18 Ocak 2010 Pazartesi

((slayt izle)) "BU BIR DEVRIMDIR"

1934 yili, haziran ayi... Ankara, onemli bir konugu agirlamaya hazirlaniyor. Iran Sahi Riza Pehlevi gelecek ve Ataturk devrimlerini inceleyecek.
Ataturk, yakin arkadaslarini Cankaya Kosku'nde topluyor.
"Sah icin nasil bir program yapalim?" diye soruyor.
Kimi Orman Ciftligi'ne goturmeyi oneriyor, kimi "Merinos'u gezdirelim" diyor.

Begenmiyor onerileri Ataturk:
"Butun bunlar Iran'da da var. Onlarda olmayan bir sey yapmali, farkimizi ortaya koymaliyiz."
Aklinda bir sey oldugu belli... Sofradakiler merakla beklesirken kararini acikliyor:
"Opera yapacagiz!"


Iste ilk Turk operasi Ozsoy'un dogus sahnesi bu... Ataturk operanin konusunu da kendisi belirliyor.

Iranlilarin Seyhnamesi'nden esinlenmis bir destan planliyor:
Oyku, Hakan Feridun'un ikiz ogullari Tur ile Irac uzerine kurulu... Ikizler dogdugunda seytanin gazabi onlari birbirinden ayiriyor.

Ayri yollara gidip birbirlerinden uzaklasiyorlar. Ama yuzyillar sonra bulusup kardes olduklarini anliyorlar.

Tipki "ayri yollara giden ikizler" Turkiye ve Iran gibi...

Bunu yazmasi icin Munir Hayri Egeli'ye veriyorlar. Librettoyu (Libretto, opera, operet, oratoryo, bale, muzikal gibi sahne eserlerinin yazili metinlerine verilen addir. Muzigin sozu olarak tanimlanabilir) Egeli yaziyor. Sonra besteci arayisina girisiliyor. Adnan Saygun akillarina geliyor. Saygun, devlet bursuyla gonderildigi Paris'ten yeni donmus. Musiki Muallim Mektebi'nde hocalik yapiyor. Henuz 27 yasinda...

Librettoyu okutuyorlar kendisine...

"Sah geliyor. Bundan bir opera yapacaksin" diyorlar.
Seviniyor Saygun... Daha once hic operasi yok Turkiye'nin...

Soruyor:  
"Solist var mi?"  
 "Yok!"
"Koro var mi?"
"Yok."
"Orkestra var mi?"
"Yok."
"Ne kadar vaktimiz var?"
"Bir ay!"

Mucizevi bir oykudur bu... 1 ayda, 27 yasindaki o adam, hem de Riyaseti Cumhur Orkestrasi sefinin engelleme cabalarina ragmen solistleri bulur, orkestrayi, koroyu kurar, eseri besteler ve Turkiye'nin ilk opera eserini yaratir.

O uykusuz geceler icin sonradan soyle yazacaktir:

"Ah bu calisma!.. Zaman kisa, imkвnlar son derece sinirli. (..) Ama icimiz coskun.

Yalniz benim degil, butun gorev almis arkadaslarimin ici sevkle kayniyor. Acaba o atilim ustune atilim yillarinda, icimizde duydugumuz dinmek bilmez heyecani, sonmek bilmez atesi simdiki kusaklar nasil duyuyorlardir".
Ataturk, gelismeleri uzaktan takip eder. Bir ara Sovyet sefiri Karahan'a
"Sen anlarsin, git bir bak" deyip provalara yollar. Iyi haber alinca kendisi de gidip izler bir provayi...

Ve Ozsoy, 19 Haziran 1934 gecesi, iki devlet adaminin huzurunda sahnelenir.
Ataturk, bu mucizenin yaraticilarini gece Cankaya Kosku'nde agirlar, kutlar ve engellemeye calisanlara der ki:
"Bu, bir devrim hareketidir!"


7 Eylul'de Adnan Saygun'un 100. dogum yildonumu kutlandi. Saygun'u ya da Ozsoy'u animsayan kac kisi var bugun?


 Ya da daha zor soru:
 "O devrim yillarinin dinmek bilmez heyecanini, sonmek bilmez atesini" simdikiler nasil duyuyorlar?


--
--------------------------------------------------------------------------------------------------
GOOGLE grup ARKA BAHÇE'nin arsivine gitmeniz icin linki tiklayin.
http://groups.google.com.tr/group/acikalan?hl=tr

FACEBOOK grup ARKA BAHÇE'nin arşivine gitmeniz için linki tıklayın
http://www.facebook.com/group.php?gid=92689065713