25 Ekim 2010 Pazartesi

((slayt izle)) YA YİTİR GAYBANAYI! // hafize sultan



hafize sultan hafizesultann@gmail.com
 25 Ekim 2010 09:15
 YA YİTİR GAYBANAYI!



Dünya1-2.JPG

“DEMOKRASİ” Mİ? YA YİTİR ‘GAYBANA’YI!..(1)

            Dünya Ekonomik Forumu 2010 raporunu açıkladı. Türkiye 134 ülke arasında ekonomide 131; eğitimde 109; sağlıkta 61; siyasi yetkilendirmede 104 ve kadın-erkek eşitsizliğinde 126’ncı sırada yer aldı. Genel sıralamada 125’nci olan Türkiye;  Angola, Bolivya, Ermenistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin bile gerisinde. İstikrarsızlık, bölünme ve iç çatışmalar yaşayan üçüncü dünya ülkelerine göre, ülkemizde kadın-erkek eşitsizliğini giderme açısından, son 4 yılda sadece binde 4’lük bir ilerleme kaydedilebilmiş!..

            “Türbana özgürlük” konusu kategorilerin biri içinde yer alsaydı, birinci sıralarda bir yer bulabilirdik belki. ‘Kılık kıyafet özgürlüğü, bireysel özgürlükler(2) içinde yer alan basit bir konu. Bunun için  düşünülmüş isim bile gayri ciddi... “Türbana özgürlük’müş!?.. Ferit Zekeriya’ya göre, kopartılan bu fırtına özünde “50 santimlik bezin devletle mücadelesi”dir.(3Zekeriya Beyaz hoca ise, bu konudaki önceliği ‘dona’ tanımış, sorunu mizahi tarzda ele alan hoca, daha etkili bir önem sıralaması yapmış!..(4)

            ‘Yasaların anlaşılırlığı’, ‘temel haklar’ ve ‘hukukun üstünlüğü’ endekslerinde, gelir grubu ve bölgesel karşılaştırmalara bakıldığında, Türkiye emsalleri arasında son sıralarda. Birinci olduğumuz konular, kategorilerde yer almadığı için pek bilinmiyor. Örneğin, bankalarımızdaki 32 bin hesap, sadece 3-4 bin kişiye aitken,(5) cebinde bankamatik kartı taşıyan herkes,  kendini  ‘hesap sahibi’ sanıyor!.. Aynı şekilde ‘Anayasal kurullara üyelik seçimlerine’ de kategoriler arasında yer verilseymiş  “birincilik” Türkiye’de olabilirmiş!.. Aday olacak hakim ve savcılara yasaklanan propagandanın, bakanlığa serbest bırakılması ile HSYK seçimlerini Adalet Bakanlığı listesi kazanmış. Ne kadar övünsek yeridir, övünebiliriz!.. Kategoriler arasında ‘yargıyı siyasallaştırma’ da bulunmadığından, bu konudaki başarımız(!) uluslar arası belgelere geçememiş!.. En yüksek mahkemenin başkanı Haşim Kılıç’ın:”Değişime karşı çıkan, çağın nabzını tutamayan ‘statükonun’ kibirli mensupları” olarak nitelendirdiği muhalefeti, hükümetin kullandığı dil ile  suçlaması normal kabul edilirken, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın bütün partilere yaptığı ‘laiklik uyarısı’ meclise müdahale olarak değerlendirilmiş!.. Gören Allah için desin, yargı mı yasamaya müdahale ediyor, yürütme mi yargıyı ele geçirmiş. Başsavcının yaptığı ‘fonksiyon gaspı’ imiş, utanmazlığın bu kadarı da fazla! Haşim Kılıç, yüksek mahkemeye seçilen iki yeni üyenin yemin töreninde:“Bizler vereceğimiz kararlarla bu alanları genişleterek insanca yaşama arzusuna destek vermek zorundayız. Zira, özgürlük ve demokrasinin tadına varmış insanları susturabilmek, ancak zorba devletin işi olmuştur” diyerek ‘türbana özgürlük’ kampanyasında ne şekilde tavır takınılacağını da belirlemiş!.. Özgürlük ve demokrasiyi savunur görünerek, bu özgürlükleri yok etmek için “takiyye”(6) şartı  koşulmuş; becerebilene aşk olsun!..

            Terör sorununun ‘çözümü’(!) için yeniden gündeme getirilen, ‘Kuran kurslarının ve imam hatip liselerinin sayılarının artırılması’ şeklindeki formül, zaten 8 yıllık AKP iktidarı boyunca yürürlükteydi. Nitekim, 2002 yılında imam hatip liselerinde okuyan öğrenci sayısı 71 bin 100 iken, bu sayı % 179’luk bir  artışla, 198 bin 581’e;  3 bin 852 olan Kuran kursu sayısı ise, %125’lik bir artışla 8 bin 696’ya çıkartılmış!.. Kaçak kuran kursu sayısının 60 binin üzerinde olduğu tahmin ediliyor!..(7) Kamunun personel ihtiyacının çoğunlukla Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan karşılanması, kadrolaşmada masum ve dokunulmaz sayılan en güvenli yol. Bu nedenle başkanlıkta bugün itibariyle bile 5000’e yakın personel açığı bulunuyor!.. Seçimlerden önce 70 bin memur alınacağı söylentisi ‘hamili kartı’ arayışlarında tavan yaptırmış olabilir!.. Oradan geçiş çok zor!.. Adı ‘Dünya Ekonomik Raporu’ olmasına rağmen, ekonomi dışında pek çok konunun yer aldığı bu raporu hazırlayanlar, ‘İmam hatip lisesi’ ve ‘Kuran kursu’ açmayı da kategorilerin dışında bırakarak,  Türkiye’ye aleni bir haksızlık daha yapmışlar!..

            Raporda yer almamasına rağmen, bazı ‘dallarda’ Türkiye’yi ön sıralara taşımak için CHP de üzerine düşeni fazlasıyla yaptı sayılır. Parti içindeki AKP’nin adamları, hukuk düzleminde zaten çözülmüş olan bir konuyu daha iyi ve yeniden  “çözmek” üzere kollarını sıvadılar!.. Meraklılar için bu konu ile ilgili bir mahkeme kararı, bir de (yeni bir düzenleme veya içtihatla türban yasağının kalkabileceği şeklindeki karşı görüşü) savunan makaleyi ekliyorum; dileyenlerin adresine de gönderebilirim.(8)  “Çarşaf açılımı” ve “türbanı biz çözeriz” gibi CHP’ye arka arkaya yaptırılan hatalar sonucu, AKP oyları yine eski bandına dayanmış!!.. Elbette ki, CHP’nin tek hatası, hukuken çözülmüş bir konuyu ‘biz çözeriz’ demek değildi. İktidarın YÖK eliyle uygulamaya koyduğu bu fiili dayatma karşısında, olayı yargıya taşıma görevini yapmayıp suskun kalması, iktidarın hukuku çiğneme eylemine “onay”  vermek olarak anlaşıldı!.. CHP yönetiminin affedilmeyecek olan bu davranışı, siyaseten kendi kalesine gol atmaktan farksızdır… CHP yöneticileri bu ‘faydacı’ tutumları ile ‘hukukun üstünlüğüne saygı’ sıralamasında, ‘yollar yürümekle aşınmaz’ diyen Demirel’in bile çok gerisinde kaldı!.. 15 sayfalık Leyla Şahin kararını okuma zahmetine bile katlanmadan, cumhuriyet karşıtlarının papağan gibi tekrarladığı ‘hukuk dışı’ gerekçelerin içinde bocalayıp durdular; bu arada AKP’nin değirmenine bayağı bir su taşındı!.. Değirmen önüne geleni öğütüyor!..

            Siyasette tutarlı olmak gerekir; halkın karşısında eğilip bükülerek puan toplanamaz. Bu şekilde siyaset yapma yöntemi dünyanın hiçbir yerinde yok. Nitekim AKP ‘türban’ sorununu temelinden çözmese de, tabanına verdiği ‘güven’ ile gönüllerdeki yerini hala koruyor. Adım adım sözünü yerine getireceğine de inanıyor seçmeni. AKP’nin bu kararlı duruşu, Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın şu sözlerinde ete kemiğe büründü:”…çağ dışı kalmış ‘statüko’ mensuplarına karşı çıkmak için, başkan, hakim, hukukçu vs. olmak değil, söylediklerinden çark etmeyen onurlu ve yürekli insan olmaya ihtiyaç var”. ‘Statüko’  siyaset dilimize yeni girmiş bir sözcük değil. İçinde en küçük bir ‘tutarsızlık’ ve riya göremediğim bu yanıtı, ne yalan söyleyeyim fazlasıyla beğendim!..”Yargıyı siyasallaştırmak” onu ‘bağımsız’ ve ‘tarafsız’ olmaktan çıkarmak ile  anlamlıdır. Bu işi bizzat yüksek mahkeme başkanının yapması ise, militanca bir tavırdır. Sırası gelmişken onun bu üstün temsil yeteneğini fark ederek, başkan seçilmesinde oy kullanan diğer saygıdeğer üyeleri anmadan geçmek istemem!..

            HSYK seçimlerini AKP’nin ‘kazandığı’ hesaba katıldığında ‘AKP yargısı’ kuruldu denebilir. Tıpkı Demokrat Parti’nin milletvekillerinden oluşturduğu ve ‘yargılama yetkisi’ sahip olan ‘İhtisas Komisyonu’ örneğinde olduğu gibi…

            Asıl soğuk duş etkisi yapacak olan, çalışma hayatıyla ilgili düzenlemeler. 12 Eylül yasaklarını kaldıracağı sözü veren hükümetin hedefi, işçi sendikalarının yönetimine, işverenleri seçtirmektir... İnanmayanlar kanun taslağına bakabilirler.  Hak-İş ve Memur-Sen’in ‘referandum’da yürüttüğü “evet” kampanyasının çalışanları getirdiği yer de burası işte!.. “Yetmez ama evet” diyenlere bu kadarı fazla bile sayılır!..

            Aslında hükümetimizin o rapora alınmayan başka birincilikleri de var. Eski istihbarat müdürü Hanefi Avcı; ‘cemaat’ devlet içinde yuvalanmış; emniyetin en kilit noktalarını ele geçirmiş; bu durumda ‘cemaat’ adı verilen bu ‘örgüt’ silahlı da; bu yapılanma devlet hiyerarşisinin dışındadır ve hukuka aykırı olarak kanıt üretiyor; muhalif olan herkesi susturabilirler diyordu kitabında. Avcı’ya tek kulak veren HSYK’nun eski başkan vekili!.. Anlaşılan Kadir Özbek, bu gelişmelerden bayağı bir korkmuş da, makamından ayrılırken, bilgisayarının belleğini söküp yanında götürmek zorunda kalmış. Alabileceği tedbir bu kadardı zahir!..

            Son 50 yılda faili meçhul kalmış siyasi cinayetlerle ilgili olarak verilen araştırma önergesi, üçüncü kez yine AKP’nin oyları ile reddedilmiş!..(9) Nedense hükümet bu konunun da üzerine gidemiyor!.. Bu nedenle  sırtına ‘şüpheli’ damgası vurulmuş!.. Başbakan adeta sağır, o hala bildiği türküyü çığırıyor:”Cumhura ait hiçbir yer cumhura yasaklanamaz” diyor. Girilmedik bir tek ‘kozmik’ yer kaldı, onu da Zekeriya Beyaz hoca işaret etmişti. Pek yakındır “kutsallık aranacaksa” onda aransın denen, dona da el atılacak galiba!..  

            ABD’nin, eski başkan ve emekli elçilerini ‘diplomatik dil’den anlamayan muhatapları için tehditkâr bir dil ile konuşturması yeni bir uygulama değil. Emekli büyükelçi Fitzpatrick’e göre, Ankara ‘nükleer anlaşmazlık’ta Tahran’ın işini kolaylaştırıyor. Yine Fitzpatrick’in söylediğine göre,  Tahran 6 ay ile 1 yıl içinde nükleer silah üretebilecek duruma yükselebilir. “Kuzey Kore’nin yaptığı gibi 5-6 silah üretebilecek kapasiteye geldiğinde ne olur? İsrail ve ABD saldırı düzenler mi?” şeklindeki soruya, emekli elçi net bir yanıt veriyor:”İsrail bu yönde bilgi alırsa kesinlikle saldırı düzenler ve böyle bir güce de sahiptir. İsrail’in uçaklarında havada yakıt ikmali yapma yeteneği bulunuyor. Cruise füzelerinin bulunduğu denizaltıları da var. Dolayısıyla bazı saldırı operasyonları düzenleyebilir” diyor…

            ABD öyle şeyler yapmaz tabi!.. İhtiyaç duyulan ülkelere sadece ‘demokrasi’ götürüyor! Erdoğan hükümetinin geçen aylarda İsrail’le didişmesi, eksen kayması nedeniyle ortaya çıkmış yeni bir durum. Buna karşılık  ‘stratejik-model ortak’ tarafından AKP’nin dışlanacağı işaretleri da veriliyor tabi!.. Kim bilir, belki de anti Amerikancı tavır ile yaklaşan seçimlerde oy avcılığı yapılması kararlaştırılmış, danışıklı dövüş olabilir!..

            2006 yılında sanal yayın hayatına başlayan VİKİLEAKS adlı site(10),  bireysel özgürlükleri korumak ve diktatörlükle savaşmak için Avustralyalı ‘aktivist’(11) gazeteci öncülüğünde matematikçi ve gazeteciler tarafından kurulmuş. Site kategorisinde verilmiş uluslar arası pek çok ödülün de sahibi. ’Gangster’ devletlere ya da örgütlere ait ne kadar gizli belge ele geçirilebilirse, bu site üzerinden dünya kamuoyuna sızdırabiliyor… Örneğin, Afganistan'daki kirli savaşın Ocak 2004 - Aralık 2009 arasındaki süreciyle ilgili ABD ordusuna ait 90 binden fazla dosyayı The GuardianThe New York Times ve Der Spiegel gazetelerine sızdırmışlar. Dosyaların özellikle savaştaki sivil can kaybıyla ilgili yeni bir boyut getirdiği söyleniyor. Siteye sızdırılan yaklaşık 400 bin gizli ABD askeri belgesi, ABD yönetimince Irak’ta uygulanan işkencekötü muamele ve yargısız infazlara göz yumulduğunu ortaya koyuyor. ABD tarihindeki bu en büyük askeri bilgi kaçağı, yetkililere gönderilen işkenceye dair bazı raporların altına “soruşturmaya gerek yoktur” ibaresinin konulduğunu gösteriyor. ABD yönetimi tarafından sivil ölümlerine ilişkin olarak açıklanan rakamlar ise, gerçeği yansıtmıyor. Irak ve Afganistan’a gelen “demokrasi” ise, halka oldukça pahalıya mal olmuş!..

            Biz ise, hükümetimizin çağrısı üzerine ve kadınlarımızın eliyle  adeta demokrasiyi yok etmek için seferberlik ilan ettik!.. İran’ın başına gelenleri ne tez unuttuk. Şimdi sırada, ABD’nin İran’a ‘”demokrasi” götürme planı var. ABD aynı zamanda kendisini gerçek demokrasinin dünyadaki tek hamisi gibi görüyor. Hangi ülkede “demokrasi” tehlikeye girerse, oraya “demokrasi”  götürmek  birinci görevleri sanki!..  Bu son yıllarda ‘demokrasi’ ile ‘ABD çıkarları’ eş anlamlı kullanılıyor. Gidişata bakılırsa yakın gelecekte, elimizden kayıp gitmek üzere olan demokrasiyi yine onlar geri getirecekler ülkemize!?.. “Demokrasi” bu, sırası gelene götürülecek elbette!?.. Ben kendi adıma “demokrasi”  istemem,  sahibine kalsın ‘gaybana’!..

DİPNOTLAR:

(1)GAYBANA:Tam olarak ne anlama geldiğini bilmiyorum, bizim oralarda çok kullanılan bu sözcüğü, ”kahrolası” veya “lanet olası”  anlamında kullandım.

 (2) http://tr.wikipedia.org/wiki/Kategori:Bireysel_%C3%B6zg%C3%BCrl%C3%BCkler

(3) Katıldığı " Orada Neler Oluyor " adlı programda türban'a dair görüşü sorulan Prof. Zekeriya Beyaz hoca şöyle söylemiş :  "... Bezde kutsallık aranacaksa, o zaman, en önemli yerleri örttüğü için en kutsal örtü dondur! "

(4) Ferit Zekeriya Newsweek Dergisi’nin Baş editörüdür. Bu alıntı Cumhuriyet Gazetesi’nin 24.10.2010  tarihli nüshasından yapılmıştır. 

(5) Bu rakamlar katıldığı bir TV programında Prof. Dr. Mehmet Altan tarafından söylenmiştir.

(6)Takiyye: Müslümanların, olumsuz durumdan kendilerini kurtarmak ve zarara uğramamak için imanlarını gizlemelerini ifaden eden bir ilkedir. http://www.akaid.net/ansiklopedi/31-5.htm

(7) http://www.turktime.com/haber/Kuran-Kursu-Sayisi-3-e-Katlandi/110819

(8a.) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Üniversitelerde Türban Yasağına İlişkin Kararları Üzerine Notlar. Doç. Dr. Ali Ulusoy, A.Ü. Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesidir. http://auhf.ankara.edu.tr/dergiler/auhfd-arsiv/AUHF-2004-53-04/AUHF-2004-53-04-Ulusoy.pdf

     b.) Leyla Şahin kararı: http://ihami.anadolu.edu.tr/aihmgoster.asp?id=4448

(9) Bu haberin bağlantısını TARAF GAZETESİ’nden  veriyorum. Tarafsız verilmiştir: http://www.taraf.com.tr/haber/akp-faili-mechullere-dokunmuyor.htm

 (10) http://wikileaks.org/

(11) Aktivizm kelimesi sıklıkla protesto veya muhaliflik ile eş anlamlı olarak kullanılmaktadır.

 http://tr.wikipedia.org/wiki/Aktivizm

 


--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin