20 Aralık 2009 Pazar

((slayt izle)) BOMBOKRASİ - Özkan BOSTANCI

BOMBOKRASİ


DEMOKRASİ esas itibariyle SİYASİ MAHİYETTE'dir!..

DEMOKRASİ bir SOSYAL YARDIM, veya İKTİSADİ TEŞKİLAT sistemi DEĞİLDİR!..

DEMOKRASİ MADDİ REFAH meselesi de DEĞİLDİR!..

Böyle bir nazariye, vatandaşların SİYASİ HÜRRİYET ihtiyacını uyutmayı amaçlar!..

BİZİM BİLDİĞİMİZ DEMOKRASİ, BİLHASSA SİYASİDİR!..

HEDEFİ, MİLLETİN İDARE EDENLER ÜZERİNDEKİ MURAKABESİ SAYESİNDE, SİYASİ HÜRRİYETİ TEMİN ETMEKTİR!..

(1919)
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
************************

ATATÜRK bu noktadan itibaren SİYASİ SİSTEMLER'in özelliklerini saymış...

Ve gördüğünüz gibi, DEMOKRASİ'yi kalkınma sağlıyan, herkese refah getiren, sorunları çözen, hatta PAZAR EKONOMİSİ ile ilgili SİHİRLİ bir DEĞNEK gibi yutturmaya çalışan madrabazların foyasını meydana çıkarmış!..

ATATÜRK'e göre eğer DEMOKRASİ diye bir şey varsa, o MUTLAKA İDARE EDENLER ÜZERİNDE GÜÇLÜ BİR MURAKABE KURAN, MİLLET'İN MAŞERİ FİKRİYATININ İKTİDARA YANSIMASINI SAĞLIYAN, YÖNETENLERİN DEĞİL; YÖNETİLENLERİN SİYASİ HAKLARINI ARTTIRAN BİR SİSTEMDİR!..

Bunun en iyi uygulaması da, daha önce belirttiğimiz gibi, CUMHURİYET'tir!

Şimdi lütfen etrafınıza bir bakın...

DEMOKRASİ diye yırtınanlar; MİLLET istediği için mi kendi maaşlarını arttırıyorlar?..

MİLLET istediği için mi DOKUNULMAZLIK ZIRHI'na bürünmüşler?..

Çıkardıkları kanunlar, kendilerinin ve ellerinde tuttukları KURUMLAR'ın denetimini kolaylaştırıyor mu, imkansızlaştırıyor mu?..

Hangi "demokratik" ülkede başbakanların, bakanların, milletvekillerinin, genel müdürlerin üzerinde "istifa"dan başka bir denetim var?..

Öyleyse ATATÜRK, BATI TİPİ DEMOKRASİ'yi tarif etmiyor!..

O ülkelerdeki uygulamayı anlatmıyor!..

O, İDEAL DEMOKRASİ'nin nasıl olması gerektiğini anlatırken, kendi zihninde geliştirdiği CUMHURİYET'i tarif ediyor!...

Zaten onun anlattığı tarzda bir DEMOKRASİ, en İDEALİST BATILI tarafından bile dile getirilmemiş ki!..

Öyleyse ATATÜRK'ün İDEAL tarifini bir kenara bırakıp, şimdiki DEMOKRASİ'nin neredene çıkıp nereye geldiğine bir göz atalım:

DEMOKRASİ'nin beşiğinin YUNANİSTAN ve ROMA İMPARATORLUĞU olduğu, sonradan İNGİLTERE'de görüldüğü, AMERİKA ve FRANSA'da geliştiği doğrudur.

Ama NASIL BİR DEMOKRASİ?..

Bu DEMOKRASİ, asla bize reklamı yapılan "üstün insan haklarını haiz, özgürlükçü, eşitlikçi" sistem değildir!..

Birazcık TARİH bilgisi bile, HAKİKAT'i bütün çıplaklığı ile ortaya çıkartmaya yeter.

Gerek YUNANİSTAN'da, gerekse ROMA'da teb'a İKİ sınıfa ayrılırdı:

HAS VATANDAŞLAR ve KÖLELER...

YUNAN şehir devletlerinden ROMA imparatorluk döneminin sonuna kadar ahalinin çoğunluğunu teşkil eden KÖLE-İNSAN ve KÖLE-MİLLETLER'e hiç bir söz hakkı tanınmamıştır.

Dolayısiyle KADİM DEMOKRASİ bir ÇOĞULCU sistem değil, bir ELİT TABAKA REJİMİ'dir!..

Kadınların da sözü geçmez, SENATO'da yer alamazlardı.

Şu halde DEMOKRASİ'nin "HALKIN SESİ rejimi" olduğu bir palavradan ibarettir!

İNGİLTERE, AMERİKA ve FRANSA, her konuda olduğu gibi bu konuda da YUNAN ve ROMA medeniyetinin kötü unsurlarını almışlar; sözde "demokrasi"lerinde sadece kendi halklarına söz hakkı tanımışlardır.

Mesela İngiltere; Afrika, Çin, Hindistan, Amerika, Avustralya ve Arabistan'a hükmederken; bu ülke halklarından hiç bir temsilci İngiltere Parlamentosu'nun kapısından bile girememiştir!

Kaldı ki, İngiltere kendi halkını da AVAM-LORD diye ikiye bölmüş!..

AVAM(AYAK TAKIMI) dediği çoğunluğun hakkını, uzun süre LORD dediği eskiden HANEDAN'a hizmet etmiş olan insanların dejenere torunlarına tahsis etmiş, vermemiştir.

İngiltere'de sanayicilerin bile Parlamento'da temsili ancak 1832'den sonra mümkün olabilmiştir.

Aynı tarihlerde İngiltere nüfusu 8.000.000 İDİ.

Bunun ancak 160.000'i tarafından seçmen idi.

Onların sözde seçtiği Avam Kamarası'ndaki 658 mebustan 487'si ya asillerden veya asillerin seçtiği temsilcilerden oluşuyordu!..

Lordlar Kamarası ise tamamen asillerden oluşuyor ve babadan oğula geçiyordu...

Hala da öyledir...

10 yıl önce Sosyalist iktidar parlamentoda "reform" yapacakmış!..(1999)

Neymiş biliyor musunuz o reform?...

LORDLAR KAMARASI'ndaki kaşarlanmış hanedan mensuplarının sayısı 732 olmuş.

Onu 90'a indirecekmiş!..

Ama yine babadan oğula HANEDAN PARLAMENTOSU sürecek!...

İşte bize "demokrasinin vatanı" diye yutturulan İngiltere'de durum budur!..

Bu ZALİM ve DESPOT milletin 1839'dan sonra bize "demokrasi" baskısı yapması!..

1.MEŞRUTİYET, 2.MEŞRUTİYET meclislerinde OSMANLI teb'asından Arap, Laz, Kürt, Çerkez, Bulgar, Yunan, Yahudi ve Ermeniler'in TÜRKLER'den daha çok sayıda bulunumasını istemesi!..

Ve bunu o dönemlerin yöneticilerine kabul ettirmesi ibret vericidir!

Fransa ve ABD'de de durum bundan farklı değildir!..

Zenciler, kadınlar son zamanlara kadar parlamentoya girememişlerdir.

Çinliler, sömürge temsilcileri hala yoktur.

Kızılderililer ise temsil ne kelime, yok edilmişlerdir!

BATILILAR'da İNSAN sevgisinin olmayışının, APARTHEID denilen IRK AYIRIMCILIĞI'ndan bir türlü vazgeçemeyişlerinin sebebi; işte bu 3000 yıllık anlayışın genlerine sinmesinden dolayıdır!..

Buna bir de M.S.450'den itibaren AVRUPA'yı saran VANDAL akınlarının getirdiği BARBARLIK ile 1097'de başlıyan HAÇLI SEFERLERİ'ni, 1200'lü yılların KAPITALİZM ve 1492'den sonraki EMPERYALİZM zihniyetini ekleyin; ortaya BATILI YAMYAM tipi çıkar!..

Bu YAMYAM'ın kullandığı EŞİTLİK, İNSAN HAKLARI, DEMOKRASİ sloganları hep kendi yaptığını doğru göstermek, yediği İNSAN etini gözlerden gizlemek içindir.

Halbuki MUTLAKİYET ile idare edilen OSMANLI DEVLETİ, İNSAN ayırımı yapmazdı!..

Ta 1300'lerden itibaren her DİN ve IRK'tan insanın kaabiliyetini geliştirebileceği ve SADRAZAM'lığa kadar yükselebileceği ENDERUN sistemini kurmuştu...

Öte yandan 36 OSMANLI padişahından 30 kadarı cariye, yani KÖLE ile hayatını birleştirdiğinden, kölenin oğlu SULTAN olmuştur!


OSMANLI emperyalist değildi!..

Dağılmasından sonra kurulan 20 kadar devletin istisnasız hepsi TÜRKİYE'den daha zengindir!..

Siz hiç AVRUPA ve AMERİKA'nın sözde bağımsızlık verdiği Afrika, Güney Amerika ve Asya devletlerinden bir tanesinin bile onlardan zengin olduğunu iddia edebilir misiniz?

İşte TÜRK CUMHURİYETİ böyle bir rejimin ardından gelmiştir...

Onun için biz CUMHURİYET ile DEMOKRASİ'yi ayırıyoruz..

DEMOKRASİ hayranı ve hastası değiliz!..

Biz CUMHURİYETÇİ'yiz!..

BATI'nın bütün dünyaya, sanki BATI'nın zengin ve kalkınmış olmasının sebebi DEMOKRASİ imiş gibi, bu ucubeyi dayatmasına isyan ediyoruz!..

BATI DEMOKRASİSİ, tarihten gelen özelliği ile bir SINIF PARTİLERİ sistemidir!..

Yani MİLLET'in tümünün fikriyatını yansıtan MİLLİ SİYASET görüşü taşıyan DEĞİL;

İktidara geldiği takdirde SADECE TEMSİL ETTİĞİ KESİM'E HİZMET EDECEK partiler söz konusudur...

Bu da partilerin birbirine düşman olmasına, MİLLET fertlerinin ikiye, üçe, beşe, ona bölünüp birbirinin kuyusunu kazmasına yol açar.

ATATÜRK'ün HALK FIRKASI'nı kurarken söyledikleri bile, BATI TİPİ DEMOKRASİ'nin bize uymıyacağının delilidir.

Tekrar, aynen veriyoruz:

"Diğer memleketlerde PARTİLER mutlaka EKONOMİK HEDEFLER üzerine kurulmuş ve kurulmaktadır.

Çünkü o memleketlerde ÇEŞİTLİ SINIFLAR vardır...

BİR SINIFIN MENFAATİNİ KORUMAK İÇİN KURULAN SİYASİ bir PARTİYE KARŞILIK, DİĞER BİR SINIFIN MENFAATİNİ KORUMA AMACIYLA PARTİ teşkil eder.

Bu pek tabiidir!."

"GÜYA BİZİM MEMLEKETİMİZDE DE AYRI AYRI SINIFLAR VARMIŞ GİBİ, KURULAN SİYASİ PARTİLER YÜZÜNDEN ŞAHİT OLDUĞUMUZ NETİCELER MALUMDUR...

Halbuki HALK FIRKASI'NA BÜTÜN MİLLET DAHİLDİR."

ATATÜRK'ün bahsettiği ÇOK PARTİLİ uygulama MEŞRUTİYET dönemine aittir...

Yani biz ÇOK PARTİLİ SİSTEM'e 1950'de, DEMOKRAT PARTİ ile geçmedik!...

1908'den beri bu batağın içindeyiz!..

Şikayet edilen neticeler 90 yıl sonra bile değişmedi.

Çünkü DEMOKRASİ aslında, EMPERYALİST BATI'daki HAKİM SINIFLAR'ın (ARİSTOKRASİ ve RAHİPLER) AMERİKA'NIN BAĞIMSIZLIĞI ve FRANSIZ İHTİLALİ ile zorla zorla elinden alınan imtiyazların geri kalanını koruyabilmek için "kendi rızası" ile vermeyi kabul ettiği "tavizler"den ibarettir!..

Bugün bu İKİ sınıf ZENGİNLER (KAPİTALİSTLER) ile birleşmiş arkasına da koruyucu güç olarak MAFYA'yı almıştır...

Delil mi istersiniz?..

DOĞU BLOĞU'nun dağılmasından sonra bu ülkelerde ilk oluşan örgütün MAFYA olması, başka ne ile izah edilir ki!..

Sonra İNSAN HAKLARI teranesi ile bu MAFYA ve SUÇLULAR'ın peşine takılacak GÜVENLİK GÜÇLERİ ve ADALET MEKANİZMASI'nın elini kolunu bağlarlar...

Polis arama izni olmadan bir katilin otomobilinde suç silahını bile bulsa, adamı beraat ettirirler...

Kiralık kaatil kullandıklarından adam öldürenlerin bile üzerinden İDAM cezasını kaldırırlar...

Bankalara "mevduat sahiplerini açıklamama" kuralı getirirler ki, HIRSIZLAR'ın, VATAN HAİNLERİ'in servetleri korunmuş olsun!..

BATI'nın HUKUK SİSTEMİ bile SOYGUN DÜZENİ'nin bir parçasıdır!..

Hepsinin toptan adı da DEMOKRASİ'dir!..

EMPERYALİST BATI'nın DEMOKRASİ'nin "tabii sonucu" gibi göstermeye çalıştığı EŞİTLİK kavramı da bir palavradan ibarettir!..

Dikkat edilirse, hiç bir zaman EŞİT GELİR DAĞILIMI'ndan, EŞİT PAYLAŞIM'dan, hatta EŞİT KARIN DOYURMA'dan bile bahsetmezler!..

Sözünü ettikleri FIRSAT EŞİTLİĞİ bile ne olduğu tam anlaşılmayan bir kavramdır!..

Ve hiç bir zaman AKILLI, DÜRÜST, ÇALIŞKAN kişilere ÜÇKAĞITÇI, DÜZENBAZ ve KABA KUVVET'e dayananlara aynı imkanları tanımazlar....

KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ döner dolaşır, kadınların da bir kısım erkekler kadar namussuz ve ahlaksız olabilmesi noktasında odaklaşır!..

Hiç bir zaman İYİDE, GÜZELDE birleşmezler!.

SUÇLULAR'ın MASUMLAR'a, HOMOSEKSÜEL ve LEZBİYEN, hatta SAPIKLAR'ın NORMAL İNSANLAR'a "eşitliği" ön plana çıkar!...

Ya AÇLAR'ın TOKLAR'a, ZAYIFLAR'ın GÜÇLÜLER'e eşitliği, denkliği?..

Bunların BATI DEMOKRASİSİ'nde yeri yoktur!..

Varsa, görebilen varsa göstersin!

Öte yandan son zamanlarda sık sık tekrarlanan bir ifade var:

"DEMOKRASİ olmadan LAİKLİK olmaz, LAİKLİK olmadan da DEMOKRASİ olmaz" diyor bazıları!..

Bu söz BATI için, AVRUPA için doğrudur!..

Doğru olması da pek tabiidir...

Çünkü, daha önce uzun uzun anlattık, bilhassa FRANSIZ İHTİLALİ ile ARİSTOKRATLAR'ın tekelindeki YÖNETİM kısmen alınmış, BURJUVA denen okumuş, şehirli tabaka SÖZ SAHİBİ olmuştu...

Ancak bu KÖKTEN DEĞİŞİKLİK, KİLİSE'nin MÜLKİYET hakkının da yaygınlaştırılması ile aynı anda yapılmıştı...

İlki DEMOKRASİ, ikincisi LAİKLİK'tir...

Bunları AVRUPA'da birbirinden ayıramazdınız, başarı ihtimali kalmazdı!..

Ama TÜRKİYE'de ne ARİSTOKRASİ vardır, ne de CAMİLER'in SERVET'i!..

Haa, "Laiklik, VİCDAN HÜRRİYETİ'dir," diyorsanız, o zaten OSMANLI'da da vardı...

ATATÜRK, TÜRK MİLLETİ'nden başkasında HOŞGÖRÜ olmadığını düşünür.

Önemli bir hususu daha var ki, DEMOKRASİ havarilerinin gözünden hep kaçar...

"En iyi demokrasi hangi ülkede?" diye sorduğmuzda cevap genellikle "İskandinav ülkeleri" oluyor..

Bazısı da "İngiltere" diyor...

Nedense ABD'yi pek başarılı bulmuyorlar...

Fransa ise, "aşırı demokrasi"nin yarattığı sıkıntıları De Gaulle'ün getirdiği kısıtlamalarla aşmaya çalıştığı için rağbette değil...

ASYA, AFRİKA, GÜNEY AMERİKA'da yaşıyan 5 milyar insanın yer aldığı hiç bir devlet ise BATILI anlamda DEMOKRATİK değil!..

İşte gözden kaçan husus bu noktada bariz şekilde ortaya çıkıyor!...

En DEMOKRATİK denilen İSVEÇ, NORVEÇ, İNGİLTERE'de KRALLIK var!..

Batı Avrupa'nın diğer "demokratik" ülkeleri de KRALLIK, veya PRENSLİK!..

Bunlar bizim kadar "ilerici" olup SALTANAT'ı kaldıramamışlar daha!.

Şaka bir yana; bu durum gösteriyor ki, BATI TİPİ DEMOKRASİ için KRALLIK şart!..

Öyleyse biz, SALTANAT'ı lağvetmekle bu fırsatı baştan yitirmişiz!..

E, ne yapacağız şimdi?..

İngiltere, İsveç, Norveç, Hollanda, Danimarka, Monaco, hatta İspanya kadar DEMOKRATİK olabilmek için bir HANEDAN bulup PADİŞAHLIK rejimine geri dönmek, bizim "demokratlar'a tavsiye edebileceğimiz tek yol!..

Tevekkeli değil, Özal Efendi boşuna kendi uyuz sülalesini "hanedan" olarak göstermemişti!..

Anlıyamadığımız husus, bu gerçeği domuz gibi bilen EMPERYALİST BATI'nın dünyanın geri kalan kısmına DEMOKRASİ empoze ederken krallıkları yıkıp sözde "cumhuriyet"ler kurması!..

Ama bunca çabasına rağmen; ne bizde, ne de BATI AVRUPA dışındaki herhangi bir ülkede DEMOKRASİ kurulamadı, kurulamaz da!..

Çünkü DEMOKRASİ; nev'i YAMYAM BATI İNSANI'na münhasır, çok özel şartları olan ve 3000 yıllık MENFİ ŞARTLANMA'ya dayanan bir KRALLIK REJİMİ'dir!..

Başka hiç bir yerde uygulanamaz!

O yüzden biz TÜRK MİLLETİ'ni BATI TARZI DEMOKRASİ'ye mahkum etmeyi; İMAM'a PAPAZ CÜPPESİ giydirince daha "dindar" olacağını iddia etmeye benzetiyoruz...

Tüylerimiz diken diken oluyor!..

Çünkü bu BATI SİSTEMİ'nin mayasının BOZUK, temelinin ÇÜRÜK olduğuna; hele şimdilerde iyice DEJENERE olduğuna inanıyoruz!..

"Oy" alan fahişelerin, homoseksüellerin, hırsız ve canilerin ülkeyi idare etmek üzere seçilebildiğini, seçilmek için politikacıların her türlü madrabazlığa başvurduğunu görüyor ve DEMOKRASİ'den iğreniyoruz!..

DEMOKRASİ; DEVLET'i idare etmek için hiç bir özel eğitim ve vasfın aranmadığı, politikacılar tarafından gerçek dışı vaadlerin yapıldığı, bunların hiç birinin tutulmadığı, herkesin aklına geleni söylediği, işine geldiği gibi davrandığı, aynı ülke insanlarının yabancılardan daha çok birbirine düşman kesildiği bir HIR-GÜR ORTAMI'dır!..

Biz DEMOKRASİ'nin peşinde koşmak ne kelime; ondan VEBA MİKROBU, AİDS VİRÜSÜ gibi KAÇINMAK gerektiğine inanıyoruz!..

Bu bulaşıcı ve tedavisi imkansız hastalık TÜRK MİLLETİ'ne bir musallat olursa, bir daha iflah olmıyacağımızdan korkuyoruz!..

DEMOKRASİ arttıkça AHLAK'ın bozulacağına, insanımızın batağa saplanacağına inanıyoruz...

Zaman ve olaylar bizi doğruluyor!

Nitekim daha geçen yıllarda ülkemizde suçlulara DEVLET eliyle avukat tutup, masumlara "sen de başının çaresine bak" dendiği CMUK yasası çıkmadı mı?..

Demek ki artık bizde de DEMOKRASİ "suçluların, üçkağıtçıların hakları" şeklinde anlaşılmakta ve öyle uygulanmakta...

Yazıklar olsun!

TÜRK'E BATI DEMOKRASİSİ GEREKMEZ!..

TÜRK İNSANI, ADI DEMOKRASİ OLMASA DA, ÖZLENEN HAKKANİYET VE HUZUR REJİMİ'Nİ KURDUĞU hemen HER DEVLETTE YAŞATMIŞ, RUHEN DEMOKRAT İNSANDIR!..

ATATÜRK böyle düşünür...

BATILILAR'ın TÜRK İNSANI kadar RUHEN DEMOKRAT olmasını ister!..

YAMYAM BATILILAR'ın CUMHURİYET'i örnek almasını ister!..

TÜRK DEVLETLERİ'nde kölelikten DEVLET kademelerine yükselmenin mümkün olması bir yana; ORTA ASYA tarihimiz KADIN HÜKÜMDARLAR ile doludur!..

HATUN daima HAKAN'ın yanında yer alırdı...

OSMANLI'da ise DEVLET'i oğlu adına yöneten veya kocası kadar sözü geçen KÖSEM SULTAN, SAFİYE SULTAN örnekleri vardır...

Bu cariyelerin OSMANLI HÜKÜMDAR ÜNVANI olan SULTAN kelimesiyle anılmaları dahi, bir BATILI'nın anlıyamıyacağı üstünlüktür.

Bu sebeple biz TÜRK İNSANI'nı "daha fazla demokratlaştırma" gayreti içinde olan gaafillere şaşıyoruz!..

Onlar gidip BATILILAR'ı TÜRK İNSANI kadar RUHEN DEMOKRAT yapmaya çalışsınlar!..

       Özkan BOSTANCI
http://ozkanbostanci.blogcu.com/
--
               ..::CTO::..
..::CiHAN TÜRK OLSUN::..
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
--
Düşmanım, düşmanlığından vazgeçinceye kadar, ben de onun amansız düşmanıyım.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
--
"TÜRK MİLLİYETÇİLERİ ÜLKEMİZİN VE TÜRK DÜNYASININ AYDINLIK VE GÜZEL YARINLARININ SİGORTASIDIR." (Özkan BOSTANCI)
--
Bu mesajı yalnız kaynağı ile kullanabilir veya çoğaltabilirsiniz.

Allowed  either use or coppy this message as its source.

Copyright © 2007 - 2009 CiHAN TÜRK OLSUN Corporation

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin