20 Nisan 2012 Cuma

((slayt izle)) Vasiyet

Ataturk'un Yaveri Muzaffer Kilic anlatiyor;

Bir gun Ataturk'le beraber Abidinpasa'dan gelip Samanpazari yoluyla Ulus'a geciyorduk.

O zamanlar Samanpazari'nda bulunan uc bes dukkandan birisi Ali Efendi isimli kitapciya aitti. Kitapci dukkaninin kepenklerinde, nefis bir hali asilmis duruyordu. Harp yillarinin sonu oldugundan hicbir yerde, hele Ankara'da boyle guzel bir sey gormek pek sasirtici oldugu icin bu hali Ataturk'un de dikkatini cekti. Hemen arabayi durdurup indik.

Beraberce dukkana yuruduk. Kitapci, Ata'yi gorunce, buyurun Pasam diyerek heyecanla bir emri olup olmadigini sordu. Pasa da bu haliyi  cok guzel bulduklarini ifade ettiler. Kitapci;

- "Pasam, bu hali bir musterimin. Paraya ihtiyaci olmus, satilmasi icin bana biraktilar. Benimle bir ilgisi yok" dedi.

Ataturk, boyle guzel bir halinin cok kiymetli oldugunu, bunu hali sahibinin nereden almis olabilecegini ogrenmek istediler. Kitapci ezile buzule;

- "Pasam, emanet koyan isminin soylenmemesini ozellikle rica ettiler, musaade ederseniz ismini soylemeyeyim" dedi.

Bu sefer Ataturk daha cok merak edip;

- "Cocuk, belki haliyi almak isteyecegiz. Kimin ve kaca oldugunu ogrenmek isteriz" dediler.

Kitapci;

- "Pasam 40 lira istemislerdi "  deyip yine hali sahibinin ismini vermedi. Ataturk hali sahibini iyice merak edip israr edince de, kitapci istemeyerek ve sikilarak;

- "Abdulhalim Celebi Hazretlerinin Pasam " dedi.

Abdulhalim Efendi, Mevlana sulalesinden gelmis, Konya milletvekili olarak Mecliste gorev yapiyordu. Kapisi herkese daima acik, comert, gayet guzel konusan, Mevlevi kalpagi ile gezen, akilli, sevimli, hos sohbet, ozu sozu dogru bir kisiydi.

Ataturk, bu cevabi alinca cok duygulandi ve bana donerek dukkana 40 lira birakmami emretti.

Hemen parayi biraktim. Kitapci haliyi kosarak indirip paket yapmaya koyuldu.

Bu arada Ataturk, Abdulhalim Efendi'nin kisiliginden ovguyle bahsederek;

- "Abdulhalim Efendi, evde halisini satacak kadar parasiz kaliyor ama, kapisini kimseye kapamiyor" diyerek onu ovdu. Sonra da kitapciya donerek;

- "Bana bak, haliyi biz aliyoruz. Fakat haliyi Abdulhalim Efendi'nin evine yollayiniz, biz oradan aldiririz. Aksamuzeri de kendilerine bir kahve icmek icin gelecegimizi soyleyiniz."  dediler. Kitapci bu davranisa sasirmis bize bakarken, arabaya binip uzaklastik.

Ayni aksam Abdulhalim Efendi'nin evine gittik. Kendisi bizi avlu kapisinda karsiladi.

Eve girince baktim hali, kapi arkasinda paketli olarak duruyordu. Mutevazi evinde minderlere oturuldu, kahveler icildi.

Abdulhalim Efendi;

- "Pasam haliyi almissiniz. Fakat hali evime geri geldi. Musaade ederseniz, arabaniza koyduralim." dedi.

Ataturk de;

- "Abdulhalim Efendi hali yine bizim olsun. Biz arada sirada sana kahve icmeye geldikce onun uzerinde kahvemizi iceriz." diyerek haliyi actirdilar ve odaya serdirdiler.

Kahveler icildi ve sohbet edildi. Giderken Abdulhalim Efendi yine bizi kapiya kadar ugurlayarak;

- "Pasam eger musaadeniz olursa haliyi..." derken  Ataturk sozunu keserek mutebessim;

- "Abdulhalim Efendi, onu sana emaneten birakiyoruz. Her gelmemizde onu burada gormek ve uzerinde oturmak isteriz." diyerek veda edip ayrildilar.

Boylece Ataturk, Abdulhalim Celebi Efendi'ye, kitapciya bile belli etmemeye calisarak ihtiyaci olan yardimi yapmis, fakat haliyi almamislardi.  

 

Abdulhalim Efendi, o haliyi Konya Mevlana Muzesi kurulunca oraya armagan etmistir. Goruluyor ki, Abdulhalim Efendi de bu asil davranisi kotuye kullanmamis ve haliyi sahiplenmeyip, layik oldugu yere armagan etmistir. (1922).

Ayrica; Herkese acik sofrasini surdurebilmek icin halisini satan bir tarikat ehlinin, dini siyasete  alet ederek para, mevki ve guce ulasan, yurt icinde ve disinda saf  ve egitimsiz vatandaslari somurerek trilyonluk mal varliklarinin sahibi olup sefa suren, gunumuz din ve tarikat bezirganlarindan farkliligini da ortaya koyuyor.

 

Kaynak : Ataturk'ten Hic Yayinlanmamis Anilar / Prof. Yurdakul Yurdakul

 
 
Sertac Yardimci
Ankara Cad.Subesi
Musteri Hizmetleri Temsilcisi


---------- Forwarded message ----------
From: Erol Güclü <erol@guclu.at>
Date: 2012/2/9
Subject: Vasiyet
To: genel@guclu.at




Bir ne idügü belli beyefendi (!) Ayet ile Vasiyeti karistirma numarasina kalkissa da, Vasiyeti alanlar sahip de cikacaktir.  Atatürkcülükten Gecinen Oligarsi (AGO) ile Atatürk Karsiti Oligarsi'nin PASLASARAK Türkiye pastasini PAYLASMALARINI en iyi anlayan kesim de vasiyeti alanlardir, unutanlara önemle duyurulur.

Ekte bulunan yaziyi okumaniz dilegimle

Erol Güclü

-- 
Mit freundlichen Grüßen
Erol Güclü
mailto:erol@guclu.at



--
hayatında olup bitenleri paylaşmanı sağlar.

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin