10 Mayıs 2010 Pazartesi

{oykusel@googlegroups.com} Dina K'ak'i - Kazım Koyuncu Belgeseli

 
 
 
 

depar55.jpg

 
 
General           Dina K`AK´I - Kazim Koyuncu.avi
Format            AVI at 2 292 Kbps
Length             691 MiB for 42dk 10s 612ms
Video #0          MPEG-4 Visual at 2 088 Kbps
Aspect            464 x 272 (1.706) at 25.000 fps
Audio #0          MPEG Audio at 192 Kbps
Infos                2 kanal, 44.1 KHz
 
 
33 yaşında kansere yenik düşen Kazım Koyuncu'nun biyografik öyküsü... Ve yüzbinlerce insanın yaşamını ve sağlığına kasteden bir facianın, Çernobil'in kısa bellek yoklaması...Dina K'ak'i, Laz Müziğini milyonlara sevdiren, denizin çocuklarından ezgili selamlar getiren, halkların kardeşliği için yaşayan, devrimci ölen, müziğiyle birlikte uğurlama töreni de toplumsal bir olaya dönüşen Kazım Koyuncu'nun hayatından ve sanatçı kişiliğinden kesitler sunan 42 dakikalık bir belgesel filmidir.  Koyuncu'nun yaşamında ölümcül bir yeri bulunan Çernobil cinayeti ise belgesel filmin ikinci tematik dokusunu oluşturuyor.  Belgeselde, ilk müzik entrümanı mandolin olan ve en çok saçlarını seven Kazım'ın, Çay topladığı, ağaçtan gitar yaptığı çocukluğu da yer alıyor.
 
 
 
 
BEKSAV Sinema Atölyesi tarafından hazırlanan 'Dina K'ak'i' belgeseli, Koyuncu’nun devrimci, muhalif, mücadeleci yönlerini sanatçı kimliğinde nasıl buluşturduğunu perdeye aktarıyor. Belki gelecekte daha çok belgeselle anlatılarak daha da büyüyecek Kâzım Koyuncu yüreklerde.

»Kâzım Koyuncu hakkında bir belgesel çekme fikri nasıl oluştu? Nasıl bir hazırlık süreci geçirdiniz?
Bu belgeseli çekmemizin en önemli nedeni Kazım'ın bizim dostumuz olmasıydı. Çünkü bizimle hiç ayrı gayrısi yoktu; müzik topluluğumuzla ilgilenirdi, konserlere beraber giderdik. Harbiye’deki cenaze töreninde çok farklı bir uğurlanışı vardı; yaşam felsefesi ortaya çıkıyordu. İnsanlar, kendiliğinden; kimsenin 'Hadi Harbiye’ye gidin' demesini beklemeden oraya gittiler, vefa borçlarını ödemek istediler. O, birçok sanatçıdan ayrıydı. Onlarca kişi 'Kâzım Koyuncu ölümsüz', 'Katil Çernobil' diye bağırdı ve 'Dido'yu hep birlikte söylediler. Bunlar hep Kâzı m Koyuncu’nun toplumcu sanat yapması nın göstergeleriydi. O, sanatıyla yaşamı nı ayrı tutmuyordu; muhalif ve devrimci kişiliğiyle bunu yansıtıyordu. Biz de öyleyiz. Bu yüzden Kâzım Koyuncu belgeseli yapmaya karar verdik. Hazırlık sürecimiz dört beş ay sürdü. Hopa’da, İstanbul’da ve Diyarbakır’da çekim yaptı k. Diyarbakır’daki gençlik festivali ile Hopa Kültür ve Sanat Festivali ona adandı, onu takip ettik. Çekimleri buralarda yaptık, çünkü Kâzım Koyuncu’nun halkları n kardeşliği vurgusu önemliydi.

»Kâzım Koyuncu, sanatçı yönüyle, devrimci yönüyle, Karadenizli olmasıyla, Çernobil’e karşı duruşuyla ve kucakladığı evrensel fikirlerle çok geniş yürekli ve çok yönlü bir insandı. Onun bu çok yönlülüğünü perdeye aktarmak zor olmadı mı?
Tabi zor oldu... O devrimci bir sanatçıydı; biz de öyleyiz. Benzer şeyleri yaşıyoruz; nehirlerden geliyoruz, aynı denize akmaya çalışıyoruz. Zor olan, duygusal kısmıydı. Sonuçta Kâzım sağ olsaydı; anlatmak, paylaşmak, espriler yapmak gerçek olacaktı. Belki montaj masasında birlikte gülecektik. Ama şimdi o artık yok.

»Üzüntünüzü belgesele katmamak herhalde imkânsızdı...
Tabi... Sokakta, minibüste sanki bana her yerde Kâzım Koyuncu çalıyor gibi geliyordu. Duygusallaşmamak elde değil; ailesine gidip gelişlerimizde; onların yanına vardığımızda... Teybi, kamerayı kapattık, birlikte ağladık... Röportajlarda öyle anlar oluyor ki; bir duygusal oluyoruz acıları düşünüp; bir tebessüm ediyoruz çocukluğunu veya komik anlarını duyup.

»Ailesi, yöresi, müzisyen çevresi veya yakın arkadaşlarıyla görüşebilmek kolay oldu mu? Kâzım Koyuncu’yu nasıl anlattınız?
Biz bu belgeseli yaparken aileden görüş alamamıştık, acılarının çok ağır olduğunu belirtmişlerdi. Şimdi ailesinden görüş almış durumdayız. Eksik görüşleri tamamlayarak belgeseli yeniden gösterime hazır hale getirdik. Arkadaşlarından farklı yanıtlar geldi. Acılarının taze olduğunu söyleyen arkadaşlar oldu, tekrar aradığı mızda istemeyenler oldu, bize yardım edenler oldu. 'Dina K'ak'i', bizim Kâzı m’a ilk elden yaptığımız bir gönül borcu. 'Dina K'ak'i' artık tam anlamıyla Kâzım’ın.

»'Dina K'ak'i' ne demek?
Dina K'ak'i, Lazca bir terim. Kâzım Koyuncu’nun lakabı. Dina; iyi, yüce, önemli insan anlamına geliyor. K'ak'i ise, Kâzım’ın küçük kardeşi Niyazi’nin, Kâzı m diyemeyip ona K'ak'i demesinden ileri geliyor. Ailesi, yakınları, dostları ona bu isimle hitap etmeye başlıyor.

»Müzik, görüntü ve mekân seçimini nasıl bir aktarımla planladınız?
Temel nokta, Kâzım’ın yönlülüğünü yansıtmaktı. 'Dina K'ak'i'nin bence en güzel tarafı, son sözü Kâzım’ın söylemesi. Finalinde jenerik akarken Kâzım Koyuncu çıkıyor ve her konserin sonunda yaptığı gibi; 'Özgürlük ve barış içinde bir dünyayı size tüm kalbimle diliyorum' diyor, selamlıyor insanları.

Halkların Kardeşliği bölümünde birçok kişi, 'Kâzım halkların kardeşliğine önem verirdi' diyor. Kâzım çıkıyor ve 'Ben halkların kardeşliğine önem veririm' diyor. Ayrıca hastalık görüntülerini kullanmadık. Kâzım’ı hep uzun saçlı, ritmik haliyle hatırlıyor insanlar. Böyle hatırlanmalı.

»Peki, bugüne kadarki gösterimlerde aldığınız tepkiler nasıldı?
İnsanlar, o hareketliliği beğenmelerinin yanı sıra 'keşke şu da olsaydı' diyorlardı. Ama belgeselin riski budur. Kurmaca film yaptığınızda insanlar planları, geçişleri, oyuncuları eleştirir; ama belgesel, gerçeğe dayanmak zorunda olduğu için eleştiri riski biraz daha fazladır. Şimdi o 'keşke şu da olsaydı' denilenlerin büyük bir kısmı artık var.


--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google
Grupları "ÖYKÜSEL" grubu.
Bu gruba posta göndermek için , mail atın : {oykusel@googlegroups.com}
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin:
oykusel+unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için,
http://groups.google.com.tr/group/oykusel?hl=tr?hl=tr adresinde bu
grubu ziyaret edin