Bir, iki, üç, dört, beş... Sırayla akıyordu gözyaşlarım... Sol tarafımı hissetmiyorum. Sol tarafım yok biliyor musun? O karanlık geceden sonra sol tarafım yok... Dalıp dalıp gidiyorum, bazen kızıyorum sana. Kendime de acıyorum, korkağım ben… Bildiğim tüm küfürleri sıralıyorum kendime ama sana kıyamıyorum, sana hiç kıyamadım.
Altı, yedi, sekiz, bu kaçıncı damla bilmiyorum. Sol tarafım acıyor, sen yoksun. Ellerin ellerimin arasından kayıp gitti. O büyülü kokun bile terk etti beni. Gecenin karanlığı tüm renkleri kapıyor, hiç bir şey görmüyor artık gözlerim. Bu karanlık ne zaman bitecek? Sen ne zaman bize geri döneceksin?
Söküp atabilsem bu kalbi kurtulsam, bu azap verici acıdan bana bıraktığın bu sızıdan... Dün sana ait eşyaları sakladığım kutuyu açtım. O kutudan ne de çok korkardım. Parçalanmış resimler, mektuplar, kurutulmuş güller, kokun, sen... Parçalanmış resimlerde yüzünü birleştirmeye çalıştım. Birleşen yüz seni ilk gördüğümdeki yüz ifadesiydi sanki. Yarı utangaç bakan ve yüzünden hiç eksilmeyen tebessümünle çekilmiş olan bu yüz, ah bu yüz... Aklımdan bir saniye bile çıkmıyor. Yemek yerken, televizyon izlerken, çalışırken, okulda not toplarken, fatura yatırmak için sıra beklerken… Her saat, her dakika, her saniye aklımda… Saatlerce o kutudan çıkanlara baktım, baktıkça iyice alev aldı yaram...
Sen şimdi uyuyorsundur, uyanık olsan kızardın bu saatte ayakta olmama.
“Neden yanımda değilsin? Seninle uyumak istiyorum…” derdin...
Tutup kolumdan alırdın sıcacık huzur dolu koynuna, saçlarımı okşayarak uyuturdun beni. Öyle bir anda kapatırdım gözlerimi ve kendimi uykuda bulurdum.
Şimdi hiç uyuyamıyorum, geceleri geç saatte kadar duruyorum, bana kızacak bir sen yoksun... Ama hep bekliyorum, her gece omzuma bir el dokunacak ve beni yanına alacak diye... Saçmalıyorum değil mi? Kendimi kandırıyorum… Sen bir daha gelmeyeceksin... Gerçekleri benimsemem lazım. Kazımalıyım bunu aklıma, artık her akşam kapıyı açanın ben olmayacağım. Sinema kapılarında seni bekleyen, kolundan sürekleyip zorla korku filmine bilet aldıran ve filmin her saniyesinde korkan çocuk gibi sana sarılan ben olmayacağım...
Artık senin uyuz şakalarınla uğraşmak zorunda kalmayacağım. Yaptığım yemeklere hep bir kulp takan biri olmayacak, artık istediğim yemeği yapabileceğim. Sen olmadan neyin tadı olacaksa bende... Telefonumda bir gün senin numaran çıkacak mı?
Sevebilecek miyiz başkalarını? Sevişebilecek miyiz? Seni başkasıyla görmeye dayanamam ölürüm... Ben seninle yaşamak istiyorum seninle hayat bulmak istiyorum…
Gel...
Yeminler olsun unuttum her şeyi, sen yeter ki gel. Giderken götürdüğün hayatımı, baharımı, sevincimi bana geri getir. Gel offfff gel işte gel...
Otuz, otuz bir, otuz iki... Gelmeyeceksin saçmalıyorum değil mi?
--
Arkamdan konuşup adımı batırmaya çaLışacağınıza kendi adınızı battığı yerden kurtarın
http://hazirangunesi.blogcu.com
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google
Grupları "ÖYKÜSEL" grubu.
Bu gruba posta göndermek için , mail atın : {oykusel@googlegroups.com}
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin:
oykusel+unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için,
http://groups.google.com.tr/group/oykusel?hl=tr?hl=tr adresinde bu
grubu ziyaret edin