilde açıklığa kavuşturmasını, yani "düzeltmesini"  isteyecek.

Özel'in "çok özel"  kasedi olamayacağına göre, ne olabilir?

Gençlik yıllarına ait bir bilgi mi?
Işık Koşaner örneğinde olduğu gibi, komutanlarıyla yaptığı bir toplantının ses kaydı mı?
Uludere bombalamasının emri mi?

Var veya yok… Her ne ise ne… Mesele şu; Genelkurmay Başkanı Özel "kasedi"  olduğunu bilmiyor, "şantaja"  da maruz kalmamış. Ama ne garip, Başbakan Erdoğan biliyor.

Özel'e bir mesaj verildiği açık. İyi de ne?

-Şubat'taki İlginç Uyarı-

Kulislerde Şubat ayında Erdoğan-Özel arasında geçtiği öne sürülen bir konuşmadan söz ediliyor.

"Paralel devletle"  savaşta seferberlik ilân edilen, Başbakan Erdoğan'ın Balyoz, Ergenekon davalarında "kumpas"ı kabul edip, "yeniden yargılamanın"  yollarını aradığı günler. Erdoğan ve Özel görüşür. Erdoğan, ortak çözüm bulunması için Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ı Genelkurmay'a gönderir.

İddia o ki, işte bu görüşmede Erdoğan, Özel'e şöyle bir söz söyler:

"Sizi birbirinize çok bağlı sanıyordum. Ama içinizden hâlâ bana bilgi akışı var."

Bu "bilgi",  bugün Erdoğan'ın milyonların önünde dillendirdiği "kaset"  olamaz herhalde. Nitekim o günlerde Erdoğan'ın sözleri, "Artık siz de içinizdeki paralelleri temizleyin"  uyarısı olarak algılandı.

Yine o günlerde Genelkurmay Başkanlığı'nda yapılan "Dış güvenlik toplantısına"  MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın, "TSK'daki paralellerin"  listesiyle gittiği duyuldu ve bu yalanlanmadı.

Ancak geçen zaman içinde Genelkurmay'da hiçbir hareket yaşanmadı. Aksine, Adana'da MİT TIR'larının aranması olayında adı geçen Jandarma Bölge Komutanı aleyhine yapılan yayınlarla ilgili suç duyurusunda bulunuldu.

Başbakan Erdoğan'ın aynen Emniyet, HSYK ve bakanlıklarda olduğu gibi TSK'da da seri bir"paralel temizlik"  istediği açık. Geçmişte büyük titizlikle hazırlanan ihraç kararlarına dahi şerh koyan Erdoğan'ın bugün bu beklentide olmasındaki çelişki bir yana, TSK'daki kural ve işleyiş seri bir operasyonu engelliyor. Bir şeyler yapılıyor ve yapılacaksa, bunun sonuçları ancak Ağustos Şura'sında görülebilecek.

Bu bilgiler ışığında Başbakan Erdoğan'ın, "kaset"  mesajı için şimdilik en fazla, "Genelkurmay Başkanına elini çabuk tut uyarısı yaptı"  denebilir.

Askeri çevrelerin değerlendirmesi de bu yönde; "Herkesi işin içine çekme çabası"  olarak yorumlanıyor.

-Balyoz'da Frenin Sebebi de Bu mu?-

Erdoğan-Özel denkleminde dikkat çekici bir başka husus da Balyoz davasının "balyoz"  gibi gündemden düşmesi oldu.

Oysa gerek Erdoğan, gerek bakanları 30 Mart'tan önce ne önemli açıklamalar yapıp, ne sözler veriyordu. Adeta hapishane kapılarının açılmasına ramak kalmıştı. Genelkurmay'da Adalet Bakanı ile toplantılar yapıldı, yol haritası belirlendi vs. Hapishaneleri ziyaret eden komutanlar, "Az kaldı, bitecek"  mesajları götürdü.

Ancak seçimlerden sonra Balyoz'da çözüm için hiçbir adım atılmadığı gibi, Erdoğan yeniden"Ergenekon, darbe, cunta"  söylemlerine döndü.

Acaba Erdoğan'ın Balyoz'da frene basmasının sebebi de Özel'i "paralel savaşta"  yetersiz bulduğu için bir anlamda onu içerdeki askerler nezdinde bir kez daha "sözünü tutamayan komutan" konumuna düşürüp, tepkilerin odağı haline getirme niyeti olabilir mi?

Görünen şu; Ankara'da her cephede kartlar yeniden karılıyor, herkes yeni "pozisyon"  alıyor veya almaya zorlanıyor. "Kumpas" mağdurları ise içerde yatmaya devam ediyor.

Silivri, Hasdal, Hadımköy, Maltepe, Sincan, Mamak, Şirinyer ve Eskişehir'e kucak dolusu sevgiler
Müyesser YILDIZ

https://www.facebook.com/MuyesserYildiz






--

Görüş, düşünce ve iletileriniz için aşağıdaki haberleşme ağını kullanabilirsiniz

Saygılarımla

kotanlartr@googlegroups.com

 http://groups.google.com.tr/group/kotanlartr?hl=tr

 

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

((slayt izle)) Fwd: KILIÇ YARASI!



mehmet necati güngör <mnecatigungor@gmail.com>
25 Nisan 2014 23:11
 KILIÇ YARASI!
 


KILIÇ YARASI!

Mehmet Necati GÜNGÖR


Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, bir konuştu, pir konuştu.

Uzunca zaman konuşulacak, üzerinde konuşmalar ve tartışmalar yapılacak bir konuşma.

Kılıç Yarası gibi.

Kürsüde Haşim Kılıç değil de, "Haşin Kılıç" var gibiydi.

Sözleri okkalıydı.

Birikmiş bir öfkenin dışa vurumu gibiydi.

Hem hukuk dersi verdi, hem payladı.

Cemil Çiçek'in ifadesini tersinden okuyacak olursak;

Hem "haşladı", hem "tokatladı!"

Her kelimesinde bir kılıç darbesi vardı.

Kılıç yarası, iktidarın gövdesinde derin izler bıraktı.

İktidarın başının çehresinde de derin çizgiler.

Konuşma boyunca Tayyip beyin yüzüne baktım.

Suratı asıldı, dudakları büzüldü, yüzünün ağız ve yanak nahiyesinde pörsümeler oluştu.

Bunlar, kızgınlığının ifadesiydi.

Kızdı ama, sabırla dinledi.

Her an salonu tek edebilir diye bekledik, etmedi.

Konuşma boyunca gözlerim ara sıra da Gül'ün yüzüne kaydı.

Konuşmayı "mütebessim bir çehre"yi gizliyerek dinliyordu.

Bir yerinde gözünü kitapçıktan ayırıp, küçük bir gülücük kıvrımıyla Kılıç'ın yüzüne baktı.

Belli ki konuşmanın vurgusundan ve içeriğinden memnundu.

İçerikte neler vardı; bakalım:

"Bizler, adil olmayı kutsal bir görev kabul eden bir medeniyetin mensupları olarak, gücün ve şartların etkisiyle gömlek değiştiren bir karakterin sahibi olamayız"

"Mahalle baskısı ile yargı mensuplarının görüş, düşünce ve kararlarının etki altına alınma çabaları, adaletin kutsallığına inanmış olanlar için geçerli değildir"

"Anayasa Mahkemesi'nin siyasi amaçlarla hareket olduğunu söylemek ya da milli olmamakla suçlamak sığ eleştirilerdir"

"Yanlış yapanlar elbette yer değiştirecek. Tayinle sorun çözülmez."

"Yargı, tuzak kurulacak yer değil!"

"Eğer bir karar almazsak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce yok sayılırlar."

"Yargı üzerinde oluşan ya da oluşacak siyasi, ideolojik, dini, ırkı ve mezhebi tüm vesayetçi anlayışlar, başta yargı mensupları olmak üzere herkes tarafından şiddetle reddedilmelidir."

Konuşmanın geniş özeti gazetelerde yayımlandı.

Bu konuşmanın meydana getireceği sonuçlara gelince:

Anayasa Mahkemesi, iktidara açıkça meydan okudu!

"Hukuk devletinden taviz verilemez" dedi.

Mahkemelere, hakimlere ve savcılara cesaret verdi.

"Kararlarınızın arkasında durun, korkmayın" anlamına gelecek imalarda bulundu.

İktidarı eli bundan böyle eskisi kadar rahat olmayacak.

Siz bakmayın Cumhurbaşkanının her kanunu imzaladığına.

İmzalansa da bir kısmının Anayasa mahkemesinden geri döneceğinden eminiz artık.

Meselâ MİT yasası iptalini gündemine alabilir.

Bireysel başvurular sonunda tutuklu milletvekili Engin Alan'a tahliye ve yeniden yargılama yolu açılabilir.

Balyoz ve Ergenekon sanıkları yeniden yargılanabilir.

Ankara Büyükşehir Belediye başkanlığı seçimi iptal edilebilir.

İktidarın başında "Demokles'in" değil ama,

"Haşim'in kılıcı" sallanıyor demektir.





--

Görüş, düşünce ve iletileriniz için aşağıdaki haberleşme ağını kullanabilirsiniz

Saygılarımla

kotanlartr@googlegroups.com

 http://groups.google.com.tr/group/kotanlartr?hl=tr

 

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

23 Nisan 2014 Çarşamba

((slayt izle)) Fwd: 23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı



D.Ali Ercan <daliercan@gmail.com>
23 Nisan 2014 10:06


23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı





Toplumda özgürlük, eşitlik ve adaletin devamlı şekilde sağlanması ve korunması, ancak ve ancak, tam ve kesin anlamıyla ulusal egemenliğin kurulmuş bulunmasına bağlıdır. 
M. Kemal Atatürk. 1923


ULUSAL EGEMENLİK BAYRAMI KUTLU OLSUN !












Bu da günün şakası  
Tarım Bakanı Veysel Eroğlu demiş ki;  
"Kuraklığa rağmen su durumu iyi; Sapanca gölünde su az; ama yeterli !"



--

Görüş, düşünce ve iletileriniz için aşağıdaki haberleşme ağını kullanabilirsiniz

Saygılarımla

kotanlartr@googlegroups.com

 http://groups.google.com.tr/group/kotanlartr?hl=tr

 

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

((slayt izle)) Fwd: 23 Nisan




         

Cumhuriyet Gazetesi:23 Nisan 2014

       

        Ulusal Egemenlik ve Bireycilik…

 

                Anadolu İhtilâli, toplumsal hukuka saygın bir mücadeledir. Emperyalizmi alt ettiği kadar 'saltanat-hilafet' yöntemiyle ulusal egemenlik erkine el koyanları da tasfiye etmiş bir devrimdir. 'Biat' rejimini kaldırarak, demokratik halk 'meşruiyetini' sağlayan eylemdir. Ama ulusal egemenlik erkinin bireysel keyfiliklerle yitirilme olasılığı, yıllar sonra önümüzde bir büyük tehlike olarak durmaktadır.

                                                                                ERTUĞRUL KAZANCI / Eğitimci-Hukukçu

 

     Ulusal egemenlik, devlet kuran ve kamu yönetimiyle ilgili kurallar getirme erkine sahip halkın üstün ve genel iradesidir. Yaratıcı güç, ülkenin geleceğine ilişkin kararlar almaya yetkili olan halkın kendisidir. Böyle bir kudret, devlet işleyişini kurumlaştırarak, kamusal düzenlemeleri gerçekleştirir. Ulusal egemenlik erkinin genel irade adına kamusal alanlarda varlığını göstermesi de; yasama, yargı ve yürütme yoluyladır.

    23 Nisan 1920 tarihinde Anadolu'da başlatılan ve ulusal egemenliği öngören çığır, yüzyılların mutlak bireyciliği etrafındaki geleneksel birikimi, yıkıp atmıştır. Toplumcu değerlere bir bütün olarak ulaşmak ve o değerleri yaratan halkın varlığını esas almak ilke sayılmıştır. Türkiye, kurtuluş ve kuruluş yıllarındaki evrensel saygınlığını bu tutumuyla elde etmiştir.1950'ler sonrasının: "Odunu koysam mebus olur" anlayışına kadar ulusal egemenlik, ulusal iradenin demokratik kaynağı olarak kabul edilmiştir.

     Evrensel ölçütlerde bilinir ki; ulusal egemenlik hukukunu çiğnemeye kalkışanlar, gerici-faşist dikta sistemleridir. Ulusal iradeyi istedikleri gibi şekillendirmek için uğraşlar verir,  ilerici-toplumcu değerleri bağnazca yok ederler. Ulusal egemenlik erkine kavram olarak yabancı, güdümlü, kişiliksiz ve bilinçsiz yığınlar onların türedikleri var oluş nedenleridir. Sonunda sadece kişi profiline bağlı totaliterliklere yol açarlar. Hitler, Mussolini, Salazar, Franco, Batista, Pinochet ve niceleri bu konuda öne çıkmamışlar mıdır? Oysa ki Atatürk: 'Ulusal irade, yalnız bir kişinin değil tüm ulusun istek ve emellerinin bileşkesidir' der.

    Bir süreç:

   Türkiye'de ulusal irade seçimle Cumhurbaşkanını belirleyecektir. Asıl önemli olan da ulusal egemenlik sahibi halkın seçimde hangi kıstası yeğ tutacağıdır? Adaylıkta adları geçenler: "Biz oturur, görüşür konuyu çözeriz" demektedirler. Tamamlayıcı sözleri de herhalde şöyle olacaktır: "Sizler de oy verici kitle olursunuz…"

    Ulusal iradenin esası demokrasidir. Antidemokratik davranışları eleştirilen hükümetin başkanıyla, onun icraatlarına onay verdiği izlenen taraflı bir makam sahibi arasındaki paylaşım, hangi ülkesel yararı sağlayacaktır? İradenin sahibi halkımız, buyurgan ve kendi varlığını önemsemeyen yaklaşımı sindirecek midir? Yoksa Cumhuriyet ve devrimi öngörenlere özgü irade beyanında mı bulunacaktır?

    Bir kısım halkımız, iradi gücüne karşın neden hafife alındığını iyice düşünmeli sonra da kusur arayan gözlerle kendisine bakmalıdır. Bu yönde Cumhuriyetin kurucusunun tanımını da hatırlamalıdır:  "Bu devletin ve ulusun başında hiçbir kuvvet ve hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da ulusal egemenliktir". Ulusal egemenlik, ulusun bireylerinden ötede genel irade, ayrı bir kişiliktir".

   Ulusal egemenlik adına yürütme erkinin paylaşımını kararlaştıracak olanlar yıllardır işbaşındadırlar. Hukukun üstünlüğünden tutunuz da demokratik yöntem ve ulusal duyarlılıklara söz konusu paydaşlarca ne dereceye kadar uyulmuştur? Yanlış inanç sahteciliği ve boş sözler eşliğinde ulusa hükmetmeye çalışmaktan ötede, hangi zihniyetten sivrilmişlerdir? Halkçı-devletçi ekonomiyi, kamu zararı için neden terk etmişlerdir?

    Temel hak ve özgürlükleri baskı altına alarak biber gazı ve tazyikli sudan destek alan, yürütme erkini yargı ve yasamanın üzerine bina etmeye çalışanlar açıktır. Gençlerin yürek sızlatan akıbetlerinden acı duymayanlar, maddesel şaibe savlarına kulak asmayanlar ve 'idare-i maslahatçılar' niçin revaçtadırlar?              

    Bilgisizlik ve koşullanmış tutkuların zihinlerde cirit attığı bir ülkedeyiz. "Yaşamda en gerçek yol göstericinin bilim olduğu" yaklaşımı 1950'lerden bu tarafa göz ardı edilmiştir. Çünkü gelip-geçen birtakım iktidarlar; sorgulayan, araştıran ve irdeleyen gerçekçiliği asla sevmemişlerdir. Aradıkları öğe, uyuşturulmuş halk yığınlarını dayanak etmektir.

     Yeri gelmişken belirtmek isteriz ki; değerbilir uluslar, bağırlarından çıkan büyük hizmet sahiplerine özen gösterirler. Türkiye'de iş bir ölçüde aksinedir. Atatürk dolaylı, İnönü doğrudan doğruya hedeftir. Özellikle de Çankaya'nın olası adayı, "Ulusun tersine dönmüş alınyazısını yenen" ,Lozan yapıcısı ve Cumhuriyetin kurucularından İnönü'yü yergilerle dilinden düşürmez. O zaman da bir anektod aklımıza gelir: Ernest Hemingway, 'Çanlar kimin için çalıyor?" romanıyla evrensel ün kazanmıştır. Roman,1936-39'lar arası İspanyasında emperyalist payandalı faşizmin Cumhuriyetçilere saldırısını anlatır. Yurtseverlerin umulmadık dirençlerinden parlak kesitler verir. Yazar, 1923'lerin Lozan'ında İsviçre'dedir. Cepheden gelen Türkiye Başdelegesinin antiemperyalist kavgasını gözlemler ve övgülerle dolu gazete haberleri yapar. Hemingway'ın yıllar sonra İnönü'ye gönderdiği imzalı romanı bu saygıyı ifade içindir. Ama "BOP" eşbaşkanına imzalı takdirlerini sunacak ilerici-devrimci bir tek kitap yazarı düşünülemez.

    Sonuç:

    Seçim yoluyla beliren ulusal irade, ulusal egemenliğin önemini bilinçle taşıyorsa ideal demokrasi gerçekleşir. Yoksa; feodal, teokratik ve güdümlü dürtülerle aldatılarak çağcıl kültürden yoksun bırakılmış insanların irade beyanları sağlıklı olamaz. Böyle bir ülkede ulusal egemenliğe ait erk ve bundan doğan hak, sonunda bir-kaç kişinin elinde yitirilir. Tehlikenin büyüğü de buradadır.

 

  

   

   

.

  

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                                               

 



--

Görüş, düşünce ve iletileriniz için aşağıdaki haberleşme ağını kullanabilirsiniz

Saygılarımla

kotanlartr@googlegroups.com

 http://groups.google.com.tr/group/kotanlartr?hl=tr

 

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

22 Nisan 2014 Salı

((slayt izle)) Fwd: E-posta gönderiliyor: Ermnilerin dikkatle sakladıkları Türk Soykırımı



 Haluk TARCAN <haluktarcan@haluktarcan.com>
22 Nisan 2014 10:22



 Ermeni Soykırımına dönüştürülen TÜRK SOYKIRIMI
 Saygılarla sunulur
halûk Tarcan



--

Görüş, düşünce ve iletileriniz için aşağıdaki haberleşme ağını kullanabilirsiniz

Saygılarımla

kotanlartr@googlegroups.com

 http://groups.google.com.tr/group/kotanlartr?hl=tr

 

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

21 Nisan 2014 Pazartesi

((slayt izle)) KADROLARDA KAÇ HAŞHAŞİ VAR? ÜNİVERSİTE'NİN BAŞ İMAMI



--

Ak Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten, Dicle Üniversitesi Rektörü Ayşegül Jale Saraç ve Üniversite yönetimini yerden yere vurdu ve şok suçlamalarda bulundu.

KADROLARDA KAÇ HAŞHAŞİ VAR? ÜNİVERSİTE'NİN BAŞ İMAMI

Rektör Saraç ve yönetimin Pensilvanya'nın emrinde olduğunu savunan İçten, Dicle üniversitesi'nde yıllardır görev yapan Salih Hoşoğlu'nun bu üniversitede yıllarca baş imamlık yaptığını söyledi. Üniversite'nin tüm kadrolarındaki elemanların Hoşoğlu'ndan emir alıp almadıklarını soran İçten, "Kadrolarda kaç Haşhaşi var?" sorusunu da sorarak cevap verilmesini istedi. Akademik kadroların dağıtılırken yapılan sınavlar öncesinde sınava girecek kendi elamanlarına sınavdan bir iki gün önce sınav soruları dağıtılıp bilgiler verildiğini kaydeden İçten, "Hadi bakalım yok desinler?" diyerek te adeta meydan okudu.

"ŞEREFLERİ HAYSİYETLERİ VAR İSE İSTİFA ETSİNLER"

"Dicle üniversitesi rektörü ve rektör yardımcılarını, yönetimini biraz şerefleri, haysiyetleri var ise istifaya davet ediyorum" İçten, 64 maddeden kendi değimi ile 'Dicle Üniversitesi Rezaletler' dediği ve ağırlıkta üniversite rektörü Saraç'a ve Üniversite yönetimine yönelik suçlamaları şöyle:

DİCLE ÜNİVERSİTESİ REZALETLER

1. Devletin verdiği ödenekler Dicle üniversitesi tarafından nasıl ve nerelere kullanıldı? Devlet ihale yönetmeliklerine uyuldu mu? Yoksa teklif ve davetiye usulü ile mi ihaleler yapıldı ? Yapılan ihaleler hangi firmalara verildi? Bu firmaların sahipleri kimlerdir?

2. Devletin Üniversiteye tahsis ettiği araziler, gayrimenkuller hangi firmalara peşkeş çekildi? Bunlar hep aynı isimlere mi verildi?
3. Başbakanlık
Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye bakanlığınca tahsis edilen idari kadrolar: nasıl ve ne şekilde kimlere peşkeş çekildi? Rektör Jale Hanım geldiğinden bu yana kaç tane kadro tahsis edildi? Tahsis edilen bu kadrolarda kaç tane haşhaşi vardır?
4.
YÖK'ün tahsis ettiği akademik kadrolar nasıl ve ne şekilde kimlere peşkeş çekildi? Bunların isimleri, geldikleri yerler, gelmeden önceki unvanları, şimdiki durumları nelerdir?
5. Bu gelen yeni kadrolar aldıkları maaşların % 10 ile % 20 arasında F tipi örgüte haraç olarak verilmiş midir?
6. Rektör hangi cemaatin elamanı? Eğer F tipi Pensilvanya'nın emrinde değilse o halde şu sorulara cevap versin? Kaç tane öğretim üyesi görevlerinden ayrıldı? Neden ayrıldı? Yoksa bunlar Pensilvanya'nın emirine giremem diyenler miydi? Kaç tanesinin görevine son verildi? Kaç tanesi farklı üniversitelere (çok nitelikli olmalarına rağmen ) uzaklaştırıldı?
7. F tipi örgütü eleştirdikleri için kaç Diyarbekir'li öğretim üyesi ve elamanı bu şehirden uzaklaştırıldı?
8. Dicle üniversitesinde kadrolu imza yetkili genel sekreter Kim? Şu an aktif olarak görevinin başında mı? İmza yetkisi olduğu halde imzaları o mu atıyor? Yoksa başkası mı atıyor? İmza atan paralel yapının elemanı mı?
9. Asıl genel sekreter varken ve Jale Hanım tarafından imzalanarak atanmış biri varken,
Sabri Eyigün denen korsan genel sekreter kim oluyor? Bu şahıs akademik kadrosu olan birisi nasıl olurda idari kadroya vekâleten bakmakta ve Asilin atması gereken imzaları korsan bir şekilde atmaktadır? Buna Rektör nasıl göz yumuyor? Yoksa Pensilvan'ya böyle emrettiği için mi yapıyor? Ey YÖK denetleme kurulu üyeleri 5 yıldır neredesiniz? Bu suç değil mi? Korsan imza ile yapılan atamalar harcamalar yasal mıdır? Ey YÖK neredesin? Ne yapıyorsun? Buna nasıl göz yumuyorsun?

10. Bu korsan sözde akademik kadrolu şahıs Üniversiteye elaman alırken kendi akrabalarını, ailesini ve Diyarbekir'de F tipi örgüt abisinin verdiği kaç ismi korsan bir şekilde işe yerleştirdi? Elaman alırken kendi adamlarının sözde belgelerine dayanarak; Örneğin teknisyen kadrosu için motor mezunu dışında servis elamanı yetiştirme belgesi, hijyen belgesi, çevre sağlığı belgesi, eşi ve benzeri olmayan protokol karşılama hususunda 5 yıl deneyimli şartı koşup adama göre iş verdiler mi?

11. Akademik kadrolar dağıtılırken yapılan sınavlar öncesinde sınava girecek kendi elamanlarına sınavdan bir iki gün önce sınav soruları dağıtılıp bilgiler verildi mi? Hadi bakalım yok desinler?

12. Rektör ve yönetiminden biz HAŞHAŞİ değiliz demesini elbette bu süreçte bekliyoruz. İnşallah değillerdir acaba olsalardı bu kadar HAŞHAŞİLERE hizmet edebilirler miydi? Örneğin; Dicle üniversitesi tipi örgüt lideri olan zatın Vakıflarına kaç kes finansör oldu üniversitenin parası bu vakıfa neden peşkeş çekildi?

13. Dicle üniversitesi teklif ve davetiyeli işlerde HAŞHAŞİLER örgütüne haraç istedi mi? Hangi firmalar bu örgüte haraç vermek zorunda kaldılar?

14. Dicle üniversitesi uzman gibi önemli bir kadroya sadece kendi adamları diye 23.448 KPS puanı almış birilerini memuriyete aldılar mı?

15. Selçuk Üniversitesi 100.000 öğrencisine yaklaşık 5.000 personel ile eğitim öğretim verirken, Dicle üniversitesi 26.000 öğrenciye 5.000 üzerinde personel ile eğitim öğretim hizmeti vermektedir. Bu ne anlama geliyor? Kadrolar ihtiyaca göre mi ilan ediliyor? Yoksa adama göre kadromu tahsis ediliyor?

16. Akademik personel olan ve derslere girdi gibi gösterilen evrak üzeri görev yapıyor gibi gözüküp fiili olarak çalışmadığı halde bankamatik memuru olan kaç öğretim elamanı vardır?

17. Akademik personel için kadro açılırken, 10 yıldır hizmeti olan Diyarbekir'li hemşerilerimiz dururken dışarıdan özel sipariş ile insanlar bu kadroları doldurdu mu?

18. Haşhaşi olmadığını iddia ederek gazetelere para ile özel haber yaptırıp ilanlar veren rektör ve yönetimi, öğretim elemanları tweet ve Facebook adreslerinden Mavi Marmara şehitleri, Mit soruşturması, gezizekalılar ile ilgili olaylar ve dershane olaylarında hangi mesajları attılar. Bu mesajlar Ak Partime ve sayın başbakanıma hakaret içeriyor mu? Bunu yapanlar kimler ve bu mesajlar kimlerin emri ile atıldı?

19. Rektör yönetiminde olan korsan denen şahıs Facebook adresinde "bazı Ak Partililer cami duvarına işiyor" dedi mi? Biraz yüreği ve cesareti varsa cami duvarına işeyen Ak Partililerin ismini söylesin de 9,5 milyon üyesi olan büyük camianın tamamını zan altında koymasın. Yoksa bu korsan kişi haşhaşi olmadığını iddia ettiğine göre PENSİLVAN'yayı cami duvarı olarak mı görüyor?

20. Rektör ve onun Pensilvanya'dan emir alanları seçim günü ithal ettiği öğretim elamanlarına mesaj atarak oyunuzu Ak Parti dışında bir partiye verdirterek verdiğiniz oyun resmini çekip isminizi yazarak şu email adresine yollayın denildi mi? Bu mesaj ile ilgili bir işlem yapıldı mı? Üniversite lojmanlarında bulunan sandıkta Diyarbekir genelinde %1 oy alan CHP bu sandıklarda tarihte ilk defa % 25 in üzerinde oy alması sizce ne anlama geliyor? Benzeri diğer partiler MHP ve BBP'de aynı şekilde % 10 üzeri oy almıştır.

21. Dicle üniversitesinde kaç tane eczane vardır? Kaç yıldır bu eczane kim ve kimler tarafında kartel bir şekilde ne kadar bedelle işletilmektedir? Bölgede en çok ilaç satan Güneydoğu'da rekor kıran bu eczaneye yıllardır tek başına neden müsaade ediyorlar? Böyle bir örnek Türkiye 'de başka hangi Üniversite'de vardır. Farklı eczanelerin burada ticaret yapılması neden engellenmektedir? Rektör ve yönetiminden bu işin içinde rant elde edenler var mıdır?

22. Kurum iç denetçisi olan bir şahız üniversitenin en çok geliri olan kantinini kendi öz kardeşine teklif usulü vermiş midir? Bu basına yansıdıktan sonra bu şahıs bir başkasına kendisi devrediyor mu? Bu ihale iptal edildiği halde kurum iç denetçisi olan bu şahıs hakkında ne yapıldı?

23. Mevcut rektörden önceki yönetim hakkında 4.000 yıllık tarihi geçmiş ilaç depoda tespit edilmiş bu ilaçlar önceki yönetimde Dicle üniversitesine satılmış burada da çok ciddi vurgun yapılmış ve bu basına şu anki yönetim tarafından servis edildiği ve gereği yapılacak açıklaması yapılmasına rağmen bu konu hakkında ne yapıldı? Örtbas edildi mi? Eğer bu iftira ise, iftiraya maruz kalan eski yönetim hakkında hangi yasal işlem yapıldı? Eğer değilse bu yolsuzluk nasıl örtbas edildi? Acaba bu işin içinde kendi adamlarını da görünce birileri anlaşarak bu olayı kapattı mı?

24. 2007 dönemine ait üniversite hesapları Sayıştay tarafından incelemeye alındı. Sonuç olarak birçok kalemde yaklaşık 200 milyon yani eski rakamla 200 trilyon yolsuzluk tespit etmiş ve Sayıştay kamu zararının giderilmesi ile ilgili mevcut şu anki yönetime ilgililer hakkında gerekli adli ve idari işlerin yapılmasını raporda istediği halde bu konu hakkında neden bir işlem yapılmadı? Yoksa bu para birilerinin himmet gecelerinde topladığı rakamlara bakıldığında bu bir çerez parası mı?

25. Veteriner Fakültesi ve diğer fakültelerin döner sermayelerin dağıtımında adamcılık kafa kol ilişkileri sonucunda adaletsizlikler olmuş mudur? Örneğin bir doçente 20 bin TL üzerinde ödeme yapılırken, aynı fakültede bir profesöre 200 - 300 TL arası ödemeler yapıldı mı? Bu bariz örnek basına yansımasına rağmen rektör jale hanım ve yönetimi ne yaptı?

26. ÖSYM ve Açık Öğretim sınavlarında görev verilen personeller üniversiteden olması gerekirken kurumun dışında üniversite ile ilgili olmayan ve hatta kamu görevlisi olmayan kişilere görev verildi mi? Bunlar kimdir? Kimlerin referansı ile bu görevler verilmiştir? Acaba bunlar sınava girenlere cevapları dağıtmak için mi görev aldılar?

27. Paralel yapının adliye ayağı ile üniversitenin arasında ciddi ilişki yumağı vardır. Adalet yansımış mahkeme kararları incelendiğinde kararların büyük çoğunluğu üniversitenin lehine sonuçlanmıştır.

28. Rektör ilk seçimde 112 oy alarak 3. olmuş bunlara rağmen Ak Parti kurucularından olan sayın cumhurbaşkanımız atamasını yapmış ve göreve geldiğinden bu yana 500 öğretim üyesi ithal etmiş gelenlerinde ona oy verme şartını koşarak ikinci seçimlerde en yüksek oyu bu şekilde almıştır. Nitekim kendisine oy vermeyenleri de fişleyerek üniversiteden uzaklaştırmıştır.

29. Dicle üniversitesinde yabancı diller merkezinde yapılan IELTS yaklaşık 48 kişi sınava girmiş bunlarda 45 ve üzeri sınavı kazanmış ve kazananların tamamı UDS ve KPDS'den yıllardır geçemeyenler ne hikmet ise. Bu tür yerel sınavlarda paralel kokular gelmesi ile ilgili ÖSYM bu kişiler kazandıktan sonra bunun geçerliliğini iptal etti.

30. Aynı zamanda YDS sınavında Dicle üniversitesinde yüksek puan alan kaç öğretim elemanı vardır? Bunlar yarın bir sözlü sınav yapıldığında gerçekte bu dilleri biliyorlar mı? ÖSYM bu sınavların kamera kayıtlarını incelendi mi? Soru kitapçıklarında sorular çözüldüğüne dair karalamalar var mı?

31. Dicle üniversitesinde personel daire başkanı olan kişinin Pensilvanya ile bir bağlantısı var mı? Ayrıca yasal olarak atanması mümkün olmayan bu şahıs kimlerin emri ve imzası ile ataması yapılmıştır? Memuriyet dosyasında idari para cezası olan bu şahıs kanunen daire başkanı olmaması gerekirken nasıl bu göreve getirilmiştir? Sağır sultanın bildiği bu ceza ilgili dosyadan çıkarıldı mı?

32. Rektör Mardin/ Mazıdağı rektör yardımcıları Urfa, Konya ve Karabük'lü, Korsan şahız Ahlat'lı, yöneticilerin bir çoğunun Diyarbekir'li olmaması nedendir? Önem F tipi örgüte yakınlık mı?

33. Dicle üniversitesi Hukuk Fakültesi sekreteri kim? ( Ahmet Tuna'mı ) ? Bu şahız korsanın yardımcısının (Mustafa Tuna )'nın kardeşimi yoksa? Peki, bu şahsın kadroya atanma şartı olmadığı halde hukuk fakültesinde hukuka aykırı atama nasıl olur?

34. Dicle üniversitesinin tek genel sekreter yardımcısı görevini asalet yapan kişi Haluk İZOL neden bu şahsın hiç bir yetkisi yok elinden görevler neden alındı?

35. Türkiye'nin hiç bir üniversitesinde olmayan kadro unvanları Dicle üniversitesinde neden var? Bu hayali unvanlar yoksa adama göre iş için mi? Örneğin sekreter yardımcıları ve hastane müdür yardımcıları bunun bir örneği başka üniversitelerde yok. Oysaki bu tür atamaların kadroya dayalı yapılması ile ilgili mevzuatlar var.

36. Rektör yardımcısı Aytekin SIR kimdir? F tipi örgütün resmiyetteki kadrolu elemanı mı? Bu şahısların HAŞHAŞİLER'in lideri ile bir ilgim yok diyebildiler mi? bugüne kadar.

37. Dicle üniversitesi F tipi örgütün farklı üniversitelere doçentlik kazandırarak eleman kaydırdıkları bir üretim merkezi mi?

38. Dicle üniversitesinde yıllardır görev yapan Salih HOŞOĞLU bu üniversitede yıllarca baş imamlık yapıp tüm kadrolardaki elemanlar bundan emir aldı mı?

39. Sıddık ÜLGEN ve Cumhur KILINÇ, HAŞHAŞİLERİ'in liderinin doktoru olan bu şahıs yıllardır Dicle üniversitesinin bu yapısında aktif görev aldı mı?

40. Öğretim elemanları derslerde sayın başbakan ve Ak Parti aleyhine bizlere hakaretler yaparak Paralel yapı lehine öğrencileri yönlendirdiler mi?

41. Dicle üniversitesin ulusal anlamda ve uluslararası düzeyde bilimsel yeterliliğini anlatan alanlarda imzası var mı?

42. Çözüm sürecinde üniversitede öğrenciler arasında olan çatışmalarda ve Türkiye'ye sıçrayan olaylarda üniversite yönetimin katkısı var mı?

43. Çözüm sürecinde 900 ağaç kimler tarafından seçim sürecine girerken maksatlı kesildi amaçları neydi?

44. Dicle üniversitesi çözüm sürecinde en önemli merkezi olan Diyarbakır'da hangi faaliyetler ile katkı sağladı? Yoksa çözüm sürecinde HAŞHAŞİLER gibi rahatsızlar mı?

45. Haşhaşi olduklarını iddia ettiğimiz zatlar Diyarbekir'de haftalık aylık sözde cemaat toplantılarına iştirak etmişler mi? Bu toplantılar kendi evlerinde yapıldı mı?

46. Diyarbekir halkının dahi içeriye alınmadığı kampüs içlerine milletvekillerinde dahi olmayan özel giriş kartları bazı hâkim ve savcılara neden verildi?

47. Bugüne kadar kendinizden olmayan kaç canı yaktınız? Kaç öğretim üyesini yerinden yurdundan ailesinden ettiniz kaç insanı fişlediniz?

48. Artuklu üniversitesi yıllar öncesinden risk alıp önderlik yaparken sizler yıllarca binlerce imza toplanmasına rağmen neden Kürtçe ve Zaza'ca bölümleri açmadınız?

49. Dicle üniversitesi İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile yaptığı protokol ile yatılı okullarda verdiği ekstra derslerde partimiz ve Sayın Başbakanıma hakaretler edilmiş midir?

50. Rektörün basın sorumlusu Füsun ÖZCELEBİ kimdir? İmam diye tabir edilen ile bir akrabalığı var mı? Hangi şartlarda işe girip devlet memuru oldu? Bu kişinin aracılığı ile üniversitede ne tür etkinlikler boş harcamalar yapılmakta ve kimler kültürel etkinlikler adı altında üniversitenin Mali kaynaklarını sömürmektedirler.

51. Tıp fakültesinde ders sınav sonuçları önceden hocalardan alıp kendilerine yakın öğrencilere servis edildi mi? Basında da işlenen bu konu ile ilgili ne yapıldı?

52. Dicle üniversitesi Meslek yüksekokulu için öğretim görevlisi almak istediğinde kendisine başvuruda bulunan 4 kişiden iki kişiyi bilim sınavına çağırmasına rağmen çağrılanlar arasında olmayan 3. bir şahıs Aytekin ATASOY'yu aldılar mı? Bu hukuka aykırı değil mi suç değil mi? YÖK bu konu hakkında ne yaptı?

53. Rektörlük ve yönetimi kendinden olmayan cemaat ve cemiyetlere zülüm ettiler mi? Mesela ilim yayma cemiyetinde çalışan araştırma görevlisi Dr. Cahit KÜLEKÇİ' iki yıl boyunca kadro neden verilemedi? Kim bu hocayı tehdit etti. ?

54. ilahiyat fakültesinde örgütün evlerinde kalan öğrenciler için özel yaz okulu açıldı mı? Fiilen bu işletildi mi? Yoksa birilerine ayrıcalık için mi kâğıt üzeri kuruldu?

55. Dicle üniversitesi tez aşamasında yönetmelik değişikliği ile batıda başarısız olan öğretim elamanlarına yatay geçiş ile sahte diploma verildi mi? Bu hukuka aykırı değil mi?

56. Dicle üniversitesinde 2547 sayılı yasanın 50/D maddesine göre belirli bir süre için atanan asistanlara süreleri bittiği halde kaç yıldır maaş ödemesi yapılmaktadır. Bu bir suç ve yolsuzluk değil mi?

57. 33/A kadrolu olduğu halde işten usulsüz bir şekilde işten atılanlar var mı? YÖK bu işlemi iptal ettikten sonra ne yapıldı?

58. Öğrettim görevlilerin içerisinde öğrencilere yüksek fiyat ile kitap satıp daha sonra bu farkı bir hayır kurumuna bağışladığını söyleyen birileri var mıdır? Bunlar hakkında neden işlem yapılmamaktadır. Bu hayır kurumu HAŞHAŞİLER'mi ?

59. Emekli öğretim üyelerine usulsüz bir şekilde ek ders ve döner sermayesi ödemesi yapıldı mı? Üniversitenin bunda bir zararı var mı?

60. Fakültelerin binaları F tipi örgütüne tahsis edildi mi?

61. İktisat Fakültesi döner sermaye işletmesine bildirilmesi gereken öğretim üyelerinin özel üniversitelerden alınan ödemeler bildirilmiş midir? bu anlamda yasal kesintiler yapılmış mıdır?

62. Üniversitedeki bir asistana haksız uygulamalara itiraz eden paralel yapıyı 11 sayfalık bir dilekçe ile Temmuz ayında rektöre bildiren araştırma görevlisi başka bir fakülteye sürgün edildi mi? Hakkında soruşturma açıldı mı? Paralel yapıyı ispat et yoksa hakkında soruşturma açılacak diye dekanlık yazısı ile tehdit edildi mi? Bu yazıyı inkâr edebilirler mi?

63. Kalkınma ajansı üzerinden Dicle üniversitesine ve öğretim görevlilerine ne kadar proje adı altında para aktarılmıştır. Bu paraların akıbeti ne olmuştur?

64. 2011 yılında hastanenin temizlik ihalesi yapılmış ve ilk ihalede % 9 ile onaylanmayan ihale ne hikmet ise ikinci ihalede % 25 ile onaylanıyor. Bu onaylayan kişi kim? ve bu onaydan dolayı F tipi örgüte 500 bin TL haraç verildi mi?

 


Görüş, düşünce ve iletileriniz için aşağıdaki haberleşme ağını kullanabilirsiniz

Saygılarımla

kotanlartr@googlegroups.com

 http://groups.google.com.tr/group/kotanlartr?hl=tr

 

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.