25 Eylül 2016 Pazar

((slayt izle)) Hayat kapatılmış olmayı reddeder

Rasim Özdenören
Hayatı ele geçirdiğimi sandığım her seferinde, elimden kayıp gitmesine ne anlam vermeliyim? Yoksa filozofumuz mu haklı: eğer bir şey sürekli yineleniyorsa o şey abese dönüşür. Bu bir ceza hükmüdür. Sanırım filozofumuz (A. Camus), tezini inşa ettiği temel kaziyeyi bu fikirden almış. Dostoyevski de, bir katili bile titretecek cezanın, ona yaptığı hizmetin faydasızlığını ve anlamsızlığını bildirmektir diyordu. Benim üstünde yürüdüğüm arayış sonuçsuz olabilir, ama asla onun faydasız ve anlamsız bir iş olduğunu düşünmüyorum. Düşünmedim.
Ben hiç kilerlere, sandık odalarına, o işe yaramayan karanlık bölmeçlerin çukurlarına kapatılarak cezalandırılmadım. Çocukluğumdan bahsediyorum. Ama aramızda bu tür cezalara reva görülen arkadaşlarımızın olduğunu biliyor(d)um. Yüzü sapsarıydı. Elleri de titriyordu sanırım. Ne olduğunu sormadım ona. Sorsam gücenebilirdi. Ama sormayınca, kendiliğinden anlatırdı. İzzeti nefsiyle oynanmamalıydı. Bir süre konuşmadan dut ağacının altındaki tümsekte çöküp kaldık. Sonra ağır ağır başladı anlatmaya: "Gece beni kilere kilitlediler. Ben orda bir defasında bir lağım faresi görmüştüm. Kocaman. Kedimiz bile korkmuştu o koca kara kazuletten. Kapıyı yumrukladım. Babam müsaade etmiyordu ordan çıkmama. Neden sonra, annem karnımı doyurmaya dürüm getirdi. Ama beni salıvermeyi göze alamadı. Orada uyuyakalırsam o kazuletin beni kemireceğini düşünerek acı çekiyordum. Öylece uyumuşum. Oradan hiç çıkarılmayacağımı düşünüyordum." Umutsuz bekleyişin ne büyük ceza olduğunu daha ceza üzerine hiç fikrim yokken bile kavramıştım. Kapatılmış olmak bir başına esaslı bir cezadır. Bunun ömür boyu oluşu aynı cezayı katmerli hale getirir. Fare tarafından ısırılma, kemirilme korkusu falan... Onlar ceza değildir, onlar işkence kapsamına girer.
Kapatılmışlığın ne olduğunu iyi kavramak gerekiyor. Kapatılmışlık yalnızca etrafı dört duvarla kapatılmış olmak demek değildir. Kapatılmış olmak, oradan bir çıkış deliği bulunmamak demektir. Kişinin o mekânı öyle farz etmesi yeterlidir, o kadar. Kapalı yerde kalma korkusu olan biri, her yanı açık sanılan bir köprünün üstünde bile kendini kapatılmış olarak duyumsayabilir.
Avcının avını her defasında elinden kaçırışı, ona kapatılmışlık, yasaklı olma duygusunu vermez: o, avını sürgit yakalayamasa bile avcı daima umuduyla birlikte yoluna devam eder. Elinin boşa gelişi avcıyı mutlak meyusluğa sevk etmez. Öyle olsa, zaten avlanma güdüsünü yitirir. O zaman burnunun ucundaki sineği bile kovmaya mecal bulamaz kendinde.
Ben, yaşamın anlamını arama çabamı sürdürürken hiç umutsuzluk yaşamadım. Bu boşa çıkmış teşebbüsle karşılaşmayı da arayışın ve sonunda tecelli edecek başarının, dolayısıyla sürecin bir evresi olarak gördüm. Elden kaçırma veya yitirme, hayır, kapatılmış olmakla eşanlamlı değildir. Kapatılmış olmakta insanın çevresinde umutsuzluk kol gezer. Hayatın anlamını arayansa umudun ardından koşar...


--
Salih ARIKAN
Skaype: saliharikan2
Tel: 0506 514 96 93
Face: saliharikan4

beyazay izmir çalışmalarımız

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

((slayt izle)) Sayık

İsmail Kılıçarslan
Bir şey oldu. O küflü, nemli duvarda adını bilmediğim, daha önce hiç görmediğim bir sürüngen yürümeye başladı. Yeşilden sarıya çeşitli renkleri olan, gövdesi kadar dilli, her ikisinin toplamı kadar kuyruklu bir hayvan. Sonra iki oldu sayıları. Ardından üç, dört, beş, altı… Her göz kırpışımda artmaya başladılar. Duvardalar. Başka hiçbir yere hareket etmiyorlar. Üzerime gelmiyorlar. O zaman anladım. Ben 6 yaşındayken olan, yine oluyor işte. Ateş yüzünden olmayan şeyler görmemi sağlıyor zihnim. Üstelik yanımda, koynuna saklanabileceğim babaannem de yok. O olsa sirkeli bez yapardı, Felak-Nas okurdu, 'geçecek' derdi. O 'geçecek' dedi mi geçerdi. Bir o, bir de annem 'geçecek' dedi mi geçerdi her şey. Fakat bu küflü, nemli duvarlı küçük otel odasında yapayalnızım. Bu tedirgin düşten uyandığımda kendimi devcileyin bir böceğe dönüşmüş olarak bulmaktan korkacak kadar yalnızım. Üstelik o tuhaf ülkede Kafka'nın Yahudiliği ne denli büyük bir problemse, bu tuhaf ülkede benim Müslümanlığım da o derece büyük bir problem. Aman, ne diyorum ben yahu? Ateşim var. Ne dediğimi biliyor muyum? En iyisi kendimden geçeyim ben.
'Kendinden geçmez' insan aslında. Kendinden vazgeçmez. Müntehirler için bile bu böyledir. Kendinden vazgeçemediği için intihar edermiş insan, vazgeçebildiği için değil. 'Bunun iki istisnası var' demişti Ömer abi bir vakitler: Yani 'kurşunu ona değil bana sıkın' diyerek öne atılmanın iki istisnası var. Ya -her türden- çok büyük bir aşk olacak arada, ya da kurşunun doğrultulduğu kişi evladın olacak.
Kendimden geçmişim.
Uyandığımda hala geceydi. 'Ne uzun bir gece yaratmışsın Allah'ım' dedim terimi yoklayarak. Daha doğrusu, terin yok etmek üzere olduğu bedenimi yoklayarak. 'İnsan ateşe karşı dayanıklı değil işte İsmail' dedim kendi kendime. Ardından güldüm. Bu sahneyi STV'nin o salak dizilerinden birinde 'cehennem aforizması' olarak görsem gülerdim zira. 'Cehennemi sadece ateş olarak hayal ettiğimiz için böyle değil miyiz zaten' diye bile düşünecek denli çalışıyordu zihnim. Ateşe rağmen. Ateş. Ter. Su.
Tabii ki soğuktu. Bu tuhaf ülkenin bu küflü, nemli duvarlı küçük otel odasında sıcak suyu nereden bulacaksın ki? Ayrıca sıcak su olsa bile 'ılık' bir duş almak iyi gelecekti bana. Ilık ama. Buz gibi değil. En iyisi yeniden kendimden geçeyim ben.
'Kendinden geçmez' insan aslında. Bunu söylediğimin farkındayım sevgili okur. Ama ateşli hastayım, unuttun mu? O yüzden idare et bir zahmet.
Kendimden geçmişim tekrar.
Uyandığımda, sırtımda bir kabuk olup olmadığını yoklayacak kadar iyileşmiştim. 'Yaşayacak mıyım doktor?' sorusunu soracak kadar ya da. Sanırım bir müddet daha yaşayacaktım.
Sürünerek indim kahvaltı salonuna. Belgesel çekimi için şehre birlikte geldiğimiz arkadaşlarım beni görür görmez 'hastaneye' dediler. O kadar belli oluyor muydu hasta olduğum?
Hemşire İngilizce bilmiyor. Doktor da. Kimse İngilizce bilmiyor. Hem zaten niçin İngilizce bilen birine ihtiyacımız olsun ki? Yüksek sesle 'Türkçe konuşan biri yok mu ulan?' dedim her zaman yaptığım gibi. İlerden bir kadın sesi cevap verdi: 'Evet. Biliyor ben biraz.'
Derdimi doktora anlattı sağolsun. Doktor da çeşitli ilaçlar yazdı. 'Abla, Türkçen iyi maşallah. Nerede öğrendin?' diye sordum. 'İstanbul'da. Aksaray'da kaldı ben bir yıl. Sonra döndüm oraya' dedi.
'Oraya değil 'buraya' diyeceksin abla' demedim tabii. Hem dil hafiyeliği yapılacak zaman değildi hem de 'Aksaray'da kaldı ben' diyen birine daha fazla zulmetmenin bir anlamı yoktu.
Öğleden sonra o küflü, nemli duvarlı, küçük otel odasının televizyonunda Deli Yürek'in Sırpça dublajlı versiyonunu seyrederken kızım geldi aklıma. 2 yaşındaydı o vakitler. Her yurtdışı yolculuğumda olduğu gibi bir sürü oyuncak, bir sürü kıyafet almak istiyordum ona.
Perdeleri açtım. Kar başlamıştı. Usul usul demini alıyordu şehir. Üstelik bir böceğe de dönüşmemiştim işte. Bir de demleme çay olaydı iyiydi. İnce belli bardak da varsın olmasın yahu.

--
Salih ARIKAN
Skaype: saliharikan2
Tel: 0506 514 96 93
Face: saliharikan4

beyazay izmir çalışmalarımız

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

21 Eylül 2016 Çarşamba

((slayt izle)) Görme Engelli Öğrencileri Hayata hazırlıyoruz.

Türkiye Beyazay Derneği İzmir şubesi olarak bu Eğitim Yılındada Görme engelli öğrencileri Hayata hazırlıyoruz Projesine başlamak istiyoruz. bu Projeyle Cumartesi günleri Farklı Üniversitelerdeki Gönüllü öğrencilerle Görme engelli öğrenciler birlikte kitap okuma ve tartışma etkinlikleri gezi piknik faaliyetleri kültür ve sanat etkinlikleri pilanlıyoruz. amacımız engellilerle birlikte yaşama kültürünü arttırmak bu Faaliyetlere görme engelli öğrencileri ve Üniversiteli öğrencilerimizi  bekliyoruz.Tel:0506 514 96 93


--
Salih ARIKAN
Skaype: saliharikan2
Tel: 0506 514 96 93
Face: saliharikan4

beyazay izmir çalışmalarımız

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.