23 Ocak 2012 Pazartesi

((slayt izle)) Fwd: HONDURAS'DA YAŞANAN GERÇEK DARBE!.. // Sacide Erçetin



 Sacide Erçetin saciderc@gmail.com
 23 Ocak 2012 10:22
 

HONDURAS’DA YAŞANAN GERÇEK DARBE!..

“Guardian yazarı Jonathan Steele, Suriye'deki gelişmelerle ilgili bir propaganda savaşı yaşandığını Türkiye'nin Suriye politikasını, geçmişte Nikaragua'daki solcu Sandinista rejimini devirmek için saldırılar düzenleyen Kontralara topraklarını açan Honduras'a benzetti " Ronald Reagan'ın, Honduras'taki üslerinden, Nikaragua'daki Sandistalar'a saldırılar düzenleyip devirmeleri için Kontraları eğitip silahlandırmıştı” diye dün yayınlanan bir haber vardı gazetelerde.

 

Aslında Nikaragualılara yapılanlar ayrı bir araştırma konusu ama hazırlamış oldugum yazımı güncelleyerek tekrar yayınlamak ihtiyacının duydum.

Ülkemizde kendi sorunlarımız bu denli yoğunken, dünyanın bir uçundaki Honduras’daki yaşananlardan bize ne diye düşünenler olabilir. Tabi çok haklılar ama gelişmeler o kadar tanıdık ki kayıtsız kalmak mümkün değil.  Emperyalist tuzaklara düşmemek için sık sık hatırlatmakta fayda görüyorum.                    

Çünkü Türkiye’de her gün olmamış darbeyle yatıp kalkanlar darbe bekleyip çığırtkanlığını yaparken gözlerimizin içine baka baka sivil darbe yapanlara yaşanmış gerçek darbelerden bir örnek. Honduras da yaşananlar ders niteliğindedir.                                                                                                                          

Yıllardan beri kimilerine göre Kadife devrimler kimilerine göre turuncu devrimler her ülkede ülkenin şartlarına göre değişik sekilerde oluyor.

Şunu da hiç unutmamak gerekir ki darbeler her zaman emperyalist gücün desteği ile onun çıkarlarıyla örtüşerek gerçekleşir.  Burada, ABD’nin yani emperyalist devletlerin ne istediğine bakmak gerek, kimi zaman siyasi iktidarı, kimi zaman da orduyu veya her iki kesimi de destekleyerek çarpıştırabilir.                                                                  

Her zaman kendi istekleri doğrultusunda darbe yapar veya çeşitli entrikalarla halkları birbirlerine kırdırır ülkenin altını oymak için her türlü zemini oluşturur. Reagan dediği gibi “halklar "pes" değinceye kadar "ezilecekti.   

 

Gelelim Honduras’daki yaşananlara; 
Kristof Kolomb'un 1502 yılında keşfettiği bölgelerden biridir Honduras 7 milyon kişinin yaşadığı tahmin edilen, sürekli tropik fırtınalarla uğraşan yoksul halkı barındıran minik bir ülkedir. Orta Amerika’da açlık sınırında yaşayan ülkelerden biridir.                                                                                   

1821 yılında İspanyol egemenliğinden kurtularak, 1838’de bağımsız olmuşlar ama ABD arka bahçesi gibi görmesi nedeniyle sürekli sorunlar yaşamış darbelerle uğraşmışlar.    

İlk Amerikancı darbe 1910’da ve daha sonra 1963 Amerika ile yerli işbirlikçiler ters düşünce darbeyle tekrar alaşağı ediliyordu. ABD destekli darbe ile başlayan diktatörlükler dönemi 1981 yılına kadar devam etmiş.

Balta girmemiş meşhur doğal ormanları ve kurşun,  çinko, gümüş, altın, antimon, civa,  kömür,  demir, bakır yataklarının zenginliği ile göz kamaştıran Honduras’da muz bahçelerinin yüzde yetmiş beşine sahip olan ABD ve kereste ticaretine el atan İngilizler tarafından uzun yıllar sömürülen ülkelerden biridir.     

                                                                                                                                                

CIA ve ABD ordusunun bölgedeki operasyonları açısından çok önemli bir merkezidir.                             
Honduras anayasası ülkedeki yabancı askeri güce izin vermiyordu,  ikili anlaşmalar ve mali yardımlar ile gereken esnekliği görüyordu ayrıca CIA destekli grupların kamplarda eğitim görmesi bölgeyi daha özel kılıyordu.                                                                                                                                                     

 

Honduras ekonomisi ise ABD ile işbirliği içinde olan ona bağımlı ailelerin elindeydi.                         
 Parlamentosu,  yargı unsurları, ordu tamamen onların denetimindeydi.                                                       

 

ABD kuruluşları NED (Ulusal Demokrasi Fonu) ve USAID (Amerikan Uluslararası Kalkınma Ajansı) “Honduras’a demokratik dönüşüm” için yaptığı yatırımlardan pay alıyordu.        

Bu birlik ne yazık ki darbenin ardından “darbe yapılmadığını” ve “demokrasinin kurtarıldığını” açıklıyordu.

 

Honduras’da düşünce kuruluşları güç çevrelerini oluşturmak için NED 2009’da 1,2 milyon USD verdiği belirtilmiştir.

 

Diğer birçok ülkelerde de Amerikan güdümünde “atölye” çalışmaları adı altında aynı sistemi kuran sivil toplum örgütlerine ne paralar aktığını birçok kişilerinde satın alındığını inceleyen araştıran her kesçe bilinmektedir.

Sürgündeki Manuel Zelaya emperyalizmden izin alamıyordu, Amerika’nın istediği türden bir başkan değildi,  kendi başına iş yapıyor, liberal olarak seçilerek ABD’nin isteği doğrultusunda her şeyleri özelleştirmiş sonra ise sol politikalar izlemeye başlamış yoksul halkı yanına alıp, sendikalar ve işçilerin desteğini kazanmış bir liderdi. Zelaya’nın önü mutlaka kesilmeliydi yoğun baskılara maruz kalan halkçı politikalar uygulayan Zelaya’dan ABD geri adımlar atmasını bekliyordu.

Honduras Palmerola’da stratejik olarak değerlendirdiği ABD 1981’de kurduğu kısa süre önce kapatılan askeri üssünü de bölgedeki gizli eylemler için kullanıyordu.

Ayrıca, Kuzey Amerika ve Avrupa’nın güçlü ilaç lobilerinin pay kapma yarışında ki kapışmalarının da bu da darbeyi tetiklediği biliniyor.

Büyük çatışmalarının kilit konumundaydı Honduras anayasayı değiştirmek kolay bir iş değildi ve kendisi de farkındaydı devrik başkan; Manuel Zelaya darbeden bir kaç gün önce İspanyol Gazetesi El Pais'ye diyor ki, "beni görevden almak için darbe yapmaya hazırlanıyorlar. Eğer Amerikan Elçiliği'nden onay gelir ise bu olacak". Diyordu ve ne yazık ki beklenen oluyordu   

Latin Amerika bölgesinin kontrolünü ele geçirmek için çabalayan, neredeyse koca kıtada darbe yapmadığı ülke kalmayan ABD’de işler böyle işliyordu. Akan kanların, yanan canların hiç önemi yoktu. Sürekli kanatan, daha öncede yazdığım makalelerde belirttiğim gibi Raunda- Darfur-Haiti ve Irak, Afkanistan’ı düşündüğümüzde nasıl vahşi demokrasi götürdüğüne hepimiz şahit olmuştuk.                                                                                                            

Daha dün ABD’nin kışkırttığı Gürcistan’la Rusya arasındaki savaş sınırlarımıza dayanmış yardım adı altında gemilerini Karadeniz’e kadar sokmuştu.                                                                                            

Neredeyse tüm dünyada şiddete dayalı politikalar dayatan ABD bugün yaptıklarının aynısını yarın kesin kes bize yapacak onun için ısrarla üzerinde duruyorum ABD’nin yaptıkları çok önemlidir herkes tarafından bilinmelidir ve koruma yöntemleri geliştirmeliyiz.

Konumuza dönersek

Sen misin ABD’nin isteklerini yapmayan, Amerikan karşıtı Venezuella  Devlet Başkanı Hugo Chavez ile yakınlaşan,                                                                                                                                                                            
Sen mi sin Güney Amerika liderleriyle yeni ittifaklar kuran, alternatif bir blok oluşturma gayreti içinde olan.                                                                                                                                                                                                               
Sen misin liberal demokrat anlayışını terk edip sol’a doğru kayan o yönde politikalar yapan, bir de üstüne üstlük Venezuela’dan indirimli petrol alan.                                                                                                     

İşte tüm bunlar ABD’nin çileden çıkmasına yetmiştir. Bu sefer ABD tercihini sivil yönetim den yana değil ordudan yana kullanacaktı.                                                                        

Çünkü 57 yaşındaki Zelaya’ya diş bileyen burjuvazi,  büyük sermaye, iktidara karşı olan Amerika yanlısı muhafazakâr toprak sahipleri, işadamları orduyu arkasına almıştı.                                                                                                     

Daha önce de 29 Kasım 2009 seçimlerinde ABD sandık başına giderlere boykot çağrısında bulup, yardımları kestiği ve seçim boyunca kesilen elektrikler, televizyon yayınları ile şaibeli bir şekilde iktidara gelen Zelaya’nın seçilme şekli ise çok tanıdıktı.

Zelaya’nın ikinci kez devlet başkanlığına seçilmek için referanduma gitmek istemesi, referandumda görev almayı reddeden genelkurmay başkanını görevden alması, Yüksek Mahkemenin, verdiği kararla tekrar görevine dönen Genelkurmayın referandum pusulalarının basımına izin vermemesi üzerine Zelaya’nın Venezuela’da bastırılıp uçakla Honduras’a taşınırken askerlerin el koymasıyla sorun büyüyor,  Zelaya'nın kabinesi de askerler tarafından tutuklanıyordu.                                                                                                                                   

Düzeni koruma gerekçesiyle Yüksek Mahkeme orduya Zelayı’yı devirme talimatı verdiğine dair bir açıklama yayımlayarak şu ifadeleri kullanmıştır “Anayasayı desteklemekle görevli silahlı kuvvetler yasaları korumak için hareket edip anayasaya karşı hareket edenlere yasaların gereğini uygulamak zorunda kalmıştır”.

 

Zelaya’nın hiç yazmadığını söylediği bir istifa mektubunu onayladığını duyururken, başkanın görevden alınmasını “kötü  idare, sürekli olarak anayasa ve yasaları ihlâl, kurumların hüküm ve emirlerine saygısızlıkla” gerekçelendirdi.

 

Sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı ilan ediliyordu.

Zelaya’nın kaçışı ile Anayasa değişikliği için sandıklara gitmeği bekleyen halk sokaklara dökülüyordu, devrik başkanın sağcı olmasına rağmen, göstericiler ve parlamentodaki sol muhalefetten destek geliyordu.

Darbe sonrası yaptığı açıklamalarla ikili oynadığını her şekilde ispat eden ABD’ye basında yükselen görüşler ise şöyleydi;

Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez, haftalık televizyon programda “Honduras’taki askerlerini çek, darbecilere verdiğin desteği kes, banka hesaplarını dondur, vize taleplerini reddet, böylece bu hükümet hemen düşer” diyor,

Chavez bir başka söyleminde ise  “Latin Amerika’da 10 yılı aşkındır, buna benzer gaddarca hükümet darbeleri gerçekleşmektedir. Askeriyenin arkasında, Kuzey Amerika’nın askeri ve politik çıkarlarını kollayanlar, Honduras’ı bir muz cumhuriyetine dönüştürterek zengin olmayı arzulayan Honduras burjuvazisi vardır” demiş

Ve Chavez“Emperyalizm, kıta burjuvazisi ve medyanın amacı bir oyun kurmaktır. Halkçı olmuş bir liderden hesap soruluyor” diyordu.

Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales de “Bu darbe, ABD imparatorluğunun saldırısı ve tahrikidir” diyordu, 

Latin Amerika tarih profesörlerinden gazeteci Greg Grandin “Honduras Ordusu etkin bir şekilde ABD hükümetinin bir yan kurumudur” diye yazmış.

Latin Amerika liderlerinin ortak görüşü ise; ABD’nin Kolombiya’da uyuşturucuyla mücadele gerekçesiyle asker sayısını arttırdığı görüşünde birleşmesiydi.

 
Honduras’da  yaşananlar ABD ile bu denli içli dışlı olmanın bedeliydi.
...........
 

Sacide Erçetin


--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin