19 Haziran 2010 Cumartesi

(MADENCİYİZTR) MİLLİ MADENCİLİK ..

MİLLİ MADENCİLİK ...
Necati YILDIZ (www.habermaden.com)
 
  2.Temmuz.2010 Dünya Gazetesi, Sayfa 14, sayfa başlığı: “Düzenleme bir yıldır bekleyen madencileri memnun etmedi”
 
 
 
Gazetede  yorum yapanlar için kendi  kendime söylendim: “Siz değil misiniz bu düzenlemenin sorumlusu, siz değil misiniz  kapalı kaplılar arkasında  görüşmeler yapan, siz değil misiniz sektörün öncülüğüne soyunup sektörün sorun ve çözüm önerilerini ortaya koyamayan, sizler konuşması gereken son kişilersiniz. Bırakın artık  bu ayakları, bırakın artık  rol yapmayı,  başından sonuna kadar bu çalışmaların  içindeydiniz, bırakın artık yapıştığınız koltukları bu işi yapacaklara”  
 
Tasarı yasalaştı, artık sektöre  hayırlı olsun demekten başka çare yok. Ancak bir önerim olacak; “Yeni bir Maden Kanunu çalışmalarına hemen başlayın”.  5177 sayılı kanun hazırlanırken  sektör şimdiki gibi çalışmaların içinde hep olmuştu. Ancak daha sonra Kanuna sahip çıkmamışlardı.
 
5177 sayılı Kanunun  çıkmasında benim de  katkım olmuştu. Günahı ve  sevabı ile o  kanunun arkasında durdum, hala da durmaktayım.  Şimdi bu yeni Kanunun  daha uygulanmaya başlanmadan çalışmaların içinde bulunan Sektör memnuniyetsizliğini ifade etmeye başladı. Peki bu Kanunu  kim çıkardı? Bu kanunun arkasında   kimler duracak ya da durmayacak merak ediyorum.  
 
“Çantacı madenci” olur da “milli madenci” olmaz  mı? Madencileri milli madenci, yabancı madenci, işbirlikçi madenci, fırsatçı madenci, ortak madenci, iş bitirici madenci, yandaş madenci, mevsimlik madenci, çantacı madenci gibi çok değişik isimler  altında   gruplandırmak mümkün. Her madenci bu  gruplar altında kendilerine  uygun bir yer bulabilir, bulamayan da kendine göre yeni bir grup belirleyip o grupta yer alabilir.  Bana göre  “milli madenci”; Tamamı  yerli  sermayeli,  milli  menfaatlerin kendi menfaatleri olduğunun bilincinde olan  madencilerdir. Onlar için  sektörün sorunları kendi sorunlarıdır. Onlar  sektörün sorunları çözümlenirse kendi sorunlarının da  çözüleceğinin bilincindedir. Onlar her türlü zorluğa karşın madencilik yaparlar, emeğe saygılıdırlar,  istihdam yaratırlar, üretim yaparlar, devlete olan tüm  yükümlülüklerini  fazlası ile yerine getirirler,  buna rağmen teminatları irad kaydedilir,  kazandıkları bu ülkede kalır.  Milli madenciler ülkemizde genellikle örgütlenememişlerdir. Sesleri çıkmaz, işleri ile uğraşır doğa ile boğuşurlar, sorunlarını  son Maden Kanunu  Tasarısı çalışmalarında  olduğu gibi  devlet babaya  iletemezler,  onların sorunlarını  kimse de dile  getirmez, getirse bile zaten kimse dinlemez, hep ezilirler, sorunlarla   mücadele etmek  onlar için bir yaşam biçmidir.   
 
Sayın Bakan TBMM görüşme sırasında Genel Kurula madencilikte faaliyet gösteren yabancı madenciler  ile ilgili bilgi verdi. Bu şirketlerin elinde 1409 arama, 682 işletme ve 15 adet ön işletme olmak üzere toplam 2106  adet ruhsat olduğu ifade etti. Yabancı  şirketlerin elindeki arama ruhsatları sayı olarak toplam arama ruhsatlarının %5’i,  alan olarak %7’sine,  işletme ruhsatları  sayı olarak %6,  alan olarak %10’nuna karşılık geldiğini söyledi. Yabancı şirketlere  karşı olmadığımı, bu şirketlerin ülkemizi kalkındırmaya gelmeyeceklerini, sömürülmek istemiyorsak kuralları iyi belirlememiz  gerektiğini yazılı olarak ve her ortamda yüksek sesle dile getirdim. Yaklaşık 1985 yılından 2005 yılına kadar  madencilikle ilgili istatistiksel değerleri çok yakından, 2005 yılı sonrası da biraz yakından  takip  ettim; 
 
Yabancı şirketlerin ellerinde şu anda 682 adet   işletme ruhsatı olmasına karşın, bu şirketlerce 1985 yılından bu yana kaç ruhsat alanında  ne kadar, hangi çeşit maden üretilmiştir? Şimdi yabancı firmalara ait kaç işletme ruhsatında fiili olarak üretim yapılmaktadır?  Acaba diyorum  bu yabancı firmalar  üretim yapmıyorlar da  ruhsat alanındaki tapulu  arazileri alıp-satın   emlakcılık  yaparak mı geçiniyorlar?   Ya da ileriye dönük yatırım için toprak mı satın alıyorlar diye düşünüyorum?   
 
Bir taraftan da iyi ki üretim yapmıyorlar diyorum. Zamanında “150 ton altın ithal ediyoruz, ülkemizde altın üretildiğinde bu ithalat azalacak” , “Türkiye takı sektöründe cazibe merkezi olacak” diye ben de çok yaygara koparmıştım. Ne oldu, Sayın Bakan 2008 yılında 11.1 ton, 2009 yılında 14.2 ton altın üretildiğini ifade etti. Peki yaklaşık 10 yıldan bu yana üretilen altının kaç tonu bu ülkede kaldı,  İstanbul Rafinerisine gönderildi? Altın ithalatı azaldı mı? Devlet de herhalde bunun farkına vardı ki Devlet Haklarını artırdı.  
 
Meclisteki Maden Kanunu Tasarısı görüşmelerini  evde televizyondan,  gece yarsından sonra da  yarı uyur yarı uyanık  takip etmeye çalıştım, kaçırdıklarımı da   Tutanak’dan okudum. Ben fırsat buldukça TBMM Genel Kurulunu seyrederim, size de öneririm, bilmediğiniz çok şeyi öğrenebilir, iyi de vakit geçirirsiniz.  
 
Manisa’da yabancı İngiliz Şirketi  nikel üretileceğini, idare mahkemesinin şirketin orman izinlerini iptal ettiğini biliyoruz. Artık sorunları aşmanın  kolayı da bulundu; “hatırlı bir yerli şirketi ortak etmek”.  İngiliz Şirket için  bazılarının  “ricacı” olduğu da yazılmıştı. Bu konuyu Maden Kanunu görüşmelerinde   Manisa Milletvekili Sayın Ahmet Orhan ile  Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç dile getirdiler.   
 
Sayın Kamer Genç konuşmasında; “………… Ayrıca da İngiliz   şirketi, sanki yeni bir imalat sistemini getirmiş gibi Türkiye'den   de TÜBİTAK'tan da 1 milyon dolar bir ödül almıştı. Yani Türkiye'deki   maden şirketlerine bu kadar cimri davranılırken ve on binlerce ağaç katledilirken kimlerin takibi ve kimin aracılığıyla bu İngiliz  şirketine böyle imtiyazlı bir maden imtiyazı verilmiştir? ……………” 
 
Sayın Kamer Genç’in söylediklerini kimse yalanlamadığına göre  demek ki İngiliz Şirketine bu kriz döneminde bir de   1 milyon dolar teşvik vermişiz. Vay  benim garip madencim vay, demek ki senin irad kaydedilen  teminatların yabancı şirketlere teşvik olarak gidiyor! Şimdi daha iyi anlıyorum, yeni Kanunda teminatların 3.5 kat artırılıp taban teminatının neden getirildiğini! 
 
Bu nikel madeni ile  ilgili  internette  birkaç haber buldum, bunlardan biri de  aşağıdaki internette sayfasında,  ben haberin  doğru olduğunu düşünmüyorum da  vaktiniz  varsa  bir de siz  okuyun, sonra da  doğru olup olmadığına karar vermek için  araştırın:  http://www.cografyamvehayat.com/index.php?option=com_content&view=article&id=397:turgutlu-calda-gercei-nda&catid=51:metin-sert&Itemid=365  
 
Evet ülkemiz madenleri üretilip  hammadde olarak elimizden kayıp gitmektedir. Bu gidişle   “nikel”imiz  de  öyle olacak gibi görülüyor.  Nikel konsantresi limandan bize el sallarken arkasında kel bir orman ile  sülfürik asitli  atıklarını bize bırakacak.  Ne mi yapılmalı? Yıllardan bu yana her hükümetlerin  “ ülke madenlerimizin uç ürünlere dönüştürülme” masalının artık gerçeğe dönüştürülmesi zamanı çoktan geldi de geçiyor. Hani diyoruz ya madencilik politikamız yok diye, lafta politika var da  ortada bir şey yok.  Artık  bu ülkenin  kendine “Milli Madencilik Politikası”  hazırlama zamanı  geldi.  Aksi taktirde  ülkemizdeki özellikle  metal madenleri hammadde olarak ihraç edilecek,  son Maden Kanunu Tasarısı görüşmelerinde  olduğu gibi hükümetlerin de Sayın Bakanları  madenlerimizin sömürüldüğünün önemli bir göstergesi  olan  MADEN İHRACAT DEĞERLERİNİ övünç rakamları  gibi bize  sunacaklardır! 
 
--
Aracısız ve ücretsiz ilan portalı
(Maden Müh iş ilanları+Madencilikle ilgili tüm ilanlar)
Madencilerin internette buluşma noktası
Abdullah AKÖZEL
Maden Yük.Mühendisi
0506 427 42 22   aakozel@gmail.com
 

--
www.madenilan.com (Aracısız ve ücretsiz madencilik ilan portalı)
Grubun sahibiyle iletişim:Maden Yük.Müh. Abdullah AKÖZEL. aakozel@gmail.com 0506 427 42 22
Bu mesajı Google Grupları "MADENCİYİZTR" grubu.na üye olduğunuzdan aldınız.
Bu gruba posta göndermek için , mail atın : madenciyiztr@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin:
madenciyiztr+unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için,
http://groups.google.com.tr/group/madenciyiztr?hl=tr adresinde bu grubu
ziyaret ediniz.