16 Ağustos 2010 Pazartesi

(MADENCİYİZTR) İş kazalarının sebebi işçi mi, işveren mi?

İş kazalarının sebebi işçi mi, işveren mi?
Uzmanlar HABERTURK.COM'a değerlendirdi
16 Ağustos 2010 Pazartesi, 16:14:24

.ECE GÖKSEDEF / HABERTURK.COM

Vasıflı ya da vasıfsız birçok insan işsizlik sıkıntısı çekerken,
işçiler de güvenlik ve çalışma şartları konusunda ciddi sıkıntılar
yaşıyor. Uzun ve yorucu çalışma saatlerinin, maaşların yetersizliğinin
dışında, en büyük sorunları iş güvenliği olan işçiler, sabah evden
çıkıp çalışmaya giderken başlarına ne geleceğini kestiremiyorlar.

Birçoğu taşeron firmalar tarafından tutulmuş ve sigortası bile olmayan
bu işçilerden, sadece Ağustos ayı başından bugüne kadar gelen iş
kazası, yaralanma ve ölüm haberleri, durumun ciddiyetini ortaya
koyuyor. Referandum tartışmalarının, Balyoz davalarının ve YAŞ
kararlarının gündeme oturduğu şu günlerde, Türkiye'nin çeşitli
yerlerinden gelen fakat göz ardı edilen haberlere göre Ağustos ayı
bilançosu oldukça ağır: 7 ölü, 6'sı ağır 24 yaralı.

İşte o haberler:

Erzincan'da kanalizasyon çalışması sırasında meydana gelen göçükte 2
işçi yaralandı.
Bitlis'in Adilcevaz ilçesinde elektrik arızasına müdahale etmeye
çalışan bir işçi, akıma kapılarak hayatını kaybetti.
Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesinde bir inşaatta çalışan 3 işçi,
iskelenin çökmesi sonucu yaralandı.
Aydın İkizdere Barajı'nda deneme amaçlı su bırakılması sırasında
basınçlı suyun altında kalan bir işçi boğularak öldü.
Samsun'da çalıştıkları fabrikada, hurda demirler arasından sızan
bilinmeyen bir gazdan dolayı zehirlenen 4 işçi hastanelik oldu.
Kayseri'de sac kesme makinesine elini kaptıran bir işçi yaralandı.
Eskişehir'de bir apartmanda çalışan işçi yüksekten düşerek ağır yaralandı.
Fethiye'de 5 yıldızlı bir otelde çalışan iki işçi, hamamdaki su
kaçağını kapatmak için çalışırken elektrik akımına kapıldı. İşçilerden
biri hastaneye kaldırılırken, diğeri hayatını kaybetti.
Muğla'nın Dalaman ilçesindeki bir kum ocağında meydana gelen iş
kazasında 1 işçi yaralandı.
Eskişehir'de kimyasal madde yüklü tankere bacağı giren bir işçi ağır yaralandı.
Zonguldak'taki maden ocağında vagonların arasına sıkışan bir işçi
hayatını kaybetti.
Kayseri'de elektrik akımına kapılan 3 işçi yaralandı.
Zonguldak'taki maden ocağında, 3 metre yükseklikten düşüp vagonların
arasında sıkışan bir işçi hayatını kaybetti.
Bursa'nın Harmancık ilçesindeki bir krom madeninde, yerin 80 metre
altındaki ocakta, yük vagonunun çarptığı işçi ağır yaralandı.
Erzurum'un Aşkale ilçesinde bir çimento fabrikasında kurulu inşaat
iskelesinin çökmesi sonucu iki işçi öldü, bir işçi yaralandı.
Eskişehir'de Organize Sanayi Bölgesi 14. Cadde'de faaliyet gösteren
iki ayrı fabrikada meydana gelen olayda, bir işçi el arabasıyla
taşıdığı ısıcamın kayması sonucu yaralandı. Diğer işçi ise, tornaya
bağladığı parçayı düzeltirken çekici sol el parmağına vurmasıyla
yaralandı.
Konya'da doğalgaz çalışması sırasında kayan toprağın altında kalan 3
işçi ağır yaralandı.


ÇALIŞANLARIN %4,2'Sİ İŞ KAZASINA MARUZ KALDI

Bunlar sadece Ağustos ayında meydana gelen ve ciddi sonuçlar doğuran
iş kazaları. Bir de uzun süredir ölüm ve yaralanma haberlerini duymaya
adeta alıştığımız tersaneler ve maden ocakları var.

Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası'nın her yıl düzenli olarak
yaptığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu istatistiklerinden sonra iş sağlığı
ve güvenliğine ilişkin Türkiye'deki en kapsamlı araştırma olan ''MESS
Üyelerinde İş Kazaları ve Meslek Hastalıkları İstatistikleri''
araştırması da Ağustos ayında açıklandı.

Bu araştırma sonuçlarına göre, üye işyerlerinde 2009'da 4 bin 643 iş
kazası yaşandı, 11 meslek hastalığı vakası tespit edildi. Çalışanların
yüzde 4,2'si iş kazasına maruz kaldı. Erkek çalışanların yüzde 4,5'i,
kadınların ise yüzde 1,3'ü iş kazası geçirdi. ''Dikkatsiz çalışma'',
güvensiz hareketler arasında yüzde 65'lik oranla ilk sırayı alırken,
bunu ''kişisel koruyucu kullanmama'', ''donanım ve aletleri güvensiz
kullanma'' takip etti.

Peki MESS, iş kazalarının büyük çoğunluğu için 'dikkatsiz işçileri'
sorumlu bulurken, işe alım sürecinde iş güvenliğiyle ilgili gerekli
eğitimi vermeyen, yeterli önlemleri almayan işverenin ne kadar sorumlu
olabileceği araştırıldı mı?

İş kazalarını, alınmayan önlemleri ve ortaya çıkan ciddi sonucu
değerlendirmesi için, konuyu uzmanlarına sorduk. Bakın uzmanlar bu
konu hakkında neler söyledi:

EĞİTİM, UYMA VE DENETLEME EKSİĞİ

Mehmet Domaç

Tuzla Tersaneleri Araştırma Komisyonu eski Başkanı

AK Parti İstanbul Milletvekili

1.İş sağlığı ve iş güvenliği anlamında insanların gerekli eğitimi
alması lazım. Genel olarak, yaygın bir eğitim eksikliği var.

2. İnsanımızın bu işyerindeki uygulamalara, işçi sağlığı ve iş
güvenliği konusunda, uygulama konusunda vurdumduymazlığı var.
Çalışanların eğitimleri eksik, kurallara uyma konusunda sorumlular.

3. İşverenin eksikliği var. Yeterli eğitimi vermeme ve kuralları
uygulama konusunda, ciddi davranmama konusunda eksikler var.

Aslında mevzuat olarak bir eksiklik yok. Ama mevzuatı uygulama
konusunda gerekli çabamız yok. Mevzuata uyacak çalışan, uygulayacak
olan da işverendir. İş Güvenliği ve İşçi Sağlığı Genel Müdürlüğü, de
denetleyecek. Yani bu üçü; eğitim, uyma ve denetleme konusunda
yeterince çaba yok.

BU SORUN VE ÇÖZÜMÜ İŞÇİLERE HAVALE EDİLEMEZ

Ali Tezel

Sosyal Güvenlik Uzmanı

Danıştay'la Hükümet arasında gidip gelen İş Sağlığı Yönetmeliği var.
Kanunlaştırılmaya çalışılıyor. Her yıl çıkar bu yönetmelik ve Danıştay
da iptal eder. Denetim işini özel sektöre devretmek istiyorlar, bu
konuda da taşeronlaşmaya gitmek istiyorlar. Zaten denetim kurallarına
uymayan yer özel sektör. Öyle bir durumda hiç denetleme yapılmaz. Bir
kamu denetçisi olmalı.

İşçi kendi istek ve iradesiyle kaza yapmak istese bile, işveren kazayı
önlemlidir, İş Kanunu'nda böyle yazar. Bu sorunu ve çözümünü işçilerin
tecrübesizliğine havale etmek doğru bir davranış olmaz. Zaten
Türkiye'de eğitimsizler doğrudan ağır sanayide işe başlıyor, mesleki
eğitim yetersiz. İşveren de eğitim vermiyor. Tabi bu eğitimli
işçilerin kaza geçirmediği anlamına gelmez. İş kazalarının önlenmesi
için teknolojik tesisatın, işçi istese dahi kaza olmayacak şekilde
düzenlenmesi gerekiyor.

ÖNLEMLERE MALİYET UNSURU OLARAK BAKILIYOR

Murat Özveri

İş Hukuku Uzmanı

Önlemlere bir maliyet unsuru olarak bakılıyor. Maliyeti en aza
düşürmek için az önlem alınıyor, eğitimler yapılmıyor, denetimi
sağlayacak örgütler az, sendikalar inanılmaz ölçüde az. Tüm bu iş
güvenliğinin maliyeti işverene yıkılmış. Denetimde görevli olan
müfettişler de ne yazık ki çok azlar. Rutin işleri yetişmiyor, iş
kazalarına koşturmaktan, kaza olmaması için almaları gereken önlemleri
alamıyorlar.

Bir kaza olduğu zaman, kazanın yarattığı sorunları gidermenin
maliyeti, kazayı önlemek için alınacak tedbirlerin maliyetinden daha
az. Dolayısıyla işveren önlemi almamayı daha karlı görüyor. Bu konuya
yeteri kadar değinilmiyor, "iş kazaları kaçınılmaz, olağan" deniyor.
Önlemler sadece mevzuat olarak kalıyor.

İşçi de işverene vazgeçilmez olarak bakıyor, her türlü tedbirsizliğe
rıza gösteriyor işini kaybetmemek için. Yapabileceği tek şey hayatını
riske etme pahasına olsa da koruyabileceği kadar işini korumak.

Mevzuata bakınca sadece önlem almak değil, uygulamak da bir görev.
Uygulama yükümlülüğü de işverene ait. İşçilerin kendisinin
dikkatsizliğinin sebep olduğu söyleniyor kazalara, sizce böyle bir şey
mantıklı mı? Meydana gelen kazalara baktığınızda kaçınılmazlık oranı
neredeyse sıfıra yakın. Bir takım engellerle önlenecek kazalar
önlenmiyor. Elinize değil bir çivi, bir iğne bile batıramıyorsunuz
acıyor diye. İşçi canı yanacak olsa hiç dikkat etmez mi? Tabi işveren
de istemez ama bu iş maliyetle, küresel ekonomiyle ilgili. Dünyanın
hiç yerinde işveren de işçiyi sevdiği için almaz önlemleri, koruma
sistemini bertaraf edemediği için önlem alır. Eğer bir kaçak bulursa
önlemi almaz ve takır takır işçiler ölür.

PATRONLAR YARGILANMADIKLARI MÜDDETÇE BİR ADIM ATMAZLAR

Kamber Saygılı

Limter-İş Genel Başkanı

Artık iş kazaları çığırından çıktı. En azından tersanelerde 140 işçi
öldü bugüne kadar. Madenlerdeki cinayetleri hiç saymıyorum. Daha yeni
Ereğli'de 4 işçi öldü. Eğer o 4 işçiye emniyet kemeri takılmış olsaydı
iş cinayetine kurban gitmeyeceklerdi.

Tersane patronları yargılanmadıkları, ceza almadıkları müddetçe, emin
olabilirsiniz işçi güvenliği ve iş sağlığı konusunda bir adım
atmazlar. Kamuoyunun ve basının ilgisi artarsa denetimi artırıyorlar.
Yoksa hiçbir şey yapmıyorlar iş güvenliğiyle ilgili, çünkü tedbir
almayı gereksiz bir masraf olarak görüyorlar.

Bu konuyla ilgili bir kanun görüşülüyor şimdi. O kanunda işçi sağlığı
ve iş güvenliği taşeronlara devrediliyor. Yani artık tersane
patronları hiçbir şekilde sorumlu olmayacak iş kazalarından, tüm
sorumluluk işçilere veriliyor.

Hükümet tarafında bazı tedbirler alınmış gibi yapılıyor ama çıkarmış
olduğu yasalar bile uygulanmıyor. Tersane patronları ve hükümet
arasıda danışıklı dövüş var çünkü. Benim artık iş güvenliği konusunda
kimseye güvenim yok. Bu işin iş cinayetleri işleyen patronların
vicdanına teslim edilmeyecek kadar ciddi bir konu olduğunu
düşünüyorum.


--
Aracısız ve ücretsiz ilan portalı
(Maden Müh iş ilanları+Madencilikle ilgili tüm ilanlar)
www.madenilan.com.
Madencilerin internette buluşma noktası
www.madenciforum.com
Abdullah AKÖZEL
Maden Yük.Mühendisi
0506 427 42 22 aakozel@gmail.com

--
www.madenilan.com (Aracısız ve ücretsiz madencilik ilan portalı)
Grubun sahibiyle iletişim:Maden Yük.Müh. Abdullah AKÖZEL. aakozel@gmail.com 0506 427 42 22
Bu mesajı Google Grupları "MADENCİYİZTR" grubu.na üye olduğunuzdan aldınız.
Bu gruba posta göndermek için , mail atın : madenciyiztr@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin:
madenciyiztr+unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için,
http://groups.google.com.tr/group/madenciyiztr?hl=tr adresinde bu grubu
ziyaret ediniz.