MİLLİ MADENCİLİK ...
Necati YILDIZ (www.habermaden.com)
2.Temmuz.2010 Dünya Gazetesi, Sayfa 14, sayfa başlığı: “Düzenleme bir yıldır bekleyen madencileri memnun etmedi”
Gazetede yorum yapanlar için kendi kendime söylendim: “Siz değil misiniz bu düzenlemenin sorumlusu, siz değil misiniz kapalı kaplılar arkasında görüşmeler yapan, siz değil misiniz sektörün öncülüğüne soyunup sektörün sorun ve çözüm önerilerini ortaya koyamayan, sizler konuşması gereken son kişilersiniz. Bırakın artık bu ayakları, bırakın artık rol yapmayı, başından sonuna kadar bu çalışmaların içindeydiniz, bırakın artık yapıştığınız koltukları bu işi yapacaklara”
Tasarı yasalaştı, artık sektöre hayırlı olsun demekten başka çare yok. Ancak bir önerim olacak; “Yeni bir Maden Kanunu çalışmalarına hemen başlayın”. 5177 sayılı kanun hazırlanırken sektör şimdiki gibi çalışmaların içinde hep olmuştu. Ancak daha sonra Kanuna sahip çıkmamışlardı.
5177 sayılı Kanunun çıkmasında benim de katkım olmuştu. Günahı ve sevabı ile o kanunun arkasında durdum, hala da durmaktayım. Şimdi bu yeni Kanunun daha uygulanmaya başlanmadan çalışmaların içinde bulunan Sektör memnuniyetsizliğini ifade etmeye başladı. Peki bu Kanunu kim çıkardı? Bu kanunun arkasında kimler duracak ya da durmayacak merak ediyorum.
“Çantacı madenci” olur da “milli madenci” olmaz mı? Madencileri milli madenci, yabancı madenci, işbirlikçi madenci, fırsatçı madenci, ortak madenci, iş bitirici madenci, yandaş madenci, mevsimlik madenci, çantacı madenci gibi çok değişik isimler altında gruplandırmak mümkün. Her madenci bu gruplar altında kendilerine uygun bir yer bulabilir, bulamayan da kendine göre yeni bir grup belirleyip o grupta yer alabilir. Bana göre “milli madenci”; Tamamı yerli sermayeli, milli menfaatlerin kendi menfaatleri olduğunun bilincinde olan madencilerdir. Onlar için sektörün sorunları kendi sorunlarıdır. Onlar sektörün sorunları çözümlenirse kendi sorunlarının da çözüleceğinin bilincindedir. Onlar her türlü zorluğa karşın madencilik yaparlar, emeğe saygılıdırlar, istihdam yaratırlar, üretim yaparlar, devlete olan tüm yükümlülüklerini fazlası ile yerine getirirler, buna rağmen teminatları irad kaydedilir, kazandıkları bu ülkede kalır. Milli madenciler ülkemizde genellikle örgütlenememişlerdir. Sesleri çıkmaz, işleri ile uğraşır doğa ile boğuşurlar, sorunlarını son Maden Kanunu Tasarısı çalışmalarında olduğu gibi devlet babaya iletemezler, onların sorunlarını kimse de dile getirmez, getirse bile zaten kimse dinlemez, hep ezilirler, sorunlarla mücadele etmek onlar için bir yaşam biçmidir.
Sayın Bakan TBMM görüşme sırasında Genel Kurula madencilikte faaliyet gösteren yabancı madenciler ile ilgili bilgi verdi. Bu şirketlerin elinde 1409 arama, 682 işletme ve 15 adet ön işletme olmak üzere toplam 2106 adet ruhsat olduğu ifade etti. Yabancı şirketlerin elindeki arama ruhsatları sayı olarak toplam arama ruhsatlarının %5’i, alan olarak %7’sine, işletme ruhsatları sayı olarak %6, alan olarak %10’nuna karşılık geldiğini söyledi. Yabancı şirketlere karşı olmadığımı, bu şirketlerin ülkemizi kalkındırmaya gelmeyeceklerini, sömürülmek istemiyorsak kuralları iyi belirlememiz gerektiğini yazılı olarak ve her ortamda yüksek sesle dile getirdim. Yaklaşık 1985 yılından 2005 yılına kadar madencilikle ilgili istatistiksel değerleri çok yakından, 2005 yılı sonrası da biraz yakından takip ettim;
Yabancı şirketlerin ellerinde şu anda 682 adet işletme ruhsatı olmasına karşın, bu şirketlerce 1985 yılından bu yana kaç ruhsat alanında ne kadar, hangi çeşit maden üretilmiştir? Şimdi yabancı firmalara ait kaç işletme ruhsatında fiili olarak üretim yapılmaktadır? Acaba diyorum bu yabancı firmalar üretim yapmıyorlar da ruhsat alanındaki tapulu arazileri alıp-satın emlakcılık yaparak mı geçiniyorlar? Ya da ileriye dönük yatırım için toprak mı satın alıyorlar diye düşünüyorum?
Bir taraftan da iyi ki üretim yapmıyorlar diyorum. Zamanında “150 ton altın ithal ediyoruz, ülkemizde altın üretildiğinde bu ithalat azalacak” , “Türkiye takı sektöründe cazibe merkezi olacak” diye ben de çok yaygara koparmıştım. Ne oldu, Sayın Bakan 2008 yılında 11.1 ton, 2009 yılında 14.2 ton altın üretildiğini ifade etti. Peki yaklaşık 10 yıldan bu yana üretilen altının kaç tonu bu ülkede kaldı, İstanbul Rafinerisine gönderildi? Altın ithalatı azaldı mı? Devlet de herhalde bunun farkına vardı ki Devlet Haklarını artırdı.
Meclisteki Maden Kanunu Tasarısı görüşmelerini evde televizyondan, gece yarsından sonra da yarı uyur yarı uyanık takip etmeye çalıştım, kaçırdıklarımı da Tutanak’dan okudum. Ben fırsat buldukça TBMM Genel Kurulunu seyrederim, size de öneririm, bilmediğiniz çok şeyi öğrenebilir, iyi de vakit geçirirsiniz.
Manisa’da yabancı İngiliz Şirketi nikel üretileceğini, idare mahkemesinin şirketin orman izinlerini iptal ettiğini biliyoruz. Artık sorunları aşmanın kolayı da bulundu; “hatırlı bir yerli şirketi ortak etmek”. İngiliz Şirket için bazılarının “ricacı” olduğu da yazılmıştı. Bu konuyu Maden Kanunu görüşmelerinde Manisa Milletvekili Sayın Ahmet Orhan ile Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç dile getirdiler.
Sayın Kamer Genç konuşmasında; “………… Ayrıca da İngiliz şirketi, sanki yeni bir imalat sistemini getirmiş gibi Türkiye'den de TÜBİTAK'tan da 1 milyon dolar bir ödül almıştı. Yani Türkiye'deki maden şirketlerine bu kadar cimri davranılırken ve on binlerce ağaç katledilirken kimlerin takibi ve kimin aracılığıyla bu İngiliz şirketine böyle imtiyazlı bir maden imtiyazı verilmiştir? ……………”
Sayın Kamer Genç’in söylediklerini kimse yalanlamadığına göre demek ki İngiliz Şirketine bu kriz döneminde bir de 1 milyon dolar teşvik vermişiz. Vay benim garip madencim vay, demek ki senin irad kaydedilen teminatların yabancı şirketlere teşvik olarak gidiyor! Şimdi daha iyi anlıyorum, yeni Kanunda teminatların 3.5 kat artırılıp taban teminatının neden getirildiğini!
Bu nikel madeni ile ilgili internette birkaç haber buldum, bunlardan biri de aşağıdaki internette sayfasında, ben haberin doğru olduğunu düşünmüyorum da vaktiniz varsa bir de siz okuyun, sonra da doğru olup olmadığına karar vermek için araştırın: http://www.cografyamvehayat.com/index.php?option=com_content&view=article&id=397:turgutlu-calda-gercei-nda&catid=51:metin-sert&Itemid=365
Evet ülkemiz madenleri üretilip hammadde olarak elimizden kayıp gitmektedir. Bu gidişle “nikel”imiz de öyle olacak gibi görülüyor. Nikel konsantresi limandan bize el sallarken arkasında kel bir orman ile sülfürik asitli atıklarını bize bırakacak. Ne mi yapılmalı? Yıllardan bu yana her hükümetlerin “ ülke madenlerimizin uç ürünlere dönüştürülme” masalının artık gerçeğe dönüştürülmesi zamanı çoktan geldi de geçiyor. Hani diyoruz ya madencilik politikamız yok diye, lafta politika var da ortada bir şey yok. Artık bu ülkenin kendine “Milli Madencilik Politikası” hazırlama zamanı geldi. Aksi taktirde ülkemizdeki özellikle metal madenleri hammadde olarak ihraç edilecek, son Maden Kanunu Tasarısı görüşmelerinde olduğu gibi hükümetlerin de Sayın Bakanları madenlerimizin sömürüldüğünün önemli bir göstergesi olan MADEN İHRACAT DEĞERLERİNİ övünç rakamları gibi bize sunacaklardır!
--
Aracısız ve ücretsiz ilan portalı
(Maden Müh iş ilanları+Madencilikle ilgili tüm ilanlar)
Madencilerin internette buluşma noktası
Abdullah AKÖZEL
Maden Yük.Mühendisi
0506 427 42 22 aakozel@gmail.com
www.madenilan.com (Aracısız ve ücretsiz madencilik ilan portalı)
Grubun sahibiyle iletişim:Maden Yük.Müh. Abdullah AKÖZEL. aakozel@gmail.com 0506 427 42 22
Bu mesajı Google Grupları "MADENCİYİZTR" grubu.na üye olduğunuzdan aldınız.
Bu gruba posta göndermek için , mail atın : madenciyiztr@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin:
madenciyiztr+unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için,
http://groups.google.com.tr/group/madenciyiztr?hl=tr adresinde bu grubu
ziyaret ediniz.