Herkese merhaba,
Uzun zamandır teknik nezaretçilik, daimi nezaretçilik tartışması devam ediyor. Herkes olumlu veya olumsuz düşüncelerini paylaşıyor.düşüncelerini bizlerle paylaşan arkadaşlara öncelikle teşekkür ediyorum. Fakat bazı yazılar var ki bir mühendise yakışmayacak kelimeler içeriyor ve kırıcı oluyor. Lütfen kırıcı olmadan görüşlerimizi sunalım.
Bende bu konuda bir iki şey paylaşmak istiyorum. Maden mühendisliği bence en önemli meslekler arasında. Gerçi ülkemizde hak ettiği değer verilmiyor ama bizler hem ülkenin yeraltı zenginliklerini ekonomiye kazandırıyoruz hem madencilik faaliyetlerinde çalışan insanların can güvenliklerden sorumluyuz hem de tüm bunları yaparken çevreye zarar vermemeye çalışıyoruz. Hani bir reklam var hepiniz hatırlarsınız benim annem hem doktor, hem öğretmen, hem aşçı hem ayakkabı bağlayıcı..... diye devam eden işte bizde hem mühendis, hem doktor, hem işçi, hem çevreci hem ... , hem....,hemiz.
Fakat tüm bunlara karşılık bize verilenler ortada.
Şu an toplamda 10 adet ocağa teknik nezaretçilik yapma hakkımız var. Ama gerçekten nezaretçilik hatta mühendislik yapabiliyor muyuz?
1. Önce iğneyi kendimize bir batıralım.
Odamız her yıl çalışacağımız ücretleri açıklıyor. Peki gerçekten bu ücretlere çalışan kaç kişi var ? Ocak sahipleri hemen pazarlığa oturuyor. Neden acaba ? Insan neden pazarlık yapar ? Demekki piyasada bunu daha düşük rakamlara yapanlar var. Amaç dah açok saha almak yani sürümden kazanmak. Fiyatlarımızı biz aşağı çekiyoruz. Kendi kendimizin değerini düşürüyoruz. Öncelikle fiyatımızı biz belirlemeliyiz. O zaman bırakın 3 ocağı belki 1 ocağa tekniz nezaretçilik yaparak bile geçinebiliriz. Diyelim ki yönetmelik ücretimizi belirlenen fiyat üzerinden alabilmemiz için kesin maddeler içerdi ve yüksekte bir ücret belirlendi o zaman 1 ocak bile yeterli olacaktır belki. böylece herkes memnun olacaktır.
Bu nedenle yapılacaklar belli ,ya ücretlerimiz bir havuzda toplanarak bize verilecek yada biz ( ki bence mümkün olması imkaansız ) bir kuruş bile indirim yapmayacağız.
2.Biz mühendisler gerek nezaretçi olalım, gerek daimi olalım farketmez sonuçta birer çalışanız. Şu son 6 ayda olan kazalar sanki sadece biz mühendislerin suçuymuş gibi paylaşımlar var.Ama şunuda belirtmek istiyorum bazı durumlar bizim gerçekten çok zor durumda bırakıyor. Paylaşımlarda dikkat ettim sanki ocağa gitmiyormuşuz yada mesleğimizin gereklerini yerine getirmiyormuşuz gibi yazılar yazılmış, ama şu da unutulmamalıdır ki işveren diye bir kavram var ve bizlerde onun çalışanıyız evet olması gereken konusunda ben tüm meslektaşlarımın gerekli uyarıları yaptıklarına inanıyorum ama işveren olmak farklı bişey sanırım çünkü Türkiye'de işverenler bu tür önlemleri pek önemsemiyorlar. Onlar için düşük maliyet yüksek kar önemli. İnsan sağlığı ve hayatı çevre kirliliği önemli değil. Hele ki şı işsizlik döneminde... Ahmet gider Mehmet gelir işler yürür.
Yani arkadaşlar zihinler değişmediği sürece şuan için yapılabilecek pek bişey yok aslında. Şuan sesimizi duyurmanın tek yolu birlikte hareket edebilmek, birlikte bağırabilmek.
* Öncelikle bizler birlikte hareket etmeyi öğrenmeliyiz.
* Daha sonra insanlar zihniyetlerini değiştirmeli ve insana önem vermeli
* Odamız ve devletimiz bizleri desteklemeli ve bizleri koruyucu yaptırımlar uygulamalı
* Artık okullarda uzmanlaşmış personel yetiştirilmeli ( kuyu mühendisi, havalandırma mühendisi, patlatma mühendisi, hazırlık mühendisi.... gibi bölümler ayrılmalı böylece hem daha çok mühendis iş bulacak hem de her türlü önlem daha sıkı takip edilebilecektir. )
Herkese iyi çalışmalar dilerim.
Ecenur Derici
Maden Mühendisi
Hotmail: Microsoft tarafından sağlanan güvenlikle, güçlü ve Ücretsiz e-posta. Hemen edinin.