18 Ocak 2010 Pazartesi

((slayt izle)) ERDOĞAN VE GÜL YÜCE DİVAN'DA YARGILANACAKLAR!

16 Ocak 2010

 

BASIN AÇIKLAMASI

ERDOĞAN VE GÜL

YÜCE DİVAN’DA YARGILANACAKLAR!

 

Suç: Yasadışı örgütlenmelerle

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı

eylemli olarak ortadan kaldırmaya çalışmak!

 

İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcıları Av. Mehmet Cengiz ve Av. Hasan Basri Özbey, bugün Ankara’da yaptıkları basın toplantısında Aydınlık dergisinin 17 Ocak 2010 günü yayımlanacak sayısında kanıtlarıyla ortaya konan, Tayip Erdoğan ve Abdullah Gül’lerin işledikleri “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı, devlet olanaklarını kullanarak oluşturdukları yasadışı örgütlenmeyle eylemli olarak ortadan kaldırmaya çalışmak” suçunu açıkladılar. Cengiz ve Özbey’in açıklamaları şöyle:

 

Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’e Yüce Divan yolu gözüktü. Erdoğan ve Gül’lerin suçu büyük: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını, devlet olanaklarını kullanarak oluşturdukları yasadışı örgütlenmeyle eylemli olarak ortadan kaldırmaya çalışmak! Suçlarının kanıtları bir bir ortaya çıkmaktadır. Fethullah savunucusu Emekli Korg. Tokat’tan Zekeriya Öz’e uzanan zincirin halkaları da giderek netleşiyor.  Aydınlık Dergisi 17 Ocak 2010 günü bayilerde olacak son sayısında bu büyük suçu kanıtlarıyla ortaya koymaktadır.

 

 DOĞRUDAN BAŞBAKAN’A BAĞLI BİR ORGANİZASYON

Tayyip Erdoğan’ın özel örgütünü ilk kez 2003 yılında yazan, ancak o günden bu yana konuyu gündeme getiren milletvekillerine ve gazetecilere hiçbir açıklama yapmayan Yavuz Donat, konuyla ilgili sessizliğini 12 Ocak’ta bozdu. Donat’ın ilginç yazısıyla ilgili Genel Başkanımız Sayın Doğu Perinçek’in değerlendirmesine ekte sunuyoruz.

Yavuz Donat 2003’teki yazısında aynen şöyle yazmıştı:

Doğrudan Başbakan’a bağlı bir organizasyon. İçişleri ve Adalet Bakanları’nın bilgileri dahilinde. Bütün ‘iç güvenlik birimleri’ de bu organizasyonun içinde. Çalışmalar gizli. Çalışmaları yürütenler ise en az beş yıldır yolsuzluk dosyaları üzerinde çalışan, operasyonel yeteneği yüksek, tribünlere oynamayan bir takım. Bu işlerin yürütüldüğü karargâha gelince. O da gizli. Bir bakanlık binası değil. Ankara’nın göbeğinde, fakat ‘gözlerden uzak, kulaklara kapalı, dış etkilenmelerden arındırılmış, TBMM’ye yürüme mesafesinde’ bir yer.

Bu yazı bilindiği üzere birden fazla soru önergesine konu oldu. Hiçbirine doğru dürüst bir yanıt verilmediği gibi, yazılanlar yalanlanmadı da.

Türkiye, her gün bu “Özel Tim”in uygulamalarını yaşıyor. Ergenekon tertibini yürüten merkezin bu olduğu açığa çıkmış durumda. “Kozmik büro” aramalarında da, Yargıtay dinlemelerinde de, başsavcılara yönelik operasyonlarda da, yasaların üstünde bir kuvvete sahip olan hep aynı “el” açık bir şekilde teşhis edilebiliyor.

 

GİZLİ ÖRGÜT’ÜN TSK İÇİNDEKİ ÖZEL BİRİMİ

Fethullahçı Gladyo’nun, arkasındaki iktidar olanaklarıyla operasyonlarını Emniyet merkezli olarak yürüttüğü biliniyor. Ama olay bununla sınırlı değil. Kanıtlar Ergenekon davasının 245 nolu ek klasörlerinde bulunan telefon dinleme dökümleri içindedir.

Cüneyt Zapsu, 11 Nisan 2004’de Bolu’da bir toplantı düzenliyor. “Askerle hükümetin arası çok kötü” saptaması yapıldıktan sonra, Paşa”ya Tayyip Erdoğan’ın “teklifi” bildiriliyor: “Bir ekip kursun bize, görevlendirelim her bölgede. Türkiye’nin büyük bölgelerinde askeri istihbarat birimi kursun.

Telefonu dinlenen kişi, İbrahim Bilgehan Taşdelen. Taşdelen’in telefonu, bir kaçakçılık soruşturması kapsamında İstanbul 1 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararıyla 2004 yılında dinlemeye alınmış. Kayıtlara geçen görüşmeler, Tayyip Erdoğan’ın TSK içinde bir gizli örgüt kurmak için E. Korgeneral Altay Tokat’a Cüneyt Zapsu’lar aracılığıyla görev teklif ettiğini ortaya koyuyor.  Gümrük kaçakçılığını yapan kişiler, “Baba”, “paşa” diye hitap ettikleri ve bürokrasideki işlerini takip eden emekli Korg. Altay Tokat’a, Tayyip Erdoğan’ın Cüneyt Zapsu vasıtasıyla TSK içinde özel bir birim kurması teklifi ilettiğini belirtiyor.

1 Nisan 2004’teki MGK toplantısının ardından “askeri hâlâ diskalifiye edemedik” diye yakınan iktidar, bu amaçla TSK içinde kuracağı “gizli örgüt”e geniş imkânlar sunuyor. “Paşa”ya, gizli örgütü “Tüm yetkilerle donatalım, gizli ödeneği emrine sunalım” teklifi yapılıyor. “300-500 falan filan, şu bu” diye tanımlanan parasal gücün kontrolü veriliyor.

Erdoğan’ın “TSK içinde özel örgüt kurmayı” teklif ettiği emekli Korg. Tokat, solvent kaçakçılığı olayından dolayı sorgulanıyor ve “gizli bir el” tarafından kurtarılıyor.

 

KORG. TOKAT’TAN ZEKERİYA ÖZ’E UZANAN ZİNCİR

Korg. Tokat’tan Savcı Zekeriya Öz’e uzanan dikkat çekici bir bağlantı saptandı: Korg. Tokat’ın “kankası” olarak bilinen emekli Binbaşı Zahit Engin. Ergenekon savcısı Zekeriya Öz ile çok yakın. Ankara’da Başçavuş Sokak’ta bir bürosu olan Zahit Engin’in adı, önce PKK ve sonra JİTEM itirafçısı olan Abdülkadir Aygan’ın “faili meçhul” cinayetler konusundaki açıklamalarında da geçmişti. Ama Ergenekon soruşturmasında da Diyarbakır’daki faili meçhul cinayetlerle ilgili açılan davalarda da “şüpheli” olmaması dikkat çekiyor.

Zahit Engin’i tanıyanlar, Fethullahçılarla çok yakın mesai içinde olduğu bilgisini veriyor. Nitekim Zahit Engin’in 2006 yılında çıkan bir demeci, Fethullahçılarla irtibatını kanıtlıyor. Engin’in demecinin çıktığı gazete Zaman. Konu, 28 Şubat. Zaman gazetesindeki haberin sunuşunda, Engin parlatılıyor. Zaman, Engin’in, 28 Şubat döneminde kendisine verilen bir Vali yardımcısıyla ilgili personel istihbaratı talimatını reddettiğini yazıyor. Engin, irticai faaliyetleri araştırılan vali yardımcısını savunuyor.

 

2002’YE UZANAN TOKAT-GLADYO İŞBİRLİĞİ

Emekli Korgeneral Altay Tokat, 27 Temmuz - 2 Ağustos 2006 tarihli Aktüel dergisine verdiği demeçte Şemdinli olaylarıyla ilgili “Ben de mahkemeyi etkilemek için bomba attırdım” diye açıklama yapmıştı.

ABD’nin Irak işgali öncesinde DSP-MHP-ANAP iktidarı döneminde, Genelkurmay Başkanlığı ve Dışişleri Bakanlığı, Irak’taki gelişmeler ve Türkiye’nin alabileceği önlemler konusunda ortaklaşa bir çalışma yürüttü.

Bu toplantıların sonunda Irak’a ilişkin bir eylem planı hazırlanması için ön hazırlıklar tamamlandı. Bu çalışmaların sonunda, Türkiye’nin ABD operasyonunun içinde yer almaması ve operasyon öncesinde Irak’ın kuzeyine caydırıcı bir askeri yığınak yapması gerektiği belirleniyordu. Bu politikayı hayata geçirebilmek için Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun görev süresinin uzatılması benimsenmişti. Ancak, Altay Tokat’ın müdahalesiyle Orgeneral Kıvrıkoğlu’nun görev süresinin uzatılmasını engellemişti.

Tokat bu olayla ilgili olarak 11 Ağustos 2003’te Fethullah Gülen’in Aksiyon dergisine şunları söyledi:

Doğrudur, aynen doğrudur. Harp yok, darp yok niye uzatıyorsunuz? Hayır, olmaz dedim. Çünkü Silahlı Kuvvetler’in sistemi bozulur. Prosedüre göre, bir kişinin görev süresinin uzatılması için onun büyük bir başarı kazanması veya ülkenin harp içinde olması lazım. İşte onu engelledik. Özkök Paşa Genelkurmay Başkanı olamıyordu. Bizim dışımızda herkes evet demiş. Ben orada olmasam oluyordu.

 

FETHULLAH SAVUNUCUSU ALTAY TOKAT

Altay Tokat, 28 Şubat’ın ardından Fethullah Gülen’in yurtdışı okullarını parlatmak için yurtdışına götürülen birkaç emekli generalden birisi. Altay Tokat’a göre, “Okullar Türkiye’nin dünyada güçlenmesine pozitif katkı yapıyor”.

 

“ULUSALCI DALGAYI AŞMA” PLANI ve ERGENEKON TERTİBİ

Gizli faaliyeti 2003 yılında Yavuz Donat tarafından da kayda geçirilen Gladyo merkezi, Başbakanlığın Örtülü Ödeneğiyle beslenmiştir. Dünyada eşine az rastlanan teknolojiyle donatılarak geniş bir dinleme ağı oluşturulmuştur.

2006-2007 yılları bütçesinde Başbakanlık Özel Kalemi için ayrılan para, toplam 58,8 milyon YTL’dir. Harcanan ise, toplam 540 milyon YTL. Harcanan miktar, ayrılanın 9 katıdır. Fethullahçı Gladyo’nun donatımı ve beslenmesi uğruna, yasalar ve bütçe ilkeleri ayaklar altına alınmıştır.

2006 Danıştay suikastından 2008 Ergenekon tertibine uzanan sürecin işaretini, 2005 yılı Ekim ayında, Atlantik’in öte kıyısından Fethullah Hoca verdi:

Ulusalcı dalgayı aşacağız.”

CIA’nın Fethullah Hoca’nın kulağına fısıldadığı bu fetva, ne acıdır ki, iki yıl sonra 2007 yılı Eylül ayında, Emniyet Genel Müdürlüğü Raporu haline getirilecektir. Bu rapora göre, “Ulusalcılık” PKK bölücülüğü kadar tehlikeli tehditler sıralamasına konmuştur.

Fethullah Hoca’nın işaretinin hemen arkasından 2005 yılı Kasım ayında Şemdinli olayı tertiplendi ve dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Yaşar Büyükanıt’ı suçlayan iddianame düzenlendi.

Adım adım geliştirilen bu plan, bugün de “Ergenekon tertibi” olarak sürdürülüyor.       

 

YÜCE DİVAN SANDALYESİNE OTURACAKLARDIR

Tayyip Erdoğanlar ve Abdullah Güller, o ABD’nin BOP Eşbaşkanlığı göreviyle Diyarbakırımızı Kukla Devlete “merkez yapma” fiillerini işledikleri, yabancı devletlerle Türkiye’yi hedef alan “2 sayfa 9 maddelik gizli anlaşmalar” imzaladıkları, Atatürk Devrimiyle kurulan millî devleti zorla ortadan kaldırmaya yönelik “Gizli Karargâh” ve “Özel Tim” örgütledikleri için kesinlikle yargılanacaklardır. Zaten boyunlarında, “Cumhuriyet Devrimini yıkmaya yönelik faaliyetin odağı” olduklarını hükme bağlayan Anayasa Mahkemesi kararıyla dolaşmaktadırlar. Bu Gizli Karargâh vb fiilleri, işte o suçun örgütsel boyutudur.

 

ERDOĞAN ve GÜL’E YÜCE DİVAN SORULARI

            Evet, Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’ün bu suçları “mahkeme-i kübra”ya kalmayacaktır. Yüce Divan’da mutlaka yargılanacaklar ve kendilerine şu sorular sorulacaktır:

 

1.        Görsel ve yazılı belgelerle saptanmış 33 ayrı konuşmanızda, “ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesinin Eşbaşkanı olduğunuzu” belirtiyorsunuz, bu görevi size başka bir devletin (ABD) “verdiğini” ve “bu görevi yerine getirdiğinizi” itiraf ediyorsunuz. BOP gereği “Diyarbakır’ı merkez yapacağınızı” söylüyorsunuz. BOP Eşbaşkanlığı görevini, anayasa ve yasaların hangi hükmüne dayanarak kabul ettiniz, bu kapsamda hangi uygulamalara iştirak ettiniz?

2.        Büyük Ortadoğu Projesi’nin bizzat ABD Dışişleri Bakanı ve diğer yetkilileri tarafından açıklandığı üzere, Müslüman halkların yaşadığı 24 ülkeyi parçalama projesi olduğunu bilmiyor musunuz, Dışişleri Bakanlığı ve Hükümet kurumları size bunu belirleyen rapor ve kanıtları göstermediler mi?

3.        AKP Kapatma Davası’nda Anayasa Mahkemesi’ne verdiğiniz dilekçenizde, “Ben BOP Eşbaşkanı olduğumu söylemedim” diye niçin yalan beyanda bulundunuz, bu yalan beyanın altındaki imza sizin midir?

4.        ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi içinde Diyarbakır’ı nerenin merkezi yapacaktınız?

5.        Size BOP Eşbaşkanlığı görevini kim verdi, bu görevi nerede, ne karşılığı aldınız?

6.        ABD Başkanı Powell ile 2 Nisan 2003 günü Ankara’da yaptığınızı belirttiğiniz “2 sayfa 9 maddelik gizli anlaşma”nın hükümlerine göre, Kürt açılımı, Kıbrıs açılımı, Alevi açılımı ve Ermeni açılımı başlıkları altında, Türkiye’yi etnik ve mezhepsel çatışmalara sürükleme, vatan topraklarının bir bölümünü başka devletlerin hükümranlığına terk etme planına kasten iştirak suçuna ilişkin savunmanız nedir?

7.        Meclise yürüyüş mesafesindeki “Gizli Karargâhı” kimlerle kurdunuz, “Özel Tim”i kimlerle örgütlediniz, “yüksek operasyonel nitelikli” bu yasadışı örgütlenmeye hangi operasyonları yaptırdınız? Bu gizli karargâhın anayasal ve yasal dayanağı var mıdır?

8.        Özel Kuvvetler Komutanlığı’na ait “Kozmik Oda”ya giriş talimatını kimden aldınız?

9.        Ergenekon soruşturmasının düğmesine 5 Temmuz 2007 tarihinde Bush ile Oval Ofis’te yaptığınız görüşmede basıldığı açıklandı. Yabancı bir devletin başkanının size verdiği bu görevi nasıl açıklayacaksınız? Bu tertibi kimlerle, nasıl örgütlediniz?

 

Doğu Perinçek, Aydınlık, başyazı, 17 Ocak 2010

 

Yavuz Donat hafızasına

ne zaman kavuşacak?

 

 

155’E YAZILI ALO

Kıdemli gazeteci Yavuz Donat, yine bir ilk’e imza attı. 12 Ocak 2010 günü Sabah gazetesindeki köşesinden 155’e alo diyor. Telefon açarak değil, yazıyla. Böylece alo ihbara yazılı olarak başvuran ilk gazeteci oluyor. CHP İzmir Milletvekili Kemal Anadol ile yemek yiyeceğini bildiriyor. Yavuz Donat, ‘Bakın ben size kendim haber veriyorum. Sizin denetiminiz dışında bir şey yok’ demiş oluyor. Zaten Kemal Anadol ile “birbirlerine geçen yıldan sözleri var”mış. Yemeğin gündeminin, “Tayyip Erdoğan’ın özel tim’i” olmadığı gazete ilanıyla saptanmış bulunuyor.

 

HİÇ ŞAŞIRMAYIN

Bu arada Yavuz Donat’ın sabit ve gezgin telefon dinlenmesi, ortam dinlenmesi, herhangi bir terör suçu işlemesi olasılığına karşı iş ve ev telefonlarının dinlenmesi konusunda bir mahkeme kararı çıkmış ise, hiç şaşırmayın. Yargıtay’ı, Danıştay’ı, bilcümle tayları ve Genelkurmay’ı dinleyen “Gizli Karargâh”, Yavuz Donat gibi bir kıdemliyi unutmuş olabilir mi? Üstelik Demirel, Cindoruk ve Haberal’ın yakın dostu.

 

7 YIL ÖNCEKİ ÖZEL TİM

Donat’ın Kemal Anadol ile yemek konusu, kesinlikle “Tayyip Erdoğan’ın Gizli karargâh’ı ve Özel Tim’i” değil, hava cıva olmalı. Gerçi Kemal Anadol, Başabakanın yanıtlaması isteğiyle, TBMM Başkanlığı’na “Tayyip Erdoğan’ın Özel Tim’i” konusunda bir “kozmik soru” önergesi vermiş, ama bu yemeğin o soru önergesiyle ne ilgisi olabilir. Buna rağmen, insanlık hali, ya Kemal Anadol, o “kozmik” konuyu açarsa”? İyisi mi, Yavuz Donat, konuyu gazete sayfalarında açar ve soruşturma daha açılmadan kapanır. Daha doğrusu, Yavuz Donat, savcılara vereceği tanık ifadesini, gazete sayfalarından verir ve boş yere Beşiktaş Örgütünü de meşgul etmemiş olur.

 

YAVUZ DONAT MERDİVENDEN DÜŞMEMİŞ

Donat, gazeteden ilan ettiği ifadesinde, o kozmik konuyu “vallahi billahi unuttum” diyor. Yazdıklarının özeti bu.  “Kemal Anadol, 7 gün önce yediği yemeği hatırlıyor mu ki, biz 7 yıl önceki yazıyı hatırlayalım” diye yazmış.

 

Yazıyı okuyunca, hemen bir telgraf çekelim diye davrandım, Donat ne de olsa en az kırk yıllık dostumuzdur. Hafızasını kaybetmesi beni gerçekten kaygılandırdı. Neyse avukatlardan araştırdım, merdivenden falan düşmemiş.

 

“MUHALEFETİN ‘ÖZEL TİM’DEN

BAŞKA MALZEMESİ YOK MU”

 

Yavuz Donat, çok sağlam mevziye girmiş. Nükleer silahlar bile işlemez. O kadar ki, “Tayyip Erdoğan’ın Özel Tim’i” konusunda, namlusunu muhalefete doğrultmuş. Kemal Anadol’un Partisini azarlıyor:

 

“İktidara muhalefet mi etmek istiyorsunuz? O kadar çok ‘malzeme’ var ki. Yeter ki siyasetçi ‘tembellik etmesin.’ …Eskiden muhalefet daha mı çalışkandı acaba? Bugün muhalefet etmek için, taa 7 yıl önce yazılan bir yazıdan ‘medet umulduğuna’ bakılırsa…”

 

“Taaa” sözcüğü hemen dikkat çekiyor. Üç tane aaa var. O üç a’yı öyle uzata uzata yerleştirmiş ki usta yazar, siz onu 333 a gibi okuyorsunuz. Böylece 7 yıl da 777 yıl  olmuş. Konu, Murat Bardakçı’nın “Tarihin Arka Odası” programını ilgilendiriyor artık.

 

 

SİGORTALI MEVZİLER

Donat, CHP’nin ne kadar tembel olduğunu vurgularken, sigortasını da bir güzel yaptırmış oluyor. Zaten Tayyip Erdoğan da sık sık CHP’nin bu ülkeye tek bir çivi bile çakmadığını söylemiyor mu?  “Özel Tim’i” olanlar her konuda her zaman haklıdır zaten. Özel Timi’ni kur, hakikati avucuna al. Hakikat nedir diye soracaksınız biliyorum, Sabah, Vakit, Taraf, Yeni Şafak, Bugün ve diğerlerinin yazdıklarıdır. Bütün kozmik hakikatler oralardan okunur. Çünkü hakikat servisi, hakikatin patronu olan Özel Tim’den geliyor.

 

 “KOZMİK” SIRLAR GÜVENİLİR BELLEKLERDE

Öyle uzun yazılarda, işte çelişme diye gösterilecek cümleler bulmak kolaydır. Yavuz Donat, “kozmik” dediği konunun, aslında hiç de “kozmik” olmadığını altını çize çize ifade etmiş: “O dönemi hatırlayınız. Yolsuzluklar konuşuluyordu. Başbakan ‘yolsuzluğun damarına girdik’ diyordu. Ama ayrıntı vermiyordu.”

 

Meğerse, o yolsuzluklarmış, “Gizli karargâhlar ve özel timler” kurduran. İnşallah Tayyip Erdoğan okumuştur bu yazıyı. O okumasa bile istihbaratçıları rapor vermişlerdir. Fehmi Koru yazmıyor muydu geçende, istihbarata çok düşkündür diye.  Yanlış anlaşılmasın, buradaki istihbaratçıların, Yavuz Donat’ın sözünü ettiği “Özel Karargâh” ile bir ilgisi yok.

 

Herkes, bir oh çekebilir, Donat’ın yazısından sonra. Tayyip Bey’in  “Gizli Karargâhı”, “Özel Tim’i” ve o Tim’in “Yüksek operasyon kabiliyeti” konusundaki bütün sırlar güvenilir belleklerde.

 

“KOZMİK” YOLSUZLUKLARIN

KOZMİK ARAŞTIRMASI

Yavuz Donat, o “kozmik” dediği yolsuzlukların üzerine gidildiğini, ilgililerin “yargıya gönderildiklerini, hatta TBMM ve Yüce Divan süreçlerinin bile işletildiğini” yazıyor.

 

Bizim de hafızamıza bir şeyler oluyor galiba. Arkada kalan 7 yıla bakıyorum, Özel Karargâh’ın Yüce Divana veya yargıya gönderdiği bir vukuat gelmiyor hatırıma. Hangi yolsuzluğun üzerine gidilmiş, hani nerde Yavuz Donat’ın sözünü ettiği “Yüce Divan süreçleri”?

 

Deniz Feneri mi gönderilmiş yargıya, yoksa o tarihlerde Rahmi Koç’un diline düşen “Tayyip Erdoğan’ın 1,5 milyar doları” mı, bugün 10 milyar dolara yakın bir parayı kontrol ettiği saptamaları mı, yurtdışındaki özel kasaları mı, oğullarına aldıkları gemicikler mi (kağıttan değil, hakiki), Meclis’in çelik dolaplarında, dokunulmazlık zırhları altında muhafaza edilen yüzlerce yolsuzluk dosyası mı?

 

ALIN SİZE HUKUK

Yavuz Donat’ın işine yarar diye buraya özellikle kaydediyorum: Tayyip Erdoğan’ın “Gizli karargâh” ve “yüksek operasyon kabiliyetli Özel Tim” kurması, kesinlikle anayasaya manayasaya, hukuka mukuka uygundur.

 

Şimdi Vural Savaş kalkıp bir kamyon laf eder ve Mehmet Eminağaoğlu YARSAV Başkanlığı’nda kalsaydı suç duyurusunda bile bulunurdu. Bu gibiler ne hukuktan anlar, ne de gerçeklerden haberleri vardır. Tayyip Erdoğan’ı hâlâ başbakan sanıyorlar, oysa artık Potamya’daki halası bile biliyor ki, O “ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin Eşbaşkanı”dır. Bizzat kendisi gerine gerine, tam 33 kez “Ben BOP Eşbaşkanıyım” demedi mi? Demedi mi, “Amerika bize bir görev verdi. BOP Eşbaşkanlarından bir tanesiyiz. Biz o görevi yapıyoruz.” Demedi mi: “Hani var ya, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi, işte biz o proje içinde Diyarbakır’ı merkez yapacağız.” İşte size hukuk!

 

Abdullah Gül söylemedi mi, yeni bir sistem yerleşiyor diye. Türkiye’de anayasa değişti, hukuk değişti diye. Kayıp trilyon madalyalı Abdullah Gül, 2 Nisan 2003 günü, o zamanki ABD Dışişleri Bakanı Powell ile “2 sayfa dokuz maddelik gizli anlaşma yaptığını” bizzat söylemedi mi ? (Vatan, 24 Mayıs 2003)

 

Alın size anayasa! Hem de öyle yüzlerce sayfa, binlerce madde değil, 2 sayfa dokuz madde!

 

“2 SAYFA DOKUZ MADDELİK” YENİ ANAYASADA

NE YAZDIĞINI HÂLÂ ÖĞRENEMEDİNİZ Mİ

 

Hâlâ okumadınız mı, o “iki sayfa dokuz maddeyi”, orada ne yazıyor biliyor musunuz? O zaman bilmeden ne konuşuyorsunuz?

 

Hem de birinci maddesinde, ülkenin selameti için, “Operasyonel niteliği yüksek Gizli Karargâh ve Özel Tim” kurulur yazıyor. Hâlâ aklınız başınıza gelmedi mi! “Özel Tim” sizi ziyaret eder, evinize CD’ler, bahçenize bombalar, dolabınıza ıslak imzalı kağıtlar bırakır diye korkmuyor musunuz hâlâ! Daha dün Tayyip Erdoğan’ın “Özel Timi”nin bir generalin bütün sülalesinin evlerinde yaptırdığı aramaları izlemediniz mi televizyonlardan.

 

HUKUK TARİHİ “NOSTALJİSİ”

Yürürlükten kalkmış olan hukuka göre konuşalım biz de. Hukuk Tarihi dersi kapsamında.

 

“2 sayfa dokuz maddelik gizli anlaşma” yürürlüğe girmeden önceki Anayasanın  yedi senede hızla küflenmiş sayfalarını çeviriyoruz. Hepsi Yavuz Donat gibi “Bir zamanlar maziye bak” diye tahassürle andığımız yasalara bakıyoruz, oralarda Başbakanlığa bağlı müsteşarlıklardan, genel müdürlüklerden falan söz ediliyor. Bunların hepsi artık Frenklerin “nostaljik” dedikleri türden kurumlar. Ama 2 sayfa 9 maddelik Anayasamızın “gizli karargâhları” “özel tim”leri, “yüksek operasyon kabiliyetli” faaliyetleri öyle mi? ABD’nin işgal ederek Irak’a götürdüğü demokrasiyi bile kıskandıran kurumlar bunlar. Hepsi Abdullah Gül’ün “yeni oturtuyoruz, alışacaksınız” dediği sistemin nimetleri. Üstelik 230 bin Amerikan askerine lüzum olmadan tıkır tıkır çalışıyorlar. Biz de Yavuz Donatları örnek alarak Allahımıza bin şükürler ediyoruz.

 

ÖZEL TİM DEMOKRASİYE 500 METRE MESAFEDE

Hukuk devleti ve demokrasi diye işte buna denir. Yavuz Donat yerini unuttuğu için artık gösteremez ama, “Gizli Karargâh”ın adresi, sonuna kadar demokratik. “Meclise yürüyüş mesafesinde”.

 

Öyle rap rap değil, özel lastik ayakkabıyla, ses çıkarmadan. Yürüyerek beş dakika!

 

Dünyanın neresinde demokrasiye beş dakikada ulaşabiliyorsunuz? Ayrıca sizin ulaşmanız lazım değil, “Gizli Karargâh” nasıl olsa Meclisin ensesinde. “Özel Tim” lerimiz, vatandaşa hiçbir zahmet bırakmıyor.

 

GİZLİ KARARGAH İLE

MECLİSİN ADRESLERİNDEKİ DEĞİŞİKLİK

Habercilikte Yavuz Donat’ı dahi arkada bırakıyor ve şimdi size son dakika haberini bildiriyorum. Gizli Karargâh ile Meclisin adreslerinde değişiklik oldu. Eskiden Gizli Karargâh TBMM’ye beş dakika mesafede idi. Artık TBMM, Gizli Karargâh’a beş dakika mesafede. İki demokrasi kurumumuzun adresleri yer değiştirmiş. Meclisi bulmakta güçlük çekenlere adres tarifini veriyorum: Gizli Karargâh’tan çıkıp kıblenizi Washington’a çevirin, 500 metre sonra Meclisin kapısındasınız. Peki Meclisi bulabilmek için, önce Özel Karargâhı nasıl bulacağız? Sizin bulmanıza gerek yok artık, Özel Karargâh kadrosu beş yüz metre yürüyünce elleriyle koymuş gibi buluyorlar.

                                              

TÜRK DEVLETİNİN ADRESİNİ BİLEN VAR MI

Bu soruyu soracağınızı tahmin etmiştim. Onu da araştırdım. Artık hiç kimse bilmiyor o sorduğunuz adresi. Bazı ihtiyarlara rastlarsanız, size yıkık duvaraları gösteriyorlar. Dünya yeniden öküzün boynuzuna yerleştirilirken yaşanan büyük zelzelede o hale gelmiş.

 

YÜCE DİVAN SANDALYESİNE OTURACAKLARDIR

Herhalde hiç kimse dünyanın öküzün boynunda duracağı umudunu taşımıyordur.

 

Tayyip Erdoğanlar ve Abdullah Güller, o ABD’nin BOP Eşbaşkanlığı göreviyle  Diyarbakırımızı Kukla Devlete “merkez yapma” fiillerini işledikleri, yabancı devletlerle  Türkiye’yi hedef alan “2sayfa 9 maddelik gizli anlaşmalar”, imzaladıkları, Atatürk Devrimiyle kurulan millî devleti zorla ortadan kaldırmaya yönelik “Gizli Karargâh” ve “Özel Tim” örgütledikleri için kesinlikle yargılanacaklardır. Zaten boyunlarında, “Cumhuriyet Devrimini yıkmaya yönelik faaliyetin odağı” olduklarını hükme bağlayan Anayasa Mahkemesi kararıyla dolaşmaktadırlar. Bu Gizli Karargâh vb fiilleri, işte o suçun örgütsel boyutudur.

 

Bolu’da Cüneyt Zapsugillerin Tayyip Erdoğan adına, E. Korg. Altay Tokat’a, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı TSK içinde gizli örgütlenmenin başına geçmesi ve 500-600 milyonluk “Gizli ödeneği” (örtülü ödenek olsa gerek) bu amaçla kullanması önerileri, telefon dinleme kayıtlarıyla saptanmış ve mahkeme dosyasına girmiştir (Birinci Ergenekon Davası, klasör 243). Bu amaçla izlenemeyen beş telefon alınıp gizli irtibatlar oluşturulduğu da dosyada bulunmaktadır. Tayyip Erdoğan’ın Beşiktaş Terör Örgütü aracılığıyla, Türk Ordusuna, Türk Yargısına, İşçi Partisi’ne, Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve çeşitli yurtsever kurumlara karşı uyguladığı tertiplerin kanıtları da dağlar gibi yığılmıştır. Yazdığım Tayyip Erdoğan’ın Yüce Divan Dosyası ve Gladyo ve Ergenekon kitaplarında bu kanıtlar bulunmaktadır. Yenileri de yeni basımlarda eklenmektedir.

 

YAVUZ DONAT’I KUTLUYORUZ

Yavuz Donat’ı kutlarız. Özel Tim’le ilk tanışan gazeteci olduğu için değil, Özel Karargâh’ın tutanağını yazdığı için. Bugünler geçer, geçiyor, canını sıkmasın, Yakında o yazısıyla iftihar edecektir. Dostları onunla o yazı nedeniyle övünç duyacaklardır. Hayatının yazısıdır o 11 Temmuz 2003 günlü tutanak.

 

Ve elbette Yüce Divan, Sayın Yavuz Donat’ı çağıracak ve o “gizli karargah” ve Özel Tim nedir, bu “operasyonel niteliği yüksek kurumlar” hangi operasyonları yapmıştır diye soracaktır. O zaman Yavuz Donat, hafızasına çoktan kavuşmuş olacaktır.