Sol göğsümdeki ben gibi taşırken varlığını yüreğimde... yaptığı kardan adamı buzdolabında saklamak isteyen küçük bir kızın çocuksu inancı, inadı ve saflığıyla... her okuduğumda bir kez daha kendimle tanıştığım şiirleri, kırmızı kokulu dağ çileklerini, çizgili pijamaları ve hazan Bodrum’unda güneşli deniz kenarlarını sever gibi... gerçek, içten, sebepsiz... sorsalar:Yorumsuz! Seviyorum seni....
Kardan adamın dostluğu güneş çıkana, güneşin dostluğuysa hava kararana kadardı. Büyümek, öğretmişti çocuksu denklemlerin gerçek hayatta geçerli olmayacağını. Bir yenisi, gidenin yerini doldurabiliyordu, kabullenmiştim zor da olsa... Ama sen benim beni terk etmeyen en dostum, yerini başka hiçbir varlığın dolduramadığı tek yalnızlığımsın!
İşte bu yüzden hiçbir sıfat tamlamaya, tanımlamaya yetmedi, yetmiyor seni!
--
Ben sana öyle bir sevdayla bağlıyım ki...
Küsemem sana...
Kendime küstüm birçok kez ama sana küsmedim...
Küsemedim...
Sana küsmek demek...
Hayatımı neşeye boğan gülüşüne,aydınlatan güneşime küsmek demektir...
Sana küsmek demek...
Hayatı karakalemle çizmek demektir...
Siyahtan ibaret olur herşey...
Ve ben böyle bir hayat çizeceğime...
Kırarım o kalemi ve son veririm bu hayata...
Ben Sana Küsemem ki...
murat1023@hotmail.com