25 Ağustos 2010 Çarşamba

Re: ((slayt izle)) HENÜZ VAKİT ÇOK GEÇ DEĞİL!.. // hafize sultan

inadına evet evet evetttt. kürtler hayır diyorsa ben evet diyeceğim...

25 Ağustos 2010 09:48 tarihinde kotanlartr <kotanlartr@gmail.com> yazdı:



 hafize sultan hafizesultann@gmail.com
 25 Ağustos 2010 09:02

 HENÜZ VAKİT ÇOK GEÇ DEĞİL!..



Hanefi_Avci.jpg


HENÜZ VAKİT ÇOK GEÇ DEĞİL!..


            AKP "HAYIR" diyenleri, 12 Eylül Anayasasını savunmakla suçluyor. Oysa 12 Eylül Anayasa'sına "HAYIR" diyenler, ondan daha geri durumda olan bu Anayasa değişikliklerine de "HAYIR" diyecekler!.. Değişiklikler, kötünün iyisi bile değil… Yeni anayasa mevcut olandan daha da beter olacak kesin. Bu nedenle kötüden daha kötü olan değişikliklere, "HAYIR" demek bir yurttaşlık ödevidir!..


            İktidar sözcüleri,  "HAYIR"  diyenleri 'akılsız' olmakla ve 'vatanı sevmemekle' suçluyor… Vatandaşın,  vatana olan sevgisini test etmek, kimsenin haddi değilken, sanki referandum "yurtseverlik" üzerine yapılıyor… "HAYIR" demenin hayati derecede önemli olan bir nedeni daha var: "HAYIR" dedikten sonra, rejim bakımından olduğumuz yerde durabiliriz… Rejimi koruyan kurumlar yerinde kalacağından, onu değiştirmek öyle kolay olmayabilir. Dolayısıyla bir iktidar değişikliğinde, yeniden ve çağdaş bir Anayasa yapma olanağı da elimizden alınmış olmayacak…


            Sonuç "Evet" çıkarsa, o zaman çoğunluğu arkasında hisseden iktidar, Anayasa'yı dilediği gibi değiştirerek rejimle de oynayabilir. Cumhuriyetin köküne kibrit suyu asıl o zaman dökülecek! Artık o noktadan bizi geri döndürecek, hiçbir güç de kalmamış olacağından, geri dönüş yollarımız hepten kapanacak ve içine düşürüldüğümüz kör kuyudan bizi kimse çıkartamayacak! Kala kala insafsızların insafına kalacağız… Anayasa MahkemesiHakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu da iktidarın kontrolüne geçtiğinde, haksızlıklara, hukuksuzluklara, keyfiliklere kim "dur" diyebilir ki?..  Böyle bir rejime 'demokrasi' denir mi?.. Osmanlı'nın küllerinden bir devlet yaratan; Cumhuriyetin kurucularına böyle bir ihaneti bu millet reva görebilir mi?.. Sanki "Demokratik Cumhuriyet"ten daha iyi bir rejim mi var? Hayır! O zaman neden bu çılgınlıklar?.. Elimizdeki bir olanağı siyasi  iktidara neden  terk edelim?..


            Dilerseniz olaya bir de diğer yönünden bakalım: Adaleti siyasallaştırarak iktidara bağladıktan sonra, AKP yerine gelecek olan iktidar, bu kadar geniş ve 'sınırsız' yetkilerle ya kötü işler yaparsa?!.. Öyle bir şey olacağına asla inanmam. Ama, böyle bir olasılığı  hiç mi düşünmez bu iktidar?.. İktidarda olanları,  "benden sonrası tufan" anlayışına getiren nedir? Anlamak mümkün değil!..


            Referandumda sonuç "Evet" çıkarsa ne olur?


            Bir daha halka böyle bir soru asla sorulmaz!..  Bundan emin olabilirsiniz... Hiç bir zaman buna gerek de duyulmaz. Her konuda siyasi iktidar, 'halk adına' kararlar verebilir. Bu kararların evrensel hukuk ilkelerine, uluslar arası sözleşmelere ve iç hukuk kurallarına aykırı olup olmadığını denetlemekle görevli olan kurumlar da siyasallaşacağı için, bunlar iktidarın her yaptığına gerekli kılıfı uydurabilir ve her yapılanı meşrulaştırabilirler. Dolayısıyla bu tür hukuk dışı uygulamalar, faşist rejimlerde tartışılmak bile tartışılamaz!.. Öte yandan mevcut iktidarın yerine, yenisi gelmeyebilir de.. Çünkü mevcut iktidar, muhalefetin kendini ifade etmesine ve çoğunluk olup iktidara gelmesine olanak tanımaz!… Faşizme özenen iktidarlar, seçim yasalarını da değiştirebilir, bir yolunu bulup  yine iktidara onlar gelir!…


            Referandumun sonucunda "HAYIR" oyları fazla olursa, o zaman bir şansımız daha olabilir: Bu kötü 12 Eylül Anayasasından kurtulup, yeni bir demokratik anayasa yapma şansımız ancak o zaman doğar. Bu iktidar, halkın oyları ile gittiğinde, yerine gelecek olanların,  çağdaş bir anayasa yapmaları da söz konusu olabilir… O zaman tam bağımsız olmasa da, yargı eliyle yine seçimler yapılabilir… İktidarlar değiştirilebilir!.. O bakımdan kötünün iyisi olan bu durumdan daha geriye "Evet" diyemeyiz!..


            Bu hafta için seçtiğim bu konuları, eski İstihbarat Dairesi Başkanı Hanefi Avcı'nın  iddiaları geri sıralara itti. Bu iddiaların gazetelere yansıdığı kadarından, aldığım bazı notlar ise, ürküttü beni! Yazılanları tekrar tekrar okudum; her seferinde dehşete düştüm; içimi bir korku sardı! 'Cemaat' diye adlandırılan yapının, kadrolarını devletin en kilit noktalara yerleştirmiş olduğuna ve  "korku imparatorluğu"nu kurduğuna daha çok inandım!.. Hükümete muhalif olanların, can güvenliği olmadığı ve her an başlarına bir şeylerin gelebileceğini okuyunca ise, paniğe kapıldım… Korktum. Bir yere mi kaçmalıyım diye aklımdan geçirdim!?..


            Nereye kaçabilirdim ki?.. Ormanlar saklayabilir miydi beni bir süre?.. Saklarsa ne zamana kadar?.. Kişisel kahramanlık ve cesaret ile yaşamaya muktedir değildir insanlar. Korkmamalıyım, çünkü benim 'can ve mal güvenliği'mi sağlamakla görevli 'kurumlar'dan oluşturulmuş, ve 'devlet' denen örgüt bu nedenle var. Bütün bunlar, insanlığın tarih boyunca edindiği kazanımlardır.  Bunları yok ederseniz, insanlar korkar ve kendi güvenliklerini sağlamaya başlamak zorunda kalırlar. "İhkak-ı hak"(1) ve 'silaha sarılma' gibi eylemler, halkı birbirine düşürmek ve bir devleti çökertmek için atılan adımlardır...


            Hanefi Avcı kitabında, böyle giderse işin adaletten çıkacağını "insanların silaha sarılacağını" savunuyor!..  Yazdığı kitabın bedelinin, kimsenin anlamayacağı kadar 'ağır' olacağını bildiğini de söyleyen müdür;  benim kadar korkmuş görünüyor aslında... "Hayatım zehir zindan olacak" demesi bundan olsa gerekir… Kitabı yazma amacını, "ülkeme karşı sorumluluğumu yerine getirmiş olma" cümlesiyle ifade ediyor… Üç maymunu oynayıp belki de yükselerek, hayatına devam edebilme olanağı bulunduğunu ifade eden halihazırdaki Eskişehir'in İl Emniyet Müdürü: "O zaman insanlığımdan, inançlarımdan, onurumdan utanırım. Herkesi kandırsam kendimi kandıramam" diyor…


            Ankara Hukuk Fakültesi'nden de mezun olan Müdür Hanefi Avcı hakkında, 'Susurluk Olayı' sonrası, TBMM'nde 'devletin içindeki çeteleşmeyi' açıkladığı için davalar açılmıştı. İstihbarat Dairesi'ndeki "teknik-elektronik istihbaratın" kurucusu olarak bilinen Avcı, "kaynağı belirsiz şekilde internete düşen ses ve görüntülerin, cemaatin kendine ait 'özel dinleme ve izleme aletleri' ile yapıldığını, cemaat haricinde herkesin, bu görüntüleri internette yayarken iz bırakıp yakalanacağını, bir tek onların, bu sistemin başında olduklarından, iz bırakmadan yayabileceğini" ifade ediyor. "Bu işleri profesyonelce yapabilecek tek grup cemaattir"  diyen Avcı, kozmik odaları günlerce arayanlara adres olarak,  İstihbarat Daire Başkanlığı ile İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesini gösteriyor. Müdür Bey,  demirbaşa kayıtlı olmayan ve cemaatin kendine ait özel dinleme ve izleme aletlerinin buralarda bulunabileceğine vurgu yapıyor…


            İstihbarat Daire Başkanlığı bile cemaat tarafından dinleniyormuş?!.. Cemaat Atlantik Okyanusu'nun öte yakasında mevzilenmiş… Teknolojiyi hiç kuşku yok ki, AB ve  ABD'den alıyorlar… Bu nedenle cemaatin bildiği her şey, CIA'nın da bilgisi içinde olsa gerekir… Fetullah Gülen'in bir numaralı koruyucusu olan ABD, sizce bu operasyonun neresindedir?..  CHP'li Kart sıcağı sıcağına: "Bu cemaat dış istihbarat odaklarının yönlendirmesine tabidir" diyor…


            Bir gün iktidar değiştiğinde, bu yapılanların hesabını vermesi gerekenler, son Anayasa değişikliği ile, o günler için önlem mi alıyorlar ne!… Bu nedenle , bir dahaki dönem için olası AKP hükümetine bağlı, bir yargıyı yaratmak uğruna seferberlik ilan etmişler!..


            CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin:"Başbakan'ın yasadışı özel istihbarat örgütü var" diyor... Peki bu örgüt, bir yasaya dayanılarak kurulmadığına göre, bu 'özel istihbarat örgütü' yasadışı değil mi?.. Yürürlükteki yasalarda böyle bir teşkilat görünmüyor. Bu yasa dışı örgütün  lideri kim?..  Bir gün hesaba davet edilecek mi?... Olası iktidar değişikliğinde CHP'nin halka verdiği ilk söz, dokunulmazlıkları kaldırıp, hesap sormak değil miydi?.. AKP gidiyor… Ayakları birbirine dolandı beylerin… Başbakan ve arkadaşları hesap vermeye hazır mı?.. Hiç sanmam!.. "Evet" kampanyasına bu kadar asılmanın başka ne sebebi olabilir? Yargılanmaktan kurtulmanın tek yolunun, 'bağımlı' yargı olduğunu onlar da bal gibi biliyor… CHP'li Ersin, devam ediyor anlatmaya:"Bu örgüt 2003 yılında 'yolsuzlukları araştırmak' için kuruldu. Daha sonra 2005'ten bu yana 'Başbakan'a istihbarat' hizmeti yapıyordu. Ve bu ortam dinlemelerini bunlar yapıyor. Muhalif kişileri takip ediyorlar"…


            Cevap ver başbakan, bu iddialar karşısında Yüce Divan'da  hesap vermeye hazır mısın?.. Bize şimdi "beyaz gömlek giyerek bu yola çıktık" gibi duygusal Menderes'e benzeme numaraları çekme!.. Artık yemezler…


            AKP'nin iki dönem Ankara Milletvekili M. Zekai Özcan:"İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Başbakan ile Cumhurbaşkanı 'emir eri' gibi davranıyor. Yakında Türkiye'de çeteler çıkacak, herkesi tehdit edecek" diyor… Özcan'ın ne dediği çok önemli çünkü o içlerinden biri!.. Özcan bir canlı kanıt, ona bugünlerde kulak vermeliyiz…


            "Tarafsız basın mensubu, devletin polisi, savcı numarasını artık kimse yutmasın!"diye uyarıyor, eski İstihbarat Daire Başkanı… Bu uyarıyı okuyunca gözlerime inanamadım. Yanlış mı okudum acaba deyip,  aynı yeri defalarca okudum. Başka bir şey anlaşılmıyor…  Dilerseniz birlikte bir kez daha okuyalım.  Allah aşkına ne diyor bu müdür: "Tarafsız basın mensubu, devletin polisi, savcı numarasını artık kimse yutmasın!" Durum bu kadar vahim yani!?.. Korkmakta haksız değilim biliyorum!.. Hanefi Avcı  da en az benim kadar  korkuyor!…  Yoksa ne diye "hayatımı zindan edecekler" diyor?..


            Hanefi müdürün, büyük illerin emniyet müdürleri ile valilerine de bir uyarısı var:"Büyük illerin emniyet müdürleri ve valileri bilsinler ki, emirlerindeki polislerin bir kısmı kendilerini değil, cemaat imamını amir olarak kabul ediyorlar"... İrticacı oldukları için ordudan ihraç edilen bazı subaylar için de, vaktiyle benzer şeyler söylenmişti. Bunu da bir köşeye not edelim…


            Şimdi de gelelim iddiaların en vahim olanına: "Özel yetkili mahkemelerin son 6-7 yılda atanan tüm hakim ve savcıları, emsali hakim ve savcılarla değiştirilmelidir. Bu sağlanmadan cemaate muhalif olan hiç kimsenin özgürlüğü ve hayatı güvencede olamaz. Mevcut kadrolar ile adaleti sağlamak mümkün değil!?..  Karşımızdaki kişiler polis, hakim ve savcı değil, örgütün cemaatin elemanlarıdır" şeklindeki saptama insana küçük dilini yutturabilir!?..   Böyle bir şey olabilir mi?..  Yanlış okudum herhalde diyorum. Takıldığım yere dönüyorum: "Cemaate muhalif olan hiç kimsenin özgürlüğü ve hayatı güvencede olamaz" diyor Hanefi Avcı… Doğru, aynen böyle diyor… Hükümet kırmızı et için 12 500 inek ithal etmiş.  Dünyanın tahıl ambarı Türkiye'nin bu yılki buğday açığı milyon tonu bulacakmış; bunları geçin!?…  Açlığa bir süre daha katlanabiliriz de can güvenliğimiz tehlikede, ona karşı nasıl önlem alacağız?!..  %47,5 oy verdiğimiz,  namazında, niyazında, imanlı ve 'bizden olan' kişilerin, ülkeyi getirdiği yere bakın!..


            Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden:"Özellikle DGM'ler kaldırıldıktan sonra kurulan özel yetkili mahkemelere, söz konusu cemaatle ilişkisi bulunan savcı ve hakimler yerleştirildi. Son olaylar da bu kuşkuları doğrular nitelikte" diyerek, Avcı'yı destekliyor… Adalet Bakanı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nda, sıra özel yetkili hakim ve savcıların durumunu görüşmeye geldiğinde yetkisi olmadığı halde, tasarıyı neden geri çekmiş şimdi belli oluyor… Bu hukuksuz ve 'yetki gaspı' niteliğindeki fiili durumu,  Başbakan 'ideolojik' gerekçelerle savunmaya çalışıyor!?.. Ülkeye bu kadar kötülüğü yapmak için nasıl bir sebebi olabilir? İktidar olmak ve iktidarda kalabilmek uğruna, bu kadar kepazeliğe değer mi?.. Ergenekon, Balyoz ve Erzincan gibi gündemdeki soruşturmaları "..bir örgütün, bir cemaatin  devlet içerisindeki elemanları vasıtasıyla yürüttüğü örgütsel faaliyetler" olarak değerlendiren Avcı'nın  kitabını okumayı,  uzmanlar yüksek tansiyon hastalarına  tavsiye edemiyor!…


            Hanefi Avcı ,sokaktaki  bir adam değil!..  Ama ben ve siz hem cemaate muhalifiz,  hem de sokakta tek başımıza yürüyoruz…  Bu yüzden de bugünden itibaren daha çok korkmamız gerekiyor; 'korkağın biri' damgasını hemen yapıştırmayalım birbirimize… Korkmak insanca bir duygu değil miydi?..


            Peki siz, iktidarın hortumlarına vantuzlarıyla yapışmış olan asalaklar! Siz  hiç mi Allah'tan korkmazsınız?..


            Siz kimsiniz ki?..


             Biz size benzeyemeyiz… Ciğercinin kedisi gibi, iktidarın paçalarına sürtünüp, kuyruk sallayamayız; buna elverişli değil kişiliğimiz… Kaçıp gideceğimiz bir yer de yok! Çünkü ülkemizi çok seviyoruz!.. Bu nedenle her türlü hukuksuzluğa, ahlaksızlığa, yolsuzluğa, namussuzluğa, ihanete ve aklınıza gelebilecek kötülüklerin tümüne birden "HAYIR" diyoruz…  


Vakit ÇOK GEÇ DEĞİL!…


Yetki henüz elimizde iken, "HAYIR" diyeceğiz; başka yolu yok bunun!…


HAYIR!.. HAYIR!.. HAYIR!..


Av. Cemil Can

DİPNOT:

(1)İhkak-ı Hak:Yasal mercilere müracaat etmeksizin kendiliğinden hak almaya kalkışmak. 

 

 

 

 

 

 


--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin



--
KARDELENLERİN BOYNU BÜKÜKTÜR, FAKAT ÜŞÜMEZLER
════════
A.Korkmaz
════════

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin