29 Ocak 2010 Cuma

((slayt izle)) BALYOZ "FOS" ÇIKTI, "GİYOTİN" VERSEK! - Özkan BOSTANCI

BALYOZ "FOS" ÇIKTI, "GİYOTİN" VERSEK!

TÜRK MİLLETİ, ATİLLA zamanından beri bir ORDU MİLLET'tir.

O dönemde GÖÇEBE OLAN HUN TÜRKLERİ arabalarla bir yerden başka diyara giderler;

Erkekler savaşır...

Kadınlar yara sarar...

Azık hazırlar...

Gerektiğinde ÇADIR ŞEHİR'i korurdu.

Daha eskilerde SAKALAR ve ETRÜSKLER döneminde de TÜRKLER bir ORDU MİLLET idi...

HERODOT TARİHİ'ne girmiş olan AMAZON KADIN SAVAŞÇILARI, Amasya bölgesinde yaşıyan SAKA(İSKİT) TÜRKLERİ'nden başkası değildi!

Bu durum OSMANLI döneminde de değişmemiştir...

ERZURUM müdafaasında kadınlar da görev almıştı.

İSTİKLAL SAVAŞI ise bütün milletin levazım, sıhhiye, posta eri gibi görev yapmasıyla kazanılmıştır.

- Biz bir ORDU MİLLET'iz!..

Tarihte kurduğumuz devletler nizamına da aslında seyyar birer ORDU olan aşiret nizamından geldik. OSMANLI DEVLETİ'nin yapısında ORDU nizamı, bu devletin dayandığı başlıca üç kuvvetin birincisi ve en güçlüsü oldu.

- Biz de ORDU varsa MİLLET oldu.

MİLLET ORDU'sunu kaybedince, ya COĞRAFYA sahnesinden silindi, yahut ta gevşedi soysuzlaştı...

Bizde eski toprak kanunları bile ORDU nizamına bağlanmıştı."

Halbuki her millet ORDU MİLLET değildir.

Mesela Anglo-Saksonlar, İsveç, Norveçler, İtalyanlar...

İngiliz Tarihi, kralın ordu kurmaması ve milleti ordulaştırmaması için asillerin kralla asırlarca süren mücadelesinden ibarettir.

"Bizim tarihimizin ise en karışık, en bahtsız zamanları, ORDU'nun bozulduğu, otoritenin disiplinin gevşediği zamanlardır...

TÜRKİYE'nin sosyal yapısı böyle devam edip yeni sosyal güçler üstün kudretler haline gelinceye kadar da bu böyle sürüp gidecektir."

Dünyada TÜRKLER'den başka ASKER MİLLET yoktur!..

ugün ülkemizde bazı artniyetli kişiler;

Sanki "dünya güllük gülistanlık"mış...

"Kimse bizimle uğraşmıyor"muş... gibi!..

Askerlik yapmayı kötüleyen, orduya dil uzatan, hatta erleri komutanlarına karşı kışkırtan ifadeler kullanmaktalar...

Ülkeyi bölmek isteyen...

Savunmasız insanları acımadan katleden teröristlerle mücadele eden;

Asker, jandarma, özel tim, polis gibi hayatını tehlikeye atarak VATAN'ı koruyanları;

Çetecilikle, rüşvetle, işkenceyle suçlayarak engellemeye çalışıyorlar...

Ordunun güçlenmesini sağlıyacak silahların alınmasını, nükleer enerji yatırımlarını "barış, çevre" teraneleri ile durdurma çabası içindeler...

Bu da olmazsa, orduyu politikaya çekmeye çalışıyorlar.

Amaç bellidir!..

TÜRKLER'in DİN'ini, DİL'ini yozlaştırdıktan sonra;

En önemli özelliği olan ASKER vasfını ortadan kaldırmaktır!..


Buna elbet müsaade edilemez.

"Edilmez," diyoruz ama, bizi miskinliğe ittikleri de bir gerçektir...

Halbuki ATATÜRK "VATAN MÜDAFAASI'nı savsaklıyan" milletlerin ayakta kalmayı bile başaramıyacağını belirtmiştir.

Mesela SİVİL SAVUNMA, yani MİLLET'in her an savaşa hazır olma, felaketlerle topyekün mücadele etme gücü, 2. Dünya Harbi'nde başladı diye kabul edilir...

Bizce ilk örneğini MİLLİ MÜCADELE'de ANADOLU İNSANI vermiştir.

TÜRK MİLLETİ her türlü tehlikeye, felakete ve savaşa direnebilecek, varlığını koruyabilecek DİSİPLİNLİ bir ORDU MİLLET’tir...

TÜRK, ASKER DOĞAR; ASKER ÖLÜR!

TÜRK DEVLETLERİ'nin istisnasız hepsinin bariz özelliği, DEVLET TEŞKİLATI'nın bir ORDU gibi DİSİPLİNLİ olması, en üst kademedelerde ASKER NİTELİKLİ İDARECİLER'in olmasıdır.


Hele OSMANLI DEVLETİ tamamen ORDU üzerine kurulmuş bir devlet idi...

Beylerbeyleri, valiler, şehzadeler, hatta padişahlar aynı zamanda ORDU KOMUTANI'dır ve ASKER NİTELİKLİ kişiler olduğu gibi, TOPRAK dağıtımı da ASKERİ bir anlayışa dayanmaktaydı.

MİLLİ MÜCADELE de sivillerin değil, ASKER kişilerin gayreti ile kazanılmış;

CUMHURİYET onların sayesinde kurulmuş...

Onların müdahaleleriyle ayakta durabilmiştir...

Maalesef sivil politikacıların CUMHURİYET'in gelişmesine en ufak bir katkıları olmamıştır.

Bunun en önemli sebebi, ASKER'in VATAN ve MİLLET için ÖLMEYE HAZIR yetiştirilmesidir!.

Son yıllarda başarılı valilerin POLİS kökenli olması, aynı duyguyu taşıyan bir güvenlik teşkilatından gelmelerindendir.

Bu sözlerimizle "Bizi TÜMÜYLE askerler idare etsin!" demek istemiyoruz!..

Hoş, aslında onların idare ettiği 1960-61, 1971-73, 1980-83 dönemlerinin anarşi, trafik kazası, enflasyon rakamlarına bakılırsa, sivillerden çok daha başarılı oldukları görülür ya, neyse!..

Biz EKONOMİ'nin SİYASET'ten ayrılamıyacağını;

SİYASET'in TOPOGRAFYA-STRATEJİ-TAKTİK'ten ayrı düşünülemiyeceğini belirtmek istiyoruz.

Bu ifadeler pek kullanılmaz, ASKERİ'dir...

Ekseriya "JEO-POLİTİK" denir geçilir...

Ama bu tabir dahi "dünyanın askeri açıdan değerlendirilmesi" anlamına gelir!..

En yakın örneği IRAK ve BOSNA-HERSEK'tir...

Birine BATILILAR akbaba gibi saldırmıştır, petrol olduğu için...

Diğerinde de müslümanların ölmesine göz yummuştur...

Hem petrol olmadığı, hem de TÜRKİYE'ye darbe indirildiği için!..

Çünkü, 
SİYASET'te iki dönem vardır:

SAVAŞLAR ve SAVAŞLARA ARA VERİLEN DÖNEMLER!..

Asla BARIŞ yoktur!..

BARIŞ, düşmanlarını PASİFİZE etmek istiyenlerin uydurmasıdır!..

ATATÜRK bunu şöyle ifade eder:

-Bugün aradığımız barışın EBEDİ BARIŞ OLACAĞINA İNANMAK, SAFDİLLİK OLUR!..

BU O KADAR ÖNEMLİ BİR GERÇEKTİR Kİ, ONDAN BİR AN BİLE GAFLET, MİLLETİN HAYATINI TEHLİKEYE SOKAR!""

Bu gerçek anlaşılmadan DEVLET idare edilemez!

BARIŞ deseniz bile, bunun GEÇİCİ olduğunu unutmamak gerekir.

İşte bu yüzden ABD, Fransa gibi "demokratik sivil toplum" ülkelerinde dahi George Washington, Eisonhower, De Gaulle gibi ASKER KÖKENLİ yöneticiler vardır.

Churchil, Lincoln, Kennedy, hatta Bush gibileri de ASKER NİTELİKLİ kişilerdir.

Çünkü ABD başkalarının petrolüne, madenine EKONOMİ, SİYASET ile değil;

ASKERİ GÜCÜ ile el koyar...

"Kokakola"sını bile o güce dayanarak satar.

Öyleyse her meseleye bir de ASKERİ açıdan bakmak gerekir...

Bu yüzden güçlü bir DEVLET'te askerlerin ön planda olması şarttır...

Zaten 700 yıldır genlerimize işlemiş olan ORDU-DEVLET anlayışı, sivil politikacıların daima yetersiz, beceriksiz kalmalarına ve hatta hain olmalarına yol açmıştır.

Öte yandan TÜRKİYE'nin konumu, hiç bir zaman SİYASET'in ASKERİ boyutunu gözardı etmesine müsait değildir.

Çünkü 1687'den beri, yani 300 küsur yıldır devamlı saldırıya uğramıştır...

70 yıllık Cumhuriyet döneminde bile Kore Savaşı, Kıbrıs Harekatı, ve birbirini takip eden BÜYÜK DEVLETLER'in kışkırttığı Kürtçü isyanlar bizim rahat uyumamızı engellemiştir...

TÜRKİYE'nin kendisini BARIŞ REHAVETİ'ne kaptırmasını mazur gösterecek en ufak bir belirti bile yoktur.

Bu yüzden her dönemde DEVLET'in üst kademelerinde başarılı emekli askerlerin görev alması, politikacıların hata yapmalarını azaltacak bir unsurdur.


TOPOĞRAFYA-STRATEJİ-TAKTİK'ten hiç bir şey anlamıyan...

TARİH, EKONOMİ hiç bilmiyen...

Hele VATAN İÇİN CANINI VERME konusunda hep sınıfta kalmış politikacıların;

ORDU kesiminden gelen ikazlara kulak asmadıkları için yaptıkları hataları, sadece DİPLOMASI'yle çözmek mümkün değildir!..

Hal böyle iken, son zamanlarda bazı ağızlardan hiç eksilmeyen "sivil toplum, sivilleşmek" gibi ifadeler;

Eğer bir cahillik sonucu değilse..!

Mutlaka bir ihanet göstergesidir.


Bir defa Batı dillerinde "sivil toplum 
"MEDENİ TOPLUM, ŞEHİRLEŞMİŞ TOPLUM, BİZİM TOPLUM" anlamına gelir!..

Hiç bir zaman ÜNİFORMASIZ TOPLUM anlamında kullanılmaz...

Öyle olsaydı, Amerika'daki "civil war=iç savaş" orduların savaşı olmazdı!..

Aslında bütün dillerde MEDENİYET, ŞEHİR kelimesi birlikte düşünülür...

TÜRKÇE'deki "uygar" uydurması dahi!..(Uygur = şehirleşmiş, yerleşik TÜRK boyu)

Medeni kelimesi de "medine=şehir"den türemiştir.

Öyleyse, bu iki kavramı, yani ŞEHİRLEŞMİŞ TOPLUM ile ÜNİFORMASIZ TOPLUM'u birbiriyle karıştırıp ORDU'yu hedef almanın; sanki her koltukta bir asker oturuyormuş gibi, toplumda herkes üniforma giyiyormuş gibi bir "SİVİLLEŞME" yaygarası koparmanın maksadı başka olsa gerektir!..

TÜRK MİLLETİ, DİN'inden, DİL'inden sonra ASKER vasfından da soyutlanmak istenmektedir!..

Böyle bir şey, ancak dünyada bizden başka asker kalmaz ise düşünülebilir!..

Ne zamanki düşmanlarımız, ve dost görünüp te bizi arkadan hançerliyen "müttefik"lerimiz askerlikten, askeri politikalardan vazgeçerler...

Bizden toprak istemekten usanırlar...

Anarşiyi körükliyenler akıllanır...

TÜRKİYE'deki hainlere silah göndermekten vazgeçerler...

Biz de o zaman "sivil"leşiriz!..

Eğer şimdi böyle bir şeye kalkarsak, politikacıların değil; halkın tabiri ile "sivil" duruma düşeriz, çırıl çıplak ortada kalır, rezil oluruz!..


İşte burada söylediğimizin doğruluğunu görüyoruz.

ATATÜRK, TÜRK MİLLETİ'nin kendine, (vekillerine değil!) ve bir de ORDU'suna göveniyor!..

Çünkü bu ikisi birbirinden ayrılmaz.

Ne yapsalar, ayrılmaz;

TÜRK, ASKER MİLLETTİR!..

TÜRKORDU-MİLLETTİR!..


Evladını askere davul-zurnayla gönderir.

Askerliğini yapmamış kişiyi erkekten saymaz, kız vermez!

TÜRK ORDUSU gerçekten MİLLET ile bir düşünür. bir hareket eder.

İSTİKLAL Savaşı'nda da öyle yapmıştı.

İhtilallerde de öyle olmuştur.

Eğer politikacılar engellemeseydi, TÜRK ORDUSU KIBRIS konusunu ta 1974'de halletmişti!..

Eğer politikacılar engellemeseydi, bugün Kürtçülük veya irtica diye bir şey olmazdı.

TÜRK ORDUSU VATANPERVERDİR!..

ASLA İKTİDAR HIRSINA SAHİP DEĞİLDİR!..

DÜNYADA İHTİLAL YAPIP TA, İDAREYİ GENE SİVİLLERE KENDİ İSTEĞİYLE BIRAKAN BAŞKA BİR ORDU YOKTUR!.


Bu anlayış Hareket Ordusu'nda da, isyan eden Yeniçerilerde de vardı...

Hiç bir ihtilalci subay hakkında, "sivil" politikacılar kadar rüşvet ve yolsuzluk iddiası atılmamıştır ortaya!..

Hiç bir ihtilal döneminde, memleket ilkokul diploması bile olmayanlar tarafından yönetilmemiştir.

Çünkü bu ülkede DİPLOMASIZ Belediye Başkanı, Bakan, Başbakan olunur ama; ASKERDE "YAZICI" bile olunamaz!..

Bırakın "İki pırpırlı" bir “astsubay”ı veya “Uzman Çavuş”u, bir erbaş “çavuş” hatta “onbaşı” dahi, lise mezunudur.


Dil bilmeyen, kurmay olmayan general olamaz.

Yani askerin en cahili bile, politikacıların vasatından üstündür!..

Askerler kendi kadrolarına partiler gibi hırsız, uğursuz, Şeyh Sait'in torunu veya köy ağası almazlar.

Ezkaza girenleri derhal temizlemezlerse MİLLET'in güvenini kaybedeceğini bilirler!

Onların döneminde mafya babası eşkiyalar, Meclis'e girip el öptüremez!.. 

Meczup millet vekilleri meclis kürsüsünden Atatürk’e küfür edemez!..

Bölücü terör örgütü mensubu vekiller açıkca terör örgütüne destek verip, meclis kürsü ATATÜRK’, TÜRK ORDUSU’na, TÜRK MİLLETİ’ne KATİL, KATLİAMCI ZİHNİYET, FAŞİST, SOYKIRIMCI diyemez!..

Sinecek delik ararlar.

Bunun içindir ki, TÜRKİYE'de her ihtilal olduğunda halk sokaklara dökülür ve
"BİZİ BU ÇİRKEF POLİTİKACILARDAN KURTARDIN" diyerek ORDU'"yu bağrına basar!..

Hiç bir politikacıyı, ASKER kadar sevmez.

Ayrıca ORDU ülkenin en ilerici, en idealist kesimidir.

ORDU daima MİLLİ İDEALLER'in yılmaz bekçisi olmuş, daima bu ideallere ulaşmak için önderlik yapmıştır.

Şimdiki politikacıların "sivil anayasa değişikliği yaptık" diye öğünmelerine rağmen, bu ülkenin en TUTARLI anayasaları 1924 ve 1960 anayasasıdır.

Delik deşik edilmesine rağmen 1982 anayasası ise halen yürürlüktedir(!)

Yani üç-beş "sivil" politikacı, bir araya gelip ortaya kendi eserlerini koyamamışlardır.

Zaten değiştirdikleri maddeler de memleketin ihtiyacına yönelik değil;

BATILILAR'ın beğenmedikleri hususlardır.

TÜRK MİLLETİ her şeyin olduğu gibi bunun da farkındadır.

İşte "SİVİL" politikacıların hazmedemediği budur.

Anlıyamadığı, MİLLETİN ASKER RUHLU OLDUĞUDUR.

Politikacı askere sövdükçe, MİLLET küplere biner!..


Peki, politikacı ile asker kesim arasındaki bu sürtüşmenin bir hal çaresi yok mu?..

Elbette var!..

"Sivil"ler askerlere dil uzatacaklarına, onlar kadar VATANSEVER, FEDAKAR, DÜRÜST, BİLGİLİ ve ÜLKESİ İÇİN ÖLMEYE HAZIR olurlarsa; mesele hallolur.

Askeri ayıklamaya gerek kalmaz.

Kendileri ASKER NİTELİKLİ olurlar!.,

MİLLET'le kaynaşırlar.

Zaten bu ülkede ASKER RUHLU olmayana TÜRK bile denmez!..

TÜRK ORDUSU, ÇELİK GİBİ bir DİSİPLİN'e sahiptir.

TÜRK ASKERİ, Amerikan Jonny'si gibi jiklet çiğneyerek talime çıkmaz...

Yediğinden, içtiğinden şikayet etmez. Kaytarmayı marifet saymaz...

Her ne aksaklık varsa yine o DİSİPLİN içinde çözülür.

Biz yukarda, "ORDU içinde yetişmiş kişilerin sadece SAVAŞ'ta değil;

ÜLKE KALKINMASI'nda da yararlı olacağını" söyledik...

Bunu biz uydurmadık, ATATÜRK öyle diyor...

Demekle de kalmıyor, ORDU'nun bu vasıfta DİSİPLİNLİ insanlar yetiştirmesini istiyor!..

Çünkü ATATÜRK MİLLET'ini de ORDU'sunu da iyi tanıyor.

Bütün mesleki eğitimi boyunca VATAN savunmasına yönelik TOPOGRAFYA- STRATEJİ-TAKTİK esasları öğrenen, bütün hayatı boyunca düşmanla mücadeleye hazır olan kişilerin, ülkesine ihanet edemiyeceğini biliyor.

Bu kişilerden askerlikten ayrıldıktan sonra da yararlanmayı düşünüyor.

Çünkü ORDU mensupları bu vatanın ÖZ evlatlarıdır.

Genel Kurmay Başkanı'ndan ER'ine kadar bütün fertlerinin en iyi şekilde yetiştirilmesi, sonradan da bu kaynağın iyi değerlendirilmesi şarttır.

Ne yazık ki, ATATÜRK'ün bu VASİYET'ine de uyulmamış, ORDU böyle bir EĞİTİM OCAĞI haline getirilmemiştir. 

İMAN olmadan teknoloji ancak geçici zafer sağlıyabilir.

ORDU için PARA'dan daha önemlisi İMAN'dır.

Bütün ORDU mensuplarına bu İMAN mutlaka verilmeli;

MİLLETİMİZ de okullarda bu İMAN ile yetiştirilmelidir.

Yine bir MİLLETİN RUHU'nu zaptetmedikçe, onu mağlup etmenin imkanı olmadığının delili Viyetnam, Çeçenistan, hatta Irak'tır.

Peki, nedir İMAN?..

Bizim için bu İMAN, ALLAH yolunda ölenlerin ŞEHİT olduklarına, ve CENNET'e gireceklerine, sonsuz RUH hayatı boyunca bir daha sıkıntı görmeyeceklerine dair olan inançtır...

ALLAH yolunda ölmek demek ise, kendini düşünmeden VATAN'ı, yani MÜSLÜMAN DİYARI'nı ve MİLLET'i, kendi ailesi de dahil olmak üzere, kadın, yaşlı, çoluk çocukları korumak için hayatını feda etmektir...

Zaten askerlik budur. Mesele kendi hayatını kurtarmak olsaydı, kaçmak en iyi çare olurdu...

Hayır, amaç başkalarının hayatını kurtarmak, başkalarının geleceğini garantiye almaktır.

Bu İMAN'ın temeli KUR'AN'dır:

"Ey inananlar!.. Sabredin! Direnin! Savaş için hazırlıklı, uyanık bulunun!"
(Ali İmran Suresi, 200. ayet)..

Peygamberimiz de bu ifadeyi "ALLAH yolunda bir gündüz bir gece NÖBET tutmak, gecesi namazla, gündüzü oruçla geçen bir aydan hayırlıdır," diyerek desteklemiştir...

Yani her MÜSLÜMAN için BARIŞ zamanında UYANIK ve HAZIR olmak; SAVAŞ zamanında da SABIR göstermek, düşmana DİRENMEK FARZ'dır!..

ASKER, MİLLETİ İÇİN, VATANI İÇİN ÖLMEYE HAZIR KİŞİ demektir!..


ASKERLİK görevini bütün hayatı boyunca benimsemiş kişiler (subay ve astsubaylar), TÜRK MİLLETİ’ni her an DÜŞMAN'a karşı korumak sorumluluğunu üstlenmiş kişilerdir...

Aynı şekilde POLİSLER de bizi yurt içindeki suçlulara karşı hayatlarını tehlikeye atarak korurlar...

Onun için hem SUBAYLAR, hem ASTSUBAYLAR hem de POLİSLER'in itina ile seçilir…

VATANİ, MİLLETİ İÇİN ÖLMEYE HAZIR yetiştirilir…

ANCAK;

SİYASET böylemidir ki?!!

Zaten ülkemizde ATATÜRK’ten sonra bir SİYASETTÇİ, DEVLET ADAMI hiç olmamıştır…

Haliyle MİLLİ SİYASET’imizde yoktur…

ATATÜRK’ten sonra MANDACI POLİTİKACILAR tarafından gün be gün süregelen süreçte FELÇ’e uğratılmıştır…

72 yıldır DEVLET’in TEMEL’ini çürüten YALAN DÜZENİ simsarları POLİTİKACILAR bu ülkeyi idare etti ve etmekteler!..

*(POLİTİKAcı=YALANcı-DÜZENci)*

ÜLKEMİZDE hiçbir vasıf gerekmeden, TAHSİLSİZ, BİLGİSİZ, KÜLTÜRSÜZ, PARASI, SİLAHI, DAYISI, ÇETESİ, AŞİRETİ, TARİKATI, TERÖR ÖRGÜTÜ olan herkez KRAVATI BELİNE BAĞLAYIP, elinde çiğ köfte tepsisi, MECLİS yolunu tutabiliyor…

SİCİL’lerinde bin bir türlü bozuk düzen işlenmiş olanlar (kaçakçılık, vergi kaçırma, haneye tecavüz, silahla tehdit, darp, adam yaralama, ölüme sebebiyet verme, azmettirme, imar yasasına muhalefet, silah ve uyuşturucu işine bulaşma, tecavüz ve eski hükümlüler), hatta TERÖR faliyetlerinden dolayı hüküm giymiş cezasını çekenler, CEZA EVİ’nden TBMM’de MECLİS KÜRSÜSÜ’ne TRANSFER olabiliyor!..

Cebine girecek paraya göre partiden partiye transfer olan FIRILDAK’larıda unutmamak lazım!


İşin en acı tarafı ise;

Bu kişiler bulundukları partilerin BAŞKAN’ıda olabiliyor ve BAŞKAN’ı olduğu o partiye hükümet kurma yetkisi verilebiliyor…

BAŞBAKAN ve hatta “kıytırıktan” alınan bir diploma ile CUMHURBAŞKANI dahi olabiliyorlar…

Bu durumun önünde hiç bir eleme, hiçbir engel yok!..

Şimdi düşünün;

VATANİ, MİLLETİ İÇİN ÖLMEYE HAZIR, İMAN DOLU GÖĞSÜ İLE ORDU MENSUBLARI!..

VALİZİ ELİNDE KAÇMAYA HAZIR, RUHUNU ŞEYTANA SATMIŞ POLİTİKACILAR!..

   
   Özkan BOSTANCI
http://ozkanbostanci.blogcu.com/

--
               ..::CTO::..
..::CiHAN TÜRK OLSUN::..
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
--
Düşmanım, düşmanlığından vazgeçinceye kadar, ben de onun amansız düşmanıyım.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
--
"TÜRK MİLLİYETÇİLERİ ÜLKEMİZİN VE TÜRK DÜNYASININ AYDINLIK VE GÜZEL YARINLARININ SİGORTASIDIR." (Özkan BOSTANCI)
--
Bu mesajı yalnız kaynağı ile kullanabilir veya çoğaltabilirsiniz.

Allowed  either use or coppy this message as its source.

Copyright © 2007 - 2009 CiHAN TÜRK OLSUN Corporation

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin