4 Mayıs 2011 Çarşamba

((slayt izle)) Olmak ya da Olmamak / Mehmet Bedri Gültekin: Suriye ve "Altın Vuruş"

                                                                                                    2 Mayıs 2011

 

 

Olmak ya da Olmamak

                                   Mehmet Bedri Gültekin

 

 

Suriye ve “Altın Vuruş”

 

            Güney komşumuzda son bir aydır meydana gelen olaylar ve bu olaylar karşısında AKP’nin izlediği politika Türkiye için tam anlamıyla bir alarmdır.

            Suriye herhangi bir Arap ülkesi değil.

            Toplumsal ve siyasal dokusu bize benziyor. Her ne kadar Türkiye’deki gibi bir Cumhuriyet Devrimi yaşamadıysa da laik bir ülke.

            Gerçi Türkiye de, Cumhuriyet Devrimi ile yaptığı büyük atılımın kazanımlarını, son otuz yılda yaşadığı geriye gidişle esas olarak kaybetti. Onun için iki ülkede de mezhep ayrımcılığı, artık emperyalistlerin ve Ortaçağ gericiliğinin elindeki en önemli kozlardan biri.

            Gene Kürt sorunu iki ülkenin ortak problemi.

            Şimdi Suriye karıştı. Emperyalizmin psikolojik savaş aygıtı harekete geçti. Esad, daha önce Saddam Hüseyin ve Muammer Kaddafi örneklerinde olduğu gibi “halkını katleden diktatör” olarak sunuluyor bütün dünyaya.

            Yaratılan kargaşalıklarda, CIA başta olmak üzere Batılı istihbarat servislerinin oynadığı rolün kanıtları ortaya çıkıyor.

            Bütün çabaların, Suriye’ye yabancı askeri müdahale için dünya kamuoyunun oluşturulması için olduğu görülüyor.

 

AMERİKA’NIN PEŞİNDE

            AKP iktidarı, Suriye’ye yapılan emperyalist müdahalenin peşine boylu boyunca takılmış bulunuyor.

            Bunun için yalnızca F Tipi Medyaya ve yandaş basına bakmak yeter. Sözkonusu basın yayın organları, son bir aydır emperyalizmin psikolojik savaş malzemelerini yayınlayıp duruyorlar.

            Türkiye’nin Suriye’ye ilişkin politikasını MİT müsteşarı yürütüyor. Tayyip Erdoğan, Beşar Esad’dan ‘halkın taleplerine kulak vermesini’ istiyor.

            Tayyip Erdoğan, aynen Mısır ve Libya’daki gelişmelerde olduğu gibi Amerika’nın parmağına bakarak hareket ediyor.

            Yani BOP eşbaşkanlığının gereğini yapıyor.

            Hedef, mezhep farklılıkları ve etnik farklılıklar temelinde parçalanmış bir Suriye’dir.

 

HEDEFTE KİM VAR?

            Emperyalistlerin bu hedeflerine ulaşıp ulaşamayacakları ayrı bir konu. Ama Türkiye açısından sorulması gereken asıl soru şudur:

            Emperyalizm Suriye’de hedefine ulaşırsa ondan sonra ne olacak? Kimilerinin söylediği gibi sırada İran mı var?

            En büyük yanlış hedefte İran’ın olduğunu düşünmektir. Amerikan emperyalizmi İran’a yönelik niyetini 2003 – 2005 yıllarında gerçekleştirmek için yoğun bir çaba harcadı ama hedefine ulaşamadı ve pes etmek zorunda kaldı.

            İran, bağımsızlıkçı dış politikası nedeniyle bugün kaya gibidir. Irak ve Afganistan’dan sonra Libya’da da çamura saplanan Amerika ve Batı emperyalizminin İran’a yönelik bir çılgınlığa teşebbüs etmesi söz konusu olamaz.

            Sırada Türkiye vardır. Yıllardır emperyalist işbirlikçisi iktidarların uygulamalarının sonucunda, NATO üyeliği milli savunmamızı zaafa uğratmıştır. AB kapısında ulusal devletimiz dağılmaktadır.  Milletimiz çözülmektedir. Ve en nihayet 9 yıllık AKP iktidarının Cumhuriyet’e, milli birliğe ve Atatürk’e yönelik saldırıları, özellikle son dört yıldır Ergenekon tertibi ile bu ülkenin yurtseverlerine yönelik saldırılarından sonra Türkiye; emperyalizm açısından adeta “olgun bir meyve” haline gelmiştir.

          Türkiye’de etnik ayrımlar derinleşmiştir.

Laiklik en başta işbaşındaki iktidar tarafından katledilmiştir.

Ülke savunmasının temel gücü ordu, tertip ve tutuklamalarla rehin alınmıştır.

Devletin bütün kritik kurumları emperyalizmin güdümündeki F Tipi Çete tarafından işgal edilmiştir.

Yıllardır Mafya-Gladyo-Tarikat iktidarının ekonomi politikalarının uygulanması sonucunda toplumumuzun küçümsenmeyecek bir kısmı yeniden Ortaçağ’ın sadaka kültürünü içselleştirmiş “kullar” haline dönüştürülmüştür.

Ergenekon tertibi ile emperyalist tertip ve saldırılara direnecek yurtsever birikim ise tasfiye edilmek istenmiştir.

İşte bütün bunlardan dolayı Türkiye emperyalizm açısından “olgunlaşmış meyve”dir. Onun içindir ki Suriye’den sonra sırada olan İran değil Türkiye’dir.

Amerikan emperyalizmi önümüzdeki aylarda Türkiye’de gerçekleştireceği “altın vuruş”a hazırlanmaktadır.

 

SALDIRI VE CEVABI

Bunu görmemek için kör olmak gerekir.

YSK’nın malum kararından sonra meydana gelen gelişmeler neyin habercisidir?

Abdullah Öcalan, ayaklanma çağrılarını hamaset olsun diye yapmıyor.

AKP’nin göstere göstere Haziran sonrasında yapacağını ilan ettiği düzenlemeler Türkiye için yıkımdan başka bir anlama gelmiyor.

Tayyip Erdoğan’ın Libya’ya müdahaleyi haklı göstermek için kullandığı gerekçeler yarın fazlasıyla Türkiye için geçerli olacaktır.

Ve bugün Suriye’nin bölünmesi için harekete geçenler, gerçekte Türkiye’nin bölünmesi için harekete geçmişlerdir.

Emperyalizm ve işbirlikçileri işlerini biliyorlar.

Peki bizler yani bu ülkenin gerçek sahipleri Cumhuriyet devrimcileri ne yapacağımızı biliyor muyuz?

Bütün mesele budur.

Bugün emperyalist plan ve tertipleri bozmanın adı Cumhuriyet Güçbirliğidir.

                                                                                              mbgultekin@ip.org.tr

 


--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin