Değerli Meslektaşlarım hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Uzun bir süredir yazışmaları okuyor ve bir maden mühendisi olarak gündemi takip etmeye çalışıyorum.
Yaklaşık 6 yıl kadar, Anadolumuzun değişik yörelerinde yeraltı kömür üretiminde(hem manuel hem de mekanize sistemde) özel sektör ocaklarında çalıştım.Şu anda enerji sektöründe ve bir kamu kuruluşunda görev yapıyorum.
Bu başlık altında yer aldığı için bende düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim.
Kimseyi suçlamadan, kırmadan başımdan geçen bir olayı sizlerle paylaşarak bir sonuca bağlamaya çalışacağım.
Üst üste birkaç damarı olan bir özel sektör kömür ocağında işbaşı yaptım.Yaklaşık 1 hafta boyunca ocakları gezdim.İlk gün ocak ağzından daha içeri girmeden genzi yakan yoğunlukta CO ile karşılaştım, sorduğumda "önemli bir şey olmadığını (bu arada ocağın bırakın madeni, hiç mühendisi yoktu) küçük bir açık yangın olduğunu" söylediler.
Öncelikle yangın yerine gitmek istedim(işletmenin mevcut olan dijital metan, karbonmonoksit ve oksijen ölçerlerini de boynuma astım).Baca ağzından içeri girip yaklaşık 50m ilerledik ki yerde dikkatimi çeken ilk şey sigara izmaritleri oldu.Hiçbir yorum yapmadan hızla yangın yerine yürüdüm.Tali yoldan sürülen bacanın ağzında inanılmaz bir CO vardı.Adeta sürünerek aynaya ulaşmaya çalıştık.Manzara korkunç ötesiydi.Yaşlıca bir adam iki dizinin üstünde eğilmiş, yanında duran ve elinde hortumla yanan damara su sıkan bir işçiye talimatlar yağdırıyordu(sonradan öğrendim genel müdürün babasıymış, ocaktan dışarı çıkmazmış, ilkokul mezunuymuş, şirket içerisinde de hiçbir resmi görevi yokmuş).
Kendimi tanıttıktan sonra, yapılan işin doğru olmadığını baca girişine sızdırmazlığın sağlanmasıyla birlikte beton duvar örülerek kapatılması gerektiğini söyledim ve yanından ayrıldım.Tekrar ana yoldan ilerlediğimde kömür de sürülen taban yollarının her birinin içerisine daldım.Manzara aynıydı.Biraz gidiyorsunuz, taban yolu bitiyor, ölçüm yapıyorsunuz metan birikmesi var.En son atılan tahkimatın direkleri devrilmiş.Bir öncekilerde tavanla iritbat yok, sıktırma takozları yok.Bacanın bitiği yerin gerisinde domuz damı yok.Baca girişi kapatılmamış, güvenlik önlemi yok, uyarı levhaları yok, yok, yok.Soruyorum "burayı niye böyle bıraktınız?" cevap:"kömürün kalitesi iyi değildi".Bu ve bunun benzeri, kömürde sürülen taban yollarının tamamını gezdim, çoğunun birbirinden farkı yoktu.Buradan üretimin yapıldığı ayaklardan bir tanesine geçtim.Yaşadığım şoklar yetmezmiş gibi gördüğüm manzara facia ötesiydi.Ayakta, sadece ayna önünde sarmalar mevcuttu.Gözlerime inanamadım.Ayağın gerisinde bırakın domuz damlarını, bir direk dahi yoktu.Bir futbol sahasının 1/4 büyüklüğünde geride, göbek yapmış ve sarkmış bir şekilde boş bir tavan, en kötüsüde bu ortamda üretim devam ediyordu.Yanımda benimle birlikte gezen ocak şefine, hemen aynanın gerisine domuz damlarının yapılması gerektiğini, barutçunun çağrılarak yapılacak damların gerisinden başlayarak tüm ayak boyunca 1-2m. aralıklarla tavana delik delip yarışar lokumlarla patlatılması gerektiğini, aksi takdirde tavanın ayndan kesbileceğini biraz da sert bir üslupla söyledim.
Ocağı tanıma amacıyla gezdiğim bu kısa süre içinde yukarıda anlattığım olayların benzerini diğer ocakta da yaşadım.
Metanın varlığına rağmen içilen sigaralar(ocakta yer yer izmaritler mevcuttu), tahkimat eksikleri, iş güvenliği eksikleri, yanlış üretim metodları, madencilikten anlamayan eğitimsiz insanların(şirket literatüründe yer almayan yaşlı kişi ilkokul mezunu olduğunu ve bu ocağı bir avukattan aldığını, yeraltı kömür madenciliğini de burada öğrendiğini beyan etmişti bana) patron ya da yönetici olması vs. vs. hepsini bir araya getirdiğinizde, bir ocak nasıl emniyetsiz, can güvenliğinden yoksun bir işletme haline nasıl getirilir sorusuna cevap olacak şekilde adeta nobele aday bile olabilirdi.
O ocakta yaşadığım kısa süreç hızlı bir şekilde karar almamı gerektirdi.
Ya bırakıp giderek, işsizliğin şefkatsiz kolarında bir nefer olacaktım, ya da mücadele edecektim.
İkinci yolu tercih ederek, aldığım notların yardımıyla da hemen gördüğüm tüm eksikleri ve yanlışlıkları içeren bir teknik rapor hazırladım.Patron ulduğunu söyleyen kişinin oğluna(yanan Genel Müdüre) hazırladığım raporu sundum.Raporumun incelenmesinin ardından Genel Müdürle bir görüşme yaptım.Kendisi raporu ukuduğunu ancak bunların tamamının uygulabilir olmadığını söyledi.
Yapılacaksa tamamının yapılması gerektiğini, aksi takdirde emniyetli bir üretimin yapılamayacağını, ayrılacağımı ve ve fikirlerinin değişmesi halinde iletişim bilgilerimi vererek çalışabileceğimi ilettim.
Sonuç herkesin tahmin edebileceği üzere, bir nefer olarak bir ay kadar işsiz kaldım.Buraya kadar sorun yok.
Asıl sorun, benim işsiz kaldığım bir aylık sürenin sonuna doğru, evimde TRT Ana Bültenini izlerken ayrıldığım ocakta grizu patlaması olduğunu görmem ve birkaç işcinin hayatına mal olan aptalca bir yaklaşımın nelere mal olduğuna şahit olmamdı.
O ocakta kalsaydım o işçilerin hayatı kurtulur muydu?Ya da birçok şeyi ocağın tek maden mühendisi olarak düzelteceğim diye canhıraş bir şekilde mücadele verirken, bir başka yerden verilen, düzeltilemeden patlayan metan kendimin de yer alacağı ve başkalarının da olacağı insanların hayatını mı söndürecekti?Söndürmese, hapisi mi boylayacaktık?Yıllarca adam öldüren zanlı gözüyle eski hükümlü mü olacaktık?Sorular birbirini kovalıyor ve burada kesiyorum.
Şimdi bağlayacağım konuya geliyorum.
Geçenlerde vefat eden meslektaşımın(buradan da kendisine tekrar Yüce Yaratıcı'dan rahmetler diliyorum) dirisine sahip çıkılmadı(çünkü bende o süreçten geçen bir insan olarak özel sektörde çalışırken misli sıkıntılarla mücadele ettim).
ALLAH RIZASI İÇİN ÖLÜSÜNE DE SAHİP ÇIKILAMAZ MIYDI?BİR MADEN MÜHENDİSİ BİR İNSANIN CENAZESİ ARABA BAGAJINA MI YAKIŞIR?
YUH OLSUN YÖNETİCİLERE, YUH OLSUN BİZİ TEMSİL ETTİĞİNİ SÖYLEYEN TEMSİLCİLERE, YUH OLSUN İNSANLIĞA, YAZIKLAR OLSUN.......
Hangisine yanalım şimdi.
Yitip giden meslektaşıma mı, hapise girip grizudan kurtulduğuna sevinemeyen meslektaşıma mı, ölen kardeşimizin geride bıraktığı 1,5 yaşındaki ve doya doya sevip okşayamadığı kuzusuna mı,
söyleyin bakalım hangisine yanalım.
Şu an yaşadığım duygusal yoğunluk nedeniyle, daha fazlasını yazma isteğim olduğu halde devam edemeyeceğim.
Hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.
Yaşar DEMİREZER --
www.madenilan.com (Aracısız ve ücretsiz madencilik ilan portalı)
Grubun sahibiyle iletişim:Maden Yük.Müh. Abdullah AKÖZEL. aakozel@gmail.com 0506 427 42 22
Bu mesajı Google Grupları "MADENCİYİZTR" grubu.na üye olduğunuzdan aldınız.
Bu gruba posta göndermek için , mail atın : madenciyiztr@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin:
madenciyiztr+unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için,
http://groups.google.com.tr/group/madenciyiztr?hl=tr adresinde bu grubu
ziyaret ediniz.