Darbe belgesinin "dost kuvvetler"in açıklandığı bölümünde aynen şöyle yazıyor:
"TSK'nın her kademesine müzahir eleman temini konusunda referans uygulamasına (ÇYDD, ADD, Türkiye Gençlik Birliği vb.) devam edilerek azami koordinasyon sağlanmasına..."
Demek ki neymiş:
2003 yılında darbeciler Türkiye Gençlik Birliği ile işbirliği yapacaklarını darbe planına yazmışlar.
Ama heyhat!
Olmadı, sahte belge imal eden akıl ve bilgi fukarası tertipçiler, olmadı.
2003 yılında Türkiye Gençlik Birliği diye bir örgüt yoktu.
Bu örgüt 2006 yılında kuruldu.
TGB'nin internet sitesinde şöyle yazıyor:"19 Mayıs 2006 tarihinde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde toplanan Türkiye Gençlik Kurultayı'nda, vatansever, Atatürkçü gençlik hareketlerini kitleselleştirecek merkezi bir örgütün; Türkiye Gençlik Birliği'nin kurulması kararı alındı."
"Kusursuz cinayet yoktur" derler.
Agata Kristi de, cinayet romanlarında bu konuyu işler.
Her katil mutlaka bir hata yapar.
Her sahte belge imalatçısı tertipçi de mutlaka bir hata yapar.
Geçmiş olsun.
Bir dahaki sahte darbe belgesini yazarken daha dikkatli olsunlar.
++++++++++++++++++++++++++++++++++
2
İkinci kanıt:
++++++++++
"Balyoz Harekat Planı" adı verilen 11 sayfalık sahte belgenin altında şu imza var:
"Balyoz Sıkıyönetim Komutanı Org. Çetin Doğan"
2A
Bir kere, böyle bir imza olmaz.
TSK teamüllerine göre böyle bir imza kullanılması mümkün değildir.
Türkiye'de sayısız kereler sıkıyönetim ilan edilmiştir.
Sıkıyönetim Komutanları hiçbir zaman "balyoz, çekiç, keser, testere" gibi ünvanlar kullanmamışlardır.
2B
Henüz Sıkıyönetim ilan edilmemişken "Sıkıyönetim Komutanı" gibi bir ünvanın oluşması imkansızdır.
Dolayısıyla, ancak Sıkıyönetim ilanından sonra kullanılabilecek olan, yani o anda varit olmayan bir imza ile bir belge düzenlenemez.
2C
"Balyoz Harekat Planı" adı verilen sahte belgede "Sıkıyönetim ilan edilecek" şeklinde ibareler geçmektedir.
Yani Sıkıyönetim halen ilan edilmemiş.
Dolayısıyla, bu belgenin altında "Sıkıyönetim Komutanı" imzasının olması mantıksızdır.
"Müstakbel Sıkıyönetim Komutanı" diye bir imza olsaydı, belki... :)))
++++++++++++++++++++++++++++++++++
Sahte belgeyi düzenleyenlerin elleri ayaklarına dolaşmış olacak ki (takdir-i ilahi) farkında olmadan bu salakça yanlışları yapmışlar.
Askeri Savcı bu salaklıları görmemiş mi de, oturmuş ciddi ciddi mütalaa yazıyor. Ayıptır be...
++++++++++++++++++++++++++++++++++
Diğer hususlar
+++++++++++++
Org. Doğan sorgusunda şunları söyledi:
"3-5 Mart 2003 tarihinde planlı olarak Selimiye Kışlası’ndaki seminer çalışmasına 29 general, 162 de subay rütbesinde asker katılmıştır. Seminerin konusu öncelikle Yunanistan gibi dış ülkelerden yapılacak bir saldırı ya da tehdit durumunda 1’inci Ordu Komutanlığı’nın iç ayaklanma, irtica ya da bölücü faaliyetler karşısında ne tür bir eylemin yapılacağı hususunda fikir fırtınası suretiyle icra edilmişti."
"Genelkurmay Başkanlığı’na Kara Kuvvetleri Komutanlığı aracılığıyla seminerin sonucu gönderilmiştir. Planın değişiklik teklifi de sunuldu. Bunun üzerine EMASYA üzerinde değişiklik yapılmıştır."
"Balyoz Harekât Planı olarak adlandırılan belge çelişkiler içermektedir.
Askeri terminolojiye uygun tanzim edilmemiştir.
Bir bilgisayardan, günümüz teknolojisiyle herhangi bir zamanda geriye ya da ileriye doğru tarih atmak suretiyle tanzim edilebilecek nitelikte bir belgedir.
Belgede gerçekliği kabul edilebilecek bir imza veya elektronik imza şekliyle bir içerik bulunmamaktadır.
Seminerdeki çalışmalar alınmak suretiyle teknolojik imkânlardan da yararlanılarak kes-kopyala-yapıştır şekliyle tanzim edilmiş bir belgedir."
Şimdi de Askeri Savcının yazdığı birkaç cümleye göz atalım:
“Plandaki olasılığı en yüksek tehlikeli senaryo bölümü Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan gizlenmiş.”
“Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın emrine rağmen alternatif harekat planlarına ağırlık verilmiş.”
“Kara Kuvvetleri Komutanı’nın aksi yöndeki emirlerine rağmen...”
Yani Askeri Savcı, eline tutuşturulan sahte belgenin gerçek olduğundan bir an bile kuşku duymadan değerlendirme yapmaktadır.
Askeri Savcı, Org. Doğan'ın sorgusunda açıkladığı şu hususları bilmemekte midir?:
"Böyle bir emir gelmişse, bana muhakkak astlarım tarafından sunulması ve benim paraf etmem gerekir"
Şimdi soruyorum:
Askeri Savcı'nın sözünü ettiği "Kara Kuvvetleri Komutanı'nın aksi yöndeki emri" nerededir?
"Ayrıca bu seminerlere KKK gözlemci gönderir
Bu kişiler, verilen emre aykırı bir şey gördüklerinde amirlerine bilgi verirler.
Böyle bir şey olmuş olsaydı, benim Askeri Kanunlara göre soruşturma geçirmem gerekirdi"
Şimdi soruyorum:
Askeri Savcı "en yüksek tehlikeli senaryo bölümü KKK'dan gizlenmiş" demektedir.
Peki, gizlenen (!) o kısmı, KKK'nın seminere gönderdiği gözlemciler de mi saklamış?
Kimdir o gözlemciler? Çağırılıp sorulsun.
Askeri Savcı tamamen çarşafa dolaşmıştır.
Org. Doğan, sorgusunda daha sonra şunları söyledi:
"Benim gerçek plan seminerinde yaptığım konuşmalar böyle bir planın (Balyoz demek istiyor) ruhuna uygun olarak yapılmamıştır.
Nitekim konuşmalarımız, seminerde yapılan takdimler bunu ispatlamaktadır.
Hükümete el koyma gibi konuşmaların geçmediği açıktır.
Bu da Balyoz planının sahte olduğunu ortaya çıkarmaktadır.