3 Mart 2010 Çarşamba

(MADENCİYİZTR) NİHAYET!!! -Necati YILDIZ-

NİHAYET!!!
Necati YILDIZ
www.habermaden.com dan alınmıştır
Yazı biraz uzun oldu ama, dert çok olunca yazı da uzun oluyor. Siz
yine de zaman ayırıp okuyun. Belki katıldığınız bazı hususlar olur da
siz de bulunduğunuz ortamlarda dile getirir, sektörün sorunlarının
çözümüne katkı sağlarsınız.

Sayın Taner Yıldız Mayıs 2009'da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı
olduğunda "Madencilikte Yeni Bir Dönem Başlıyor" başlığı ile bir yazı
yazmış, sektör adına Sayın Bakanın sorunları çözeceğine inandığımı
ifade etmiştim.

Ancak zamanla gördük ki Sayın Bakan gelip geçmiş Bakanlar içinde
madenciliğe en ilgisiz kalanı olmuştu. Ta ki Şubat 2010'nun sonuna
kadar madencileri çağırıp sorunları dinleyinceye kadar. Sayın Bakan
nihayet madenciliği Konsey ya da bazı birliklerin temsil etmediği
gerçeğini görmüş olacak ki sektördeki bütün örgütleri bu toplantıya
davet edip sektörün sorunlarını dinlemiştir.

Toplantıda her zaman olduğu gibi sektörün sorunları değişik kişi ve
ifadelerle dile getirilmiştir. Ancak önemli olan sorun dinlemek
değil, asıl ondan sonra yapılacaklardır. Acaba Sayın Bakan sorunların
çözümünün takipcisi olacak mı? Yoksa diğer Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlarının yapmış olduğu gibi "gürleyip yağmayacak mı?"

Bundan sonra Sayın Bakanın sorunları çözeceğine inandığımı ifade eden
Mayıs 2009'daki görüşümü tekrar ifade ederek sektörle ilgili
sorunları tekrar kısa başlık ve açıklamalarla dile getirmek
istiyorum. Çözümlere fazla değinmek istemiyorum, sektör çözümleri
toplantıda Sayın Bakan ve ekibine iletmişti. Esasen şu anda
madencilere reva görülen uygulamalardan vazgeçilmesi sorunların çözümü
olacaktır.

Devletin, bürokrat, teknokrat ve memurlarının madenciliğe bakışı
değişmedikçe hiçbir sorunun çözülmeyeceği gibi, sektörün yeni
sorunlarla karşılaşması kaçınılmaz olacaktır. Öncelikle Sayın Bakan bu
konuya el atmalı, Bakanlık personelinin madenciliğin ve
madencilerin yanında olması sağlanmalıdır.

Sektörün Sorunları:

1-Acil çözüm bekleyen sorunlar

A- Anayasa Mahkemesi "Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği"nin
Yasal dayanağını iptal etmiş, Danıştay da bu yönetmeliğin çoğu
maddesinin yürütmesini durdurmuştur. Bu davayı kim açmıştı hatırlıyor
musunuz? 5177 sayılı Kanuna TBMM'de evet oyu kullanan ana muhalefet
partisi. Bu arada iktidar partisini de unutmamak gerekir, onlar da bu
kanunun bazı maddelerini daha uygulanmadan değiştirmişler,
bürokratları da Maden Kanunu yanlış uygulamalarla ceza kanununa
dönüştürmüş, madenciliği yapılamaz hale getirmişlerdir.

5177 sayılı Kanunla değiştirilen Maden Kanunun 7.maddesi bütün
izinlerin Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından alınması
öngörülerek düzenlenmişti. Buradaki amaç bütün izinleri içerek "Tek
bir işletme izni" ve bu izni veren "tek merci" düşünülmüştür.
Yaptırımlar da bu esasa göre düzenlenmişti. Ancak Maden İşleri Genel
Müdürlüğü öngörülen izinleri almamış, ama yaptırımları uygulamıştır.
Bunun sonucu olarak da eskiden olduğu gibi ruhsat güvencesi
kalmamıştır.

İzin Yönetmeliğinin madencilik faaliyetlerine sağladığı fayda ve
kolaylıklar (eğer varsa) tespit edilmeli, bu fayda ve kolaylıklara
yenileri de eklenerek ilgili mevzuata derç edilmek üzere 5177 saylı
kanununda olduğu gibi Kanun tasarısına ek maddeler olarak ilave
edilmelidir. Bu sorun acil olarak çözümlenmelidir. Bu kapsamda
öncelikle;

* Orman alanlarındaki madencilik faaliyetleri
* Mera Alanlarında madencilik faaliyetleri
* Tarım Alanlarında madencilik faaliyetleri
* Su havzalarında madencilik faaliyetleri
* İmar Kanun ile ilgili hükümler
* İşyeri açma ruhsatı
* Zeytinlik alanlarda madencilik faaliyetleri ile ilgili diğer
mevzuatlarda yapılacak yeni düzenlemeler belirlenmelidir. (Bu
düzenlemeler ile ilgili yapmış olduğum bir çalışma mevcut olup
isteyene gönderebilirim.)

B- Madencilik sektörüne dışarıdan müdahaleler sürmektedir.

* Mahalli Çevre Kurulu kararları ile madencilik faaliyetleri
kısıtlanmakta ve yasaklanmaktadır.
* Su havzalarında madencilik engellenmektedir.
* Madencilik Faaliyetleri ile Bozulan Arazilerin Doğaya Yeniden
Kazandırılması Yönetmeliği mantıklı ve uygulanır değildir.

Sayın Bakan bu uygulamalara dur diyecek girişimlerde bulunmalıdır.

2-Çözülmesi gereken diğer sorunlar

* Madencilik sektörünün teşvik edilmesi
5064 sayılı "yatırımların ve istihdamın teşviki ile bazı kanunlarda
değişiklik yapılması hakkında kanun" kapsamı 2005 yılında çıkarılan
5350 sayılı kanun ile genişletilmiştir. Madencilik sektörü olarak
maden kanunu çalışmalarında bu teşviklerin il şartı aranmadan
madencilere uygulanmalıdır.

Madencilikte kullanılan akaryakıt özel tüketim vergisi
düşürülmeli, elektrik için düşük özel tarife uygulanmalıdır.

* Devlet hakkı ile ilgili düzenlemeler
5177 sayılı kanun ile madencinin devlet hakkından gelen vergi yükünün
azaltılması amaçlanmıştı. Ancak Hükümet bütcedeki açığı kapatmak
amacı ile yeni kaynaklar peşindedir. Bunun için de bakanlık devlet
hakkını artırmayı düşünmektedir. Bakanlık yabancı firmaların
ödediği devlet hakkını bu firmaların ürettikleri ürünler ile
ilişkilendirmelidir. Zaten yabancı sermaye için yatırım ve vergi
cenneti olan ülkemizdeki yabancı firmalar daha çok devlet hakkı
ödemeye hazırdır.

* Sevk fişi
Maden İşleri Genel Müdürlüğünden alınmış sevk fişleri kaldırılmalı,
maden nakledilirken maliyeden alınan sevk irsaliyesi üzerine ruhsat
numarasın yazılması yeterli olmalıdır. Maden İşleri Genel Müdürlüğü
sevk fişi satmak gibi gereksiz işlerle uğraşmamalıdır.

* Beyan usulü
5177 sayılı kanun sonrası 10.maddenin uygulanmaması için hiçbir neden
kalmamıştır. Beyan usulü ile ilgili hükümler uygulanmalıdır. Bu arada
da arazriden gereksiz yere analiz için numune alınmamalıdır.

* Arama ruhsatları ihale edilmemelidir
Hiçbir maden varlığı tespit edilmemiş arama ruhsatları iptal
edildikten sonra ilan ile doğrudan aramalara açık hale getirilmelidir.
Bu uygulama ile de Maden İşleri Genel Müdürlüğü gereksiz ciddi bir
iş yükünden kurtulacaktır.

* İşletme izin ve işletme izin alanları
İşletme izni ve işletme izin alanı gibi kavramlar gereksizi
bürokratik işlemleri gerektirmekte, Maden Kanunun uygulanmasında
sorunlar çıkarmaktadır.

Ruhsat işletme izni kavramı kaldırılmalı, ruhsat alanı içindeki aynı
grup tüm madenler herhangi bir kısıtlama getirilmeden bir proje
kapsamında maden işletilebilmelidir.

* Maden Kanundaki cezalar ve ruhsat iptalleri
Maden ruhsatlarından alana bağlı olarak teminat alınmaktadır.
Teminatın neden alındığı artık sorgulanmalıdır. Maden Kanunundaki
teminat iratları "idari para cezası" olarak değiştirilmelidir.

* Ruhsat güvencesi kalmamıştır
5 yıldan bu yana uygulamalarla maden ruhsat güvencesi ortadan
kalkmıştır. Tekrar ruhsatlara yatırım güvencesi sağlanması için
uygulamalar gözden geçirilmeli, gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
Belki de irat kaydedilen teminatlar için "genel af" çıkarılmalıdır.

* Ruhsatların üst üste verilmesi
Maden kanunun 16.maddesi uygulanarak ruhsat üstüne ruhsat vermenin
sakıncaları ve kötü niyetli kullanıldığı görülmüştür. Bu uygulamayı
bir düzene koymak gerekmektedir.

* Hammadde izinleri
Hammadde izinleri; Maden Kanununda başta belediyeler olmak üzere kamu
kurum ve kuruluşlarının halka daha uygun ve maliyeti düşük hizmet
götürebilmeleri için bir proje kapsamında yaptıkları işlerin hammadde
gereksiniminin karşılanması için sağlanmış bir ayrıcalıktır. Kanunda
yapılmış düzenleme kapsamında alınmış hammadde izinleri ile yapılan
üretimin ticari amaçla kullanılmaması, bu üretimler için devlet hakkı
ödenmemesi, üretimin ticari amaçla kullanılmaması, kullanılması
durumunda da yaptırımlar öngörülmüştür.

Geçmiş 5 yıllık uygulamalardan hammadde üretim izinleri veriliş
amacına uygun kullanılmadığı, piyasada haksız rekabete yol açtığı,
ancak ceza uygulanmadığı görülmüştür. Bu izin kaldırılmalıdır.

* Taşocaklarının durumu
Taşocaklarının Maden Kanunu kapsamına alınmasından rahatsız olmuş
kişiler çatlak sesler çıkarmaktadır. Bu çatlak sesler taşocaklarının
madencilik faaliyeti olmadığını, tekrar maden kanunu kapsamı dışına
çıkarılması gerektiğin ifade ederek ABD'deki uygulamayı örnek
göstermektedirler. Boş konuşan bu kişilere ABD'deki madenlerin
toprağın mülkiyetine tabi olduğunu ifade etmek gerekmektedir. 100
yıldan bu yana uygulanmış Taşocakları Nizamnamesinin bu ülkeye verdiği
zarara 5177 sayılı Kanun ile dur denilmiş, bir önceki Bakanımız
Sayın Hilmi Güler'in ifadesi ile "taşocakları zaptı-rapt altına"
alınmıştır. 100 yılın sorununu 5 yılda çözmek mümkün değildir. Son 5
yılda taşocağı işletmelerinin fiziki görünümüne bakıldığında olumlu
yönde kayda değer çok ciddi gelişmeler gözlenmektedir. Artık bu
kişiler seslerini kesmelidirler.

Daha çok sorun olmasına karşın Maden İşleri Genel Müdürlüğünce
madencilere yapılan bazı haksızlıklar artık madenciler tarafından
kanıksanmış gibi görünmektedir. Örnek verilmesi gerekirse;
Çalışılmayan yıllar için projede belirtilen yıllık üretimin %10'u
üzerinden devlet hakkı alınmasının Kanunda dayanağı yoktur. Görünür
rezerv alanı büyük olmasına karşı işletme izinlerinin 10 hektar ile
sınırlandırılması Kanunun neresinde yazılıdır? 2004 yılı öcesi
alınmış işletme ruhsatları için bir "kağıt" olmaktan öte bir özelliği
olmayan işyeri açma ruhsatı neden isteniyor, olmayanların yıllrdan
bu yana faaliyetini sürdüren işletmelerin faaliyeti neden
durduruluyor? İşletme projelerinde "başa baş noktası" nedir, ne işe
yarar, kimin icadıdır? Esasen gereklidir de bizdedeki uygulaması!!!!!!

Toplantıda gündeme gelen konulardan biri de herkese ruhsat
verilmemesidir. Ruhsat vermek için belirli kriterler aranması uygun
olabilir. Ancak bu kriterler ülkemizdeki orta ve küçük boyutlu
madenciler yok etmeye yönelik olmamalıdır.

Toplantıda ülkemizde oluşan "ruhsat pazarı"ndan duyulan
hoşnutsuzluk da gündeme gelmiştir. Bu pazardan rahatsızlık duymamak
mümkün değildir. Ancak devlet hiç bir maden varlığı belirlenemediği
için terk edilen arama ruhasatları ile maden olmadığı için ret
edilen işletme ruhsatı talepli sahaları neden ihale ediliyor? "Ruhsat
pazarı"ndaki alış veriş ile bu sahaların ihale edilmesi arasındaki
fark nedir? Kaldı ki ihale edilecek alanlar çok uzun süre madenciliğe
kapalı kalmaktadır.

Ve belki de en önemlisi Maden İşleri Genel Müdürlüğü her şeye müdahale
edip diğer bakalıkların görevlerini üstlenmemelidir. Herkes kendi
işini yapmalıdır. Bakanlık her şeye gereksiz yere müdahale
etmektedir. Esasen yapılan uygulamanın yasal dayanağı da yoktur.
Örneğin orman alanında izinsiz faaliyette bulunulması durumunda Orman
Kanunua göre ruhsat sahibine para ve hapis cezası öngörülmektedir. Bu
arada Maden İşleri Genel Müdürlüğünce de ruhsat teminat iradı
yapılmaktadır. Yani bir fiile iki yaptırım uygulanmaktadır. Sizce bu
uygulama doğru mu?

Ne diyelim artık, "İyi olur inşallah" . Mart 2010

--
Aracısız ve ücretsiz ilan portalı
(Maden Müh iş ilanları+Madencilikle ilgili tüm ilanlar)
www.madenilan.com.
Madencilerin internette buluşma noktası
www.madenciforum.com
Abdullah AKÖZEL
Maden Yük.Mühendisi
0506 427 42 22 aakozel@gmail.com

--
www.madenilan.com (Aracısız ve ücretsiz madencilik ilan portalı)
Grubun sahibiyle iletişim:Maden Yük.Müh. Abdullah AKÖZEL. aakozel@gmail.com 0506 427 42 22
Bu mesajı Google Grupları "MADENCİYİZTR" grubu.na üye olduğunuzdan aldınız.
Bu gruba posta göndermek için , mail atın : madenciyiztr@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin:
madenciyiztr+unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için,
http://groups.google.com.tr/group/madenciyiztr?hl=tr adresinde bu grubu
ziyaret ediniz.