20 Ocak 2010 Çarşamba

((slayt izle)) ÇAKAL SENDİKACILAR VE MESLEK ODACILARI - Özkan BOSTANCI

ÇAKAL SENDİKACILAR VE MESLEK ODACILARI

- Bütün RUS milleti içinden işçi, deniz ve kara kuvvetlerinden ibaret bir azınlık, ekonomik esaslara dayanan KOMÜNİST PARTİSİ adı altında birleşerek bir diktatörlük vücuda getirmişlerdir... Gayelerinde MİLLİ değildirler... Kişisel HÜRRİYET ve EŞİTLİK tanımazlar. HALK EGEMENLİĞİ'ne saygı göstermezler... İçte çoğunluğu zor ve baskı ile görüşlerine itaate mecbur ederler... Dışta kendi prensiplerini yaymaya çalışırlar. Halbuki HÜKÜMET kurmaktan amaç, evvela FERDİ HÜRRİYET'in teminidir!.. BOLŞEVİK hükümet şeklinde İSTİBDAT mahiyeti görülmektedir... Bir cemiyeti, bir kısım insanların görüşlerinin zorla esiri ve zebunu yaşatmak şekline TABİİ ve MAKUL bir hükümet sistemi nazarıyla bakılamaz.

- İHTİLALCİ SİYASİ SENDİKALİZM teorisyenleri her türlü siyasal kuruluşları yalnız kendi menfaatleri lehine çalıştırmak ve nihayet siyasi kuvvet ve hakimiyeti ellerine geçirmek isteyen İŞÇİ gruplarıdır... Bunlar amaçlarını zorla elde etme fırsatını beklerken, zaman zaman GENEL GREVLER yaparak, hükümet adamları üzerinde etkili oluyorlar.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

************************

Biz EHİL, TECRÜBELİ ve AHLAKLI kişilerin başa geçmesini ESAS olarak almıyan bütün kuruluşları reddederiz...

Bu açıdan zamanımızın MESLEK ODALARI'nı ve SENDİKALAR'ı hiç bir yarar sağlamıyan, aksine zarar veren kurumlar olarak görürüz!..

Bunlar 700 yıl önceki AHİ TEŞKİLATI'ndan bile geri kuruluşlardır!

AHİLİK'te her mesleğe ancak EHİL olanlar alınır, DÜRÜST davranmıyan, stokçuluk yapanlar cezalandırdığı gibi, düzenli toplantılar ile yeniler eğitilirdi!..

Halkla ilişkiye önem verilirdi...

Her mahallede her meslek grubunun bir sandığı vardı!..

SANDIK, yardıma muhtaç esnafa kredi sağlardı...

Teşkilatın kendi içinde bir MUHAKEME uygulaması olduğu için, bütün mensuplar işini iyi yapmaya çalışırdı!..

Ahiliğin amacı, HALK'a daha iyi hizmet vermek ve mesleği geliştirmekti.

Biz bugün, 
"TÜRKİYE'de yeteri kadar DOKTOR ve ECZACI olduğunu"açıklayan ve "yeni eleman yetiştirilmemesini" isteyen meslek odalarını duydukça, kanımız donuyor!..

Çünkü biliyoruz ki, bu isteğin altında köşe başlarını kapmış doktor ve eczacıların gelirlerinin azalma korkusu var!

Biz 
"Hapishane şartlarının düzeltilmesi, suçluların haklarının tanınması"için yollara dökülen Baro yetkililerini görünce, suratlarına tükürmek geliyor içimizden...

Çünkü bunlar avukatlığı 
"suçluyu cezadan kurtaran kişi, ipten adam alır"zihniyetiyle yapıyorlar...

Sahi, siz hiç BAROLAR BİRLİĞİ'nin masumların, mazlumların, aldatılmışların, ırzına geçilmişlerin, yani davacıların haklarını savunmak için beyanat verdiğini, yürüyüş yaptığını gördünüz mü?..

Ya SENDİKALAR?..

Çalıştığı müesseseyi 
"grev" bahanesi ile tahrip eden...

Çöpleri günlerce sokakta bırakıp salgın hastalık yaratan...

Kendi çöpünü dökmeye kalkanı da döven...

İnsanları ÇALIŞMA'ya değil de, ÇALIŞMAMA'ya teşvik eden...

İşçileri 
"açız" diye bağırtıp kendileri lüks villalarda oturup Mercedesler'e binen SENDİKA yöneticilerini gördükçe;

Bu kişilerin damarlarında TÜRK KANI yerine LAĞIM SUYU dolaştığını düşünüyoruz!..

OSMANLI DEVLETİ'nin bile hiç bir döneminde hiç bir MESLEK KURULUŞU mensuplarına kendi ekmek kapılarını tahrip etme, hizmet verdikleri kişileri dara sokma fikri aşılamamıştır!..

Böyle bir TEK OLAY yoktur!..

Biz bu AYAKLAR'ın BAŞ olduğu SENDİKACILIK hastalığını da BATI'dan kaptık.

Bir örnek verelim:

Bizim bu ÇAKAL sendikacılarımız fakir DEVLET dairelerinde boş oturan odacılara GENEL MÜDÜR MAAŞI kadar ücret almayı...

Onları sık sık sokağa dökmeyi 
"işçi haklarını koruma" olarak görürler de;

Zengin VAKKO, BENETTON, LEWI'S gibi gavur müesseselerinde DÜŞÜK ücretler ile günde 10, haftada 60 saat çalıştırılan kişilere, oturacak bir SANDALYE bile koymanın yasak edilmiş olması karşısında, kılları kıpırdamaz!..

Zavallı kızların genç yaşta sahip oldukları parmak gibi varisleri görmezden gelirler!

SENDİKACILAR'ın yediği HALTLAR saymakla bitmez!..

12 Eylül'de sözde sosyalist DİSK yöneticisi Fehmi Işıklar, Shareton Oteli'nde yakalanmıştı!..

Maden-İş yöneticisi Şemsi Denizer, temsil ettiği işçilerin kömür karasından seçilmeyen bakışlarından utanmadan Mercedes arabasıyla metresini alıp 
"o gece klübü senin, bu gece klübü benim," dolaşır!..(1993)

TÜRK-İŞ Başkanı Halil Tunç da, Anadolu Klübü'nde bezik oynamaya bayılırdı!..

Sevsinler bunların işçiliğini!...

Bu iş TÜRKİYE'de böyle de BATI'da farklı mı?..

Yoo!..

Dedik ya, zaten biz oradan kopya etmişiz...

Bizdeki SENDİKA kelimesi İngilizce SYNDICATE'den gelmiştir.

Ama ABD'deki sendikalar öyle kötü bir şöhret yapmıştır ki, zamanla "syndicate" MAFYA anlamına gelir olmuştur!

Ne yapsın Amerikalılar, işçi kuruluşlarına UNION demeğe başlamışlar!..

Halbuki eskiden bu kelime TRADE UNION olarak sadece ticaret odaları için kullanılırdı.


En korkuncu ise, SENDİKALİZM 
"oy"la yürüdüğü ve VASIFSIZ işçilerin oyu daha çok olduğu için; yapılan toplu sözleşmelerde TECRÜBE ve EHLİYET ücret tesbitinde ön plana çıkması gerekirken, bu kansızlar "seyyanen zam" isterler.

Böylece BİLGİLİ, ÇALIŞKAN, TECRÜBELİ, MESLEK SAHİBİ ve DÜRÜST işçiler, hiç bir vasfı olmayanlarla aynı kefeye konur...

Hatta EKARTE edilir!..

Biz bu kadarla yetinmiyoruz...

ATATÜRK bu sistemin 
"MİLLET'in sadece bir kesiminin menfaatini koruduğunu, amacına ulaşmak için DEVLET'i bile yıkacak GENEL GREVLER'e gittiğini" söylüyor!..

Bu sistemi de TÜRK MİLLETİ'nin mizacına uygun bulmuyor!...

Sadece SENDİKACILAR'ın başa geçmesi değil; sendikacılığın SÖZ SAHİBİ olmasını da mahzurlu görüyoruz!..

İşçinin hakkı elbette korunmalı, işverene ezdirilmemeli!..

Ama bu sorumluluğu TÜM İŞÇİLER'i kapsıyacak şekilde DEVLET üstlenmeli!..

Sadece SENDİKALAR'a haraç ödemek durumunda kalanların (
ki toplam işçi nüfusuna oranı %30 bile değildir) değil; gariban işçinin de hakkı korunmalı...

İşçi iken külhanbeylik ile SENDİKACI olup başka işçilerin hakkını yiyenlere, biz İŞÇİ TEMSİLCİSİ diye bakamıyoruz!.. 

İçimiz kaldırmıyor!


Bütün bu belirttiğimiz sorunlar ortada iken şimdi ne yapılmak isteniyor?..

Sanki DEVLET işçilerinin SENDİKALI olması yetmezmiş gibi, MEMURLAR da
"sendikalı" yapılmak isteniyor!..

BATI'yı taklit ederek!..

Bunu DEMİREL efendi 1991 seçim vaadleri arasında dile getirdi; ama sonra ne o, ne de partisi gerçekleştiremedi.

Çünkü MEMUR sadece MAAŞ ARTIŞI istiyor. 

Onu da DEVLET veremiyor...

Hüsamettin Cindoruk adındaki zat Meclis Başkanı iken kendisini ziyarete gelen memur 
"temsilcileri"ne "kurun sendikanızı, haklarınızı alın" dedi...

Yahu, sen iktidar partisinden seçilmiş MECLİS BAŞKANI'sın...

Zaman zaman CUMHURBAŞKANI'na vekalet ettin...

Eğer DEVLET verebilecek durumda ise, niye verdirmedin?..

Veremiyecek durumda ise, o zaman sendika kurulunca nasıl verecek?..

Ne diye bir de memurları sokağa döküyorsun, bre İZ'ANSIZ!..

Sonuçta ne oldu?..

Daha "sendikalar kanunu" çıkmadan, yani KANUNSUZ sendikalar Kürt militanların liderliğinde mantar gibi çoğaldı...

Her parti kendi güdümünde SENDİKA kurup memurları masa başında kamplara böldü...

ASKER'in Doğu'da tepelediği PKK eşkiyası, "sendikacı" hüviyetiyle DEVLET kademelerine sızıyor, DEVLET'i içinden yıkmaya çalışıyor...



1996'da memur sendikaları sözüm ona 
"direniş" diye günlerce büyük şehirlerde terör estiriyorlardı!...

Trenler kalkmıyor, hastaneler çalışmıyor, vergi toplanmıyor, VATANDAŞ'ın işi DEVLET kapısında tıkanıp kalıyordu!...

Bu gün 
TEKEL direnişinde ise, çoluğu çocuğu ile ekmeğinin, rızkının peşinde olan işçiler yine SENDİKACILAR tarafından satılmıştır...

Komünist partilerin, derneklerin, meslek odalarının, Kürt militanların PROPAGANDA ARENASI'na dönmüştür.

Bu soğukta, karda, kışta, hakkını, ekmeğini arayan işçi kardeşlerimiz;

Ne sendikacıların...

Ne meslek odalarının...

Ne orayı kendi bayrakları ve flamaları ile dolduran komünist partilerin...

Ne de Kürt militanların umurunda değildir...

Hepsi prim yapma, rant kapma, kendi sesini duyurma peşindedir...


Gözü ekmeğinden başka hiç bir şeyde olmayan işçi kardeşlerimiz farkında olmadan bu 
TİYNİYETSİZLER tarafından kullanılmaktadırlar.

Ne diyelim?..

Buna imkan hazırlıyanlara LANET olsun!

       Özkan BOSTANCI
http://ozkanbostanci.blogcu.com/



       Özkan BOSTANCI
http://ozkanbostanci.blogcu.com/
--
               ..::CTO::..
..::CiHAN TÜRK OLSUN::..
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
--
Düşmanım, düşmanlığından vazgeçinceye kadar, ben de onun amansız düşmanıyım.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
--
"TÜRK MİLLİYETÇİLERİ ÜLKEMİZİN VE TÜRK DÜNYASININ AYDINLIK VE GÜZEL YARINLARININ SİGORTASIDIR." (Özkan BOSTANCI)
--
Bu mesajı yalnız kaynağı ile kullanabilir veya çoğaltabilirsiniz.

Allowed  either use or coppy this message as its source.

Copyright © 2007 - 2009 CiHAN TÜRK OLSUN Corporation