9 Mart 2011 Çarşamba

((slayt izle)) Savunmamdır // Rifat Serdaroglu



Rifat Serdaroglu <rifatserdaroglu@gmail.com>
09 Mart 2011 07:26

SAVUNMAMDIR

"Bu gün saat 09.55 te İzmir 15. Asliye Ceza Mahkemesinde duruşmam var.
Savunmamın  özetini sizlerle paylaşmak istedim.
Türkiye'de Demokrasi'yi, Lâik Cumhuriyeti, Sosyal Hukuk Devletini,
Atatürk'ü savunmanın neredeyse suç haline geldiğini özellikle gençlere
göstermek istedim. Ülkemiz ciddi bir kafa karışıklığı yaşıyor. Bazı
kamu görevlileri sorumluluklarının bilincinde değilmiş gibi
davranıyorlar. Demokrasi, Lâik Cumhuriyet, Sosyal Hukuk Devleti varsa,
kendilerinin de var olabileceklerinin farkında değiller. İş adamları
da, medya patronları da korku içindeler,
"Bana mı kaldı demokrasiyi savunmak, ben işime bakarım"
anlayışındalar. Çocuklarının geleceğini düşünen çok az. Halbuki İran'a
baksalar, biraz okusalar, o rejimlerde tüm yetkinin bir molla'nın iki
dudağı arasında olduğunu, ne servetlerin ne de yaşam haklarının
garantide  olmadığını çok iyi anlayabilecekler. Umarım yanılıyorumdur
ama, gidiş maalesef o yönde olacak gibi görünüyor. Biz yılmadan,
yorulmadan mücadelemize gelecek nesiller adına devam edeceğiz. İsteyen
izlemeye, isteyen engellemeye devam eder...
Söke Cumhuriyet Savcısı Sayın Mesut Konuk, 23 Ekim 2010 tarihinde
yazdığım "Yediğiniz Hurmalar" başlıklı yazımda geçen ifadelerle ilgili
olarak, Başbakan Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a eleştiri
sınırlarını aşan ifadelerde bulunduğumu (tarikat artığı deyimi için)
ve bunların karşılığı olan TCK 125/3-a, 43/2, 53/1 maddeleri gereğince
cezalandırılmamı talep etmektedir.
Bir söz, eğer doğruyu ifade ediyorsa  kesinlikle hakaret değildir.
Kendileri eskiden tarikat üyesi olduklarını açıklıyorlarsa, çeşitli
tarikat ve cemaat önderleriyle kamuoyu önünde defalarca beraber
görüntü veriyorlarsa, bu tarikat ve cemaatlerle karmaşık ilişki içinde
iseler bu kişilere "Tarikat Artığı" demenin suç sayılmasını anlamak
mümkün değildir.
Sayın Savcının bahsettiği Başbakan Erdoğan ve Başbakan Bülent
Arınç'ın, Türkiye'nin en yüce yargı kurumu olan Anayasa Mahkemesi
tarafından "Lâiklik karşıtı eylemlerin odağı olması" sebebiyle mahkum
etiği AKP'nin 1 ve 2 nolu  yöneticileri oldukları unutulmamalıdır.
Kendilerinin ve AKP İleri gelenlerinden bazılarının Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcısının AKP'yi kapatma isteminde 5 yıl süreyle
siyasetten yasaklanmaları talebini de, bu kişilerin basına yansıyan
tarikat-cemaat ilişkileri ile ilgili belgeleri takdim
ediyorum.(Basından temin ettiğim haberler)
Anayasamıza göre, Türkiye Cumhuriyeti Atatürk milliyetçiliğine bağlı,
başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan demokratik, lâik, ve
sosyal bir hukuk devletidir.
Anayasamızın ve devlet yapımızın en temel direği olan lâiklik
ilkesinin çiğnenmesine, tarikat ve cemaatlerin yasa dışı
faaliyetlerine göz yumarak yol veren bu kişiler için söylenen "tarikat
artığı" sözü nasıl hakaret olarak alınır, anlamış değilim.
Başbakan Erdoğan, "Tarihimizde olduğu gibi Türkiye'de keşke her inanç
grubunun ayrı mahkemesi olsa ne iyi olurdu, inşallah gelecekte yine
böyle bir öncü rol üstleneceğiz" diye televizyonlardan seslenmiştir.
Bu talep,  Türkiye birliği ve bütünlüğünün berhava edilmesi anlamına
gelir.
Anayasamızın 174. Maddesi İnkılâp (Devrim) Kanunlarının Korunması
maddesidir. Bu maddeyi ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasasını ve
mevcut rejimi korumak Cumhuriyet Savcılarının görevi olmalıdır. Lâik
Cumhuriyeti yıkmak için odak olduğu Anayasa Mahkemesi tarafından
karara bağlanmış kişileri, Atatürk düşmanlarını, İslam Cumhuriyeti
özentilerini korumak değil.
Sayın Hakim, 30 yılı aşkın süre Devlet ve siyaset hizmetim var. Askeri
darbelere ve türlü sıkıntılara muhatap oldum. Demokrasiye, Lâik
Cumhuriyete,  Atatürk İlke ve Devrimlerine bağlı kaldım ve bunları hep
savundum.
Bu gün Cumhuriyetimiz, tarihindeki en ağır saldırı karşısındadır. Bu
saldırıları def edip, Lâik Cumhuriyete, çağdaşlığa, ilericiliğe,
aydınlığa, gelişmeye sahip çıkmak tüm Türk Aydınlarının görevi
olmalıdır. Tabii ki en başta Sayın Savcı ve Hakimlerimiz  bu  kutsal
görevi severek yapacaklardır.
Cumhuriyet karşıtı bu eylemler ve Türkiye'yi İslam Cumhuriyetine
dönüştürme gayretleri yeni değildir. Karşı devrim yıllardır sinsi
olarak uygulanmaktadır. En son olarak; Türkiye Cumhurbaşkanı,
Başbakanı, Bakanları ve Türk Milletinin gözü önünde, eski Başbakan
Erbakan'ın cenazesinde (Başbakan'ın Hocası)  Televizyonlardan canlı
olarak yayınlanan Fatih Erbakan'ın  konuşmasında söylediği, "Allah
yolunda Cihada davet- İslam Birliği" gibi Laik Cumhuriyetin temeline
dinamit koyacak konuşmalar ve cenaze töreninde bir tane bile Türk
Bayrağı bulundurulmaması durumun ciddiyetini herkese anlatmış
olmalıdır. (Bu sözleri televizyonların canlı yayınında çekinmeden
söyleyen kişi hakkında herhangi bir soruşturma açıldığını okumadım)
Ben bahsi geçen yazımda kimseye hakaret etmedim. İsmi geçen kişilerin
kendilerinin de kabul ettiği ifadeleri kullandım. Takdirlerinize
saygılarımla arz ederim. 09.Mart. 2011

Rifat  Serdaroğlu - Sağlık ve Devlet Eski Bakanı

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin