1 Ağustos 2015 Cumartesi

((slayt izle)) Fwd: Kur’an’da Kur’an’ı Anlatan Ayetler/10


 <

Bu aptalca ve korsanca yazı ve iletilerinizi akıl vermeden ve grubumuzun kalitesini düşürmeden kısa kesin. Bu kaçıncı yalanınız. TÜM BU APTALLIK ÜRÜNÜ YAZILARI,  YAZI DİYE DEĞERLİ GRUP ÜYELERİMİZİN ZAMANINI ALACAK VE GRUUBUMUZU KİRLETECEK ŞEKİLDE DİN BEZİRGÂNLIĞI YAPMANIZI ileride kuracağınız DİN DEVLETİNE SAKLAYIN.  Bu kaçıncı kezdir korsan adreslerden grubumuza hala ileti gönderiyorsunuz.  Grubumuzu kirletmeyeceğinize dair söz verdiğiniz halde hala paçavra  İletiler gönderiyorsunuz. Son kez uyarıyorum, korsan adreslerden göndereceğin son paçavra olsun  Sizi tanıyoruz.

 

Hasan KOTAN

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ İZMİT ÖNCEKİ DÖNEM ŞUBE BAŞKANI

 


1 Ağustos 2015 Cumartesi 20:29:29 UTC+3 tarihinde Cuneyt Sasmaz yazdı:
"Rabbimden Söze dayalı apaçık deliller/kanıtlar/belgeler/açık-seçik ayetler gelince, sizin Allah'a ortak ederek taptıklarınıza tapmam/ibadet etmem bana yasaklandı/Allah yerine/Allah dışındaki yalvardıklarınıza tapınmaktan/kulluk etmekten kesinlikle men edildim.
Ve bana evrenlerin Rabbi/eğiteni olan Allah'a teslim olmam buyuruldu."
(MÜ'MİN, 66)

"Allah'ın ayetlerine karşı/Allah'ın ayetleri hakkında mücadele edenler/Allah'ın öğretileri üzerinde tartışanlar gerçeği nasıl da görmezden geliyorlar/(gerçekten) uzaklaşıyorlar/kandırılıyorlar?
Onlar Kitabı ve elçilerimiz yoluyla gönderdiğimiz mesajı yalanladılar/resullerimiz aracılığıyla gönderdiğimizi yalanlayanlar yakında bilecekler/ileride yanıldıklarını görecekler/(gerçeği) anlayacaklar."
(MÜ'MİN, 69, 70)

"Ayetleri yalanlayan ortak koşuculara şöyle denir:
"Nerde ortak koştuklarınız?
Allah'tan başkasına taptıklarınız/Allah'a koştuğunuz ortaklar nerede?"
Ortak koşucular:
"Onlar bizi terk ettiler.
Meğer biz daha önce boş şeylerden yardım istiyormuşuz" derler.
Allah, sapıklıkta direnen inkârcıları işte böyle saptırır.
Çünkü siz yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayıp şımarıyordunuz.
Sürekli kalmak üzere cehennemin kapılarından giriniz.
Kibirlenenlerin/büyüklük taslayanların yeri ne de kötüdür.
(MÜ'MİN, 73, 74, 75, 76)

"Ey Muhammed!
Ortak koşucuların yalanlamalarına karşı sen azimle mücadelene devam et/dayan/sabret/güçlüklere göğüs ger.
Allah'ın sözü gerçektir."
(MÜ'MİN, 77)

"Ey Muhammed!
Senden önce göndermiş bulunduğumuz elçilerin bir kısmının mücadelesinden sana söz ettik, bir kısmını da sana anlatmadık.
Hiçbir elçi Allah'ın izni olmadan, kendiliğinden bir ayet/mucize getiremez.
Allah'ın buyruğu/emri gelince de gerçeğin tâ kendisi gelmiş olur/hak ve adaletle yargılanır/yerine getirilir.
Kof iddialara bel bağlayanlar/gerçeği yalanlayanlar/(anlayamadıkları şeyleri) geçersiz/(gerçeği) hükümsüz kılmaya çalışanlar hüsrana uğrayacaklardır/boşa uğraşanlar zarar ederler."
(MÜ'MİN, 78)

"Allah size ayetlerini/delillerini gösteriyor/işte böyle önünüze seriyor.
Şimdi Allah'ın gösterdiği bu delillerinin/ayetlerinin hangisini inkâr edebilirsiniz?"
(MÜ'MİN, 81)

"Elçilerimiz apaçık kanıtlarla/açık belgelerle kendilerine vardıklarında/resullerimiz onlara açık-seçik mesajlar getirdiklerinde, bilgiçlik taslayarak elçilerin getirdiklerini küçümsediler/kendilerinde olan bilgiye (aşırı bir biçimde güvendikleri için) şımarmışlar ve (kendilerine gelen kanıtları alay konusu yapmışlardı)/onlar yanlarındaki bilgiyle sevinip övündüler/alay edip durdular.
Ama küçümsedikleri şey kendilerini çepeçevre sarıverdi/sonunda alay konusu yaptıkları kendilerini çepeçevre kuşatıvermişti."
(MÜ'MİN, 83)

"Hâ, Mîm.
Kur'an, esirgeyen/çok seven ve bağışlayan/çok müşfik olan/acıyan/sevgi ve merhameti sonsuz olan Allah tarafından indirilmiştir.
Dili Arapça olarak bilinen bir topluma, anlamaları için, Arapça bir Kur'an olarak ayetleri/belgeleri açıklanmış/ayrıntılanmış/bilinçlenmek isteyen bir halk için ayetleri apaçık açıklanmış bir Kitap'tır.
Bir müjdeci/hem müjdeci/müjdeleyici ve bir uyarıcıdır/hem uyarıcıdır.
Gel gör ki çoğu burun kıvırıyor ve duymuyor/ortak koşucu Araplardan çoğu onu reddettiler, duymazdan geldiler/(onu) dinlememek için (ondan) yüz çevirmektedirler.
Şöyle diyorlar:
"Kalplerimiz bizi çağırdığın şeye karşı kapalıdır.
Kulaklarımızda da sağırlık var ve seninle aramıza bir perde çekilmiştir.
İstediğini yap, biz bildiğimizi okumaya devam edeceğiz."
Söyle onlara:
"Ben sadece sizin gibi bir insanım.
Bana tanrınızın tek Tanrı olduğu vahyolunuyor/bildiriliyor.
O'nun yolunda dosdoğru yürüyün/O'na yönelin ve O'ndan af dileyin.
Ortak koşucu düşüncelerden arınmayanların/ortak koşanların, öte dünyayı inkâr edenlerin vay haline!"
(FUSSİLET, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7)

"Ortak koşucu inkârcılar, "Bu Kur'an okunurken yaygara koparın/anlatılırken dinlemeyin, hatta tahrik edici/dinlenmesini engellemek için gürültü çıkarın, böylece başkalarının anlamalarını engellemiş olursunuz/ancak böyle etkisiz hale getirebilirsiniz" dediler/inkâr edenler (birbirlerine): "Bu Kur'an'ı dinlemeyelim; okunurken de dinlenmesini engellemek için de gürültü yapalım!" demektedirler.
Ayetlerimizi/ilkelerimizi yok saymalarına/bile bile inkâr etmelerine karşılık cehennem yurdu/sürekli kalış yeri onları bekliyor."
(FUSSİLET, 26, 28)
"Rabbimiz Allah'tır!" dedikten sonra, dosdoğru yolu izleyenlerin ölümleri anında melekler yanlarına gelirler "Korkmayın, üzülmeyin, size söz verilen cennetle sevinin!" derler."
(FUSSİLET, 30)

"Ayetlerimizi yok sayanlar/anlamını tahrif etmeye kalkışanlar/çarpıtıp saptıranlar/öğretilerimizde yanlış yorumlarda bulunanlar/ayetlerimiz hakkında eğri ile doğruyu birbirine katanlar, Bizden kaçamazlar/Bizden gizli değillerdir.
Şu halde ateşe atılmış olmak mı iyi, yoksa kıyamet gününde güven içinde olmak mı?
Düşünün ve tercihinizi yapın çünkü Allah her ne yaparsanız görüyor."
(FUSSİLET, 40)

"Kendilerine Kur'an mesajı/Zikir/hatırlatma/uyarıcı ulaştıktan sonra, onu inkâr edenler bilsin ki, o eşsiz yücelikte/değerli bir Kitap'tır.
Geçmişte ve gelecekte Kur'an'ı çürütecek hiçbir şey yoktur/ona ne önünden, ne ardından bâtıl yaklaşamaz.
Çünkü Kur'an, bilge ve her türlü övgüye/övülmeye layık olan/çok övülen/yüce bir bilgelik kaynağından/Allah tarafından indirilmektedir/indirilmiş bir Vahiydir.
Ey Muhammed!
Sana önceki çağlarda yaşamış Peygamberlere söylenenden başkası söylenmiyor/senin için söylenenler, senden önceki elçiler için söylenenlerin aynısıdır."
(FUSSİLET, 41, 42, 43)

"Eğer, Biz Kur'an'ı Arapçadan başka bir dilde indirseydik/onu yabancı dilde bir Kur'an yapsaydık/Kur'an'ı, yabancı bir dil ile ortaya koysaydık, ortak koşucu Araplar: "Onun ayetleri/öğretileri ayrıntılı açıklanmalı değil miydi/keşke ayetleri anlaşılır olsaydı/Arab'a yabancı dilde bir Kitap olur mu/hiçbir şey anlamıyoruz, neden Arapça değil/başka bir dilde (bir Kitap) ve Arap bir (elçi) öyle mi?" diyeceklerdi.
İster yabancı dil olsun, ister Arapça olsun, o Kur'an, inanmak isteyenlere bir rehber/yol göstergesi/bir kılavuz, bir şifadır/doğruluk göstergesi ve gönüllerine bir şifadır/şifa (kaynağıdır)/sorunları için bir çözüm kaynağıdır.
Arapça olmasına rağmen, inanmayan Araplar, sanki uzak bir yerden bağırılıyor da, ne söylendiğini anlamıyorlar/kulaklarında bir sağırlık olduğu için kapalı ve anlaşılmaz geliyor/(onların kalpleri) bu Kur'an'a kapalıdır/onu uzaklardan gelen ses gibi algılıyorlar/Kur'an onlar için bir körlüktür.
Böylelerine çok uzak bir mekândan seslenilmektedir."
(FUSSİLET, 44)

"Gerçekten ortak koşucular Kur'an'dan çok derin/endişeye düşüren bir kuşku içindedirler."
(FUSSİLET, 45)

"Ey Muhammed!
Kur'an'ı inkâr eden ortak koşuculara de ki/söyle onlara:
"Ya o Kur'an Allah'tan/gerçekten Allah katından idiyse ve siz de onu yalanlamış iseniz/inkâr ediyorsanız/üstünü örttünüzse, buna karşı kesin bir tavır alandan/derin bir ayrılıkta bulunan kimseden daha sapık/o dönüşü olmayan kopukluğa düşenden sapkın kim olabilir/ne duruma düşeceğinizi hiç düşündünüz mü?
Kur'an'ın gerçek/hak olduğu insanlara apaçık/ayan-beyan oluncaya kadar/açık bir biçimde anlamalarına dek/Gerçeği belirleyip anlamalarına kadar, varlığımızın belgelerini/delillerimizi onlara hem kendi öz benliklerinde, hem de dış dünyada/(uçsuz bucaksız) ufuklarda göstereceğiz/birgün onlara hem evrenin engin ufuklarında hem de kendi vicdanlarının derinliklerinde ayetlerimizi öyle göstereceğiz ki sonunda onun, gerçeğin tâ kendisi olduğu ayan beyan belli olacak."
(FUSSİLET, 52, 53)

"Hâ, Mîm, A'yn, Sîn, Kâf.
Ey Muhammed!
Üstün ve bilge olan Allah, sana ve senden önceki elçilere işte böyle vahyeder/çok güçlü, çok bilge olan Allah, senden öncekilere (nasıl vahyetmiş ise) aynı şekilde sana da vahyetmektedir/ulu olan, bilge olan Allah, sana da senden öncekilere de şöylece vahyeder:
"Göklerde olanlar da, yerde olanlar da O'nundur/hepsini Allah yarattı.
O yücelerin yücesidir.
Çok azametli olandır."
(ŞÛRA, 1, 2, 3)

"Biz, sana Kur'an'ı Arapça olarak vahyettik ki, ana kent ve dışındaki Arapları, gelmesinde asla kuşku olmayan, insanların bir kısmının cennette, bir kısmının ise çılgın alevli cehennemde olacakları toplanma gününe karşı uyarman için/sana Arapça bir Kur'an vahyettik."
(ŞÛRA, 7)

"Allah, uyarılara inananları rahmetine kavuşturur/O, dileyeni nimetine kavuşturur.
İnkârcı nankörlerin ise, ne bir dostu, ne de bir yardımcısı olmayacaktır."
(ŞÛRA, 8)

"Bu mesajın herhangi bir yerinde anlaşmazlığa düşerseniz/herhangi bir şey hakkında ayrılığa düştüğünüzde, o hüküm Allah'a bırakılır/karar Allah'a aittir."
(ŞÛRA, 10)

"Ey Muhammed!
Daha önce Nuh'a, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya öğütlediğimiz dinin aynısını/dinden, Nuh'a önerdiğini, sana vahyettiğini/bildirdiğini, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya önerdiğimizi/hayat veren yolu, şimdi de sana vahyediyoruz/bildiriyoruz/size kanun yaptı.
Onu, sizin için ilke haline şöyle getirdik:
"Dini dosdoğru uygulayın/dosdoğru tutun, rivayetler uydurarak onda ayrılığa düşmeyin/bölünüp fırkalara ayrılmayın."
Fakat kendilerini çağırdığın bu ilke/bu (din), ortak koşanlara/şirke bulaşanlara çok ağır gelmektedir.
Allah, bu hayat veren yola lâyık gördüğünü/dilediği kimseyi seçer/seçecek ve Kendisine içtenlikle yöneleni de dosdoğru yola ulaştırır/doğru yolda yürütecektir/hakka yönelenleri Kendisine iletir."
(ŞÛRA, 13)

"Kendilerine Kitap verilenlerin, bilgi/bilimsel gerçekler/ilim geldikten sonra ayrılığa düşmeleri/fırkalara bölünmeleri, sadece aralarındaki çekememezlik/kin/kıskançlık ve düşmanlık/çekişmeden/azgınlıktan dolayıdır.
Ortak koşanlardan sonra Kitaba mirasçı olanlar da/kendilerinden sonra Kitaba mirasçı kılınanlar da, Kur'an'a çok derin kuşku içinde bakmaktalar/iflâh olmaz bir şüphe içindedirler."
(ŞÛRA, 14)

"Ey Muhammed!
Sen Çağrı'na devam et/Çağrı'nı sürdür/Çağrı'da bulun ve kendin o ilkeyi/dini dosdoğru uygula/emrolunduğun gibi/sana buyurulduğu gibi dosdoğru yürü/dosdoğru ol!
Ortak koşanların boş arzularına/heva ve heveslerine sakın uyma ve şöyle de:
"Ben, Allah'ın indirdiği Kitab'a inandım/Allah'ın bana indirdiği Kitab'ı tebliğ etmem ve aranızda adaletle davranmakla emrolundum/aranızda adaleti gerçekleştirmem buyurulmuştur."
Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir.
Elçinin bildirdiği Çağrı'dan sonra, hâlâ, Allah'ın buyrukları hakkında tartışanların kanıtları/delilleri, Rableri yanında geçersizdir.
O Allah ki, Kitabı/buyruklarını ve adalet ölçüsünü gerçek/hak olarak indirmiştir/Gerçeğin tâ kendisine dair Kitap ve mizanı indiren o Allah'tır/Gerçeğe göre/Gerçeğe ilişkin Kitab'ı ve adalet ölçüsünü indiren Allah'tır.
Ne bileceksin belki de kıyamet saati çok yakındır."
(ŞÛRA, 15, 16, 17)

"Yoksa Allah'ın dininde olmadığı halde/din konusunda Allah'ın izin vermediği şeyleri, onlar için, dini şeriatlar/kurallar koyan/kendileri için yasallaştıran/kendilerine yükümlü kılan ortakları mı var?
Allah'ın dinini karartanların/gizleyenlerin, yaptıkları bu yanlışlar tepelerine inerken, haksızlık edenlerin korkudan titreştiklerini görürsün."
(ŞÛRA, 21, 22)

"Allah inanan ve yararlı/iyi, güzel işler işleyen kullarını bununla müjdeler.
Ben sizden tebliğ ettiklerim karşılığında bir ücret/sevgiden başka bir karşılık istemiyorum/sadece birbirinize sevgiyle yaklaşmanızı istiyorum.
Ortak koşucular: "Muhammed Allah hakkında/Allah'a karşı yalan uydurdu/yalan düzüp Allah'a iftira etti" mi diyorlar?
Allah dilerse senin kalbini mühürler.
Allah sahte olanı/bâtılı/yalanı yok eder ve Kelimeleriyle/Sözleriyle gerçeğin tâ kendisini ortaya çıkarır/gerçeği yerleştirir/hakkı/gerçeği Kendi sözleriyle gerçekleştirir."
(ŞÛRA, 23, 24)

"Bunda, kuşkusuz, gereğince sabreden, çok şükreden/dayanan/güçlüklere göğüs geren/çaba gösteren, elde ettiğinin karşılığında teşekkür eden kişi için ibretler/belgeler vardır."
(ŞÛRA, 33)

"Ayetlerimiz/belgelerimiz hakkında tartışanlar/mücadele edenler, şunu iyi bilsinler ki, kendileri için kaçacak bir yer yoktur."
(ŞÛRA, 35)

"Onlar ki Rablerinin çağrısına karşılık verirler/Rablerinin dâvetini kabul ederler yani o Vahyi hayatlarına hâkim kılarlar/dini dosdoğru uygularlar ve onlar işleri kendi aralarında şûra/danışma ile olanlar/tartışarak çözenler/birbirlerine danışarak (çözüme kavuşturanlar) ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan yoksullara pay ayıranlardır."
(ŞÛRA, 38)
(Devamı var)



--
İslam dinine en büyük hizmeti Atatürk vermiştir.
600 sene "Padişah"ın, 300 sene de "Halife"nin kulu olan topluma, "Allah"ın kulu olmalarının gerektiğinin yolu gösterilmiştir/açılmıştır.
-- 
''Muhterem Milletim'e şunu tavsiye ederim ki; sinesinde yetiştirerek başına taç ettiği adamların kanındaki ve vicdanındaki cevheri asliyi çok iyi tahlil etmek dikkatinden, bir an tevakki etmesinler...'' 
Mustafa Kemal ATATÜRK
--
''Bizler; 
Gözünde Vatanını, 
Gönlünde ATATÜRK ilke ve İnkılaplarını tutabilen, 
Vicdanında dinini saklayabilen, 
Milliyetçilik ve laiklik düşüncesi içinde görev yapanlardanız...''
Nusret DEMİRAL

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

23 Temmuz 2015 Perşembe

((slayt izle)) Mersinde Hangi Belediye Başkanı Gazeteci Şikayetinde Birinci Sırada Ve Neden? Mersin İçel Burak Canlı

MERSİNDE HANGİ BELEDİYE BAŞKANI GAZETECİ ŞİKÂYETİNDE BİRİNCİ SIRADA VE NEDEN?

Mersin İçel ehil olan ellerde mi? Devamlı görevlerinden alınan yöneticiler… Gün geçmiyor ki adam koltuğuna henüz oturamadan görevden alındı diyenler…

Mersin İçel sevdalısı bulunanlar mı Mersin de yönetimde?

Bir takım davet usulü yoluyla yapılan ihalelerden ve bunların usulsüzlük iddialarında bulunanlar…

Açılış adıyla yapılan miktarı açık masraf kalemleri…

Ve bir takım Meclis üyelerinin birilerinden rüşvetlendiği iddiaları ortalıkta kol gezinmekte.

Bıçaklama olayları… Ve bilmem hangi başkanın silah çeken adamı?

Ve şu an henüz elime ulaşan ve dehşete kapılmama sebep olan belgeler diye bir takım fısıldamalar…

 Ahret ide yazacağım… Sırat Köprüsünü de… Yazacağım Cehennemi de Yazacağım Cenneti de…

Neyse biz asıl konu başlığına gelelim… Hangi Belediye Başkanı en çok gazeteciler hakkında suç duyurunda bulunmuş… Peki, hangi sebeplerle?

Peki, bu suç duyurularının sonuçları neler olmuş? Peki, hakkında suç duyurunda bulunan Gazeteci bu olaylara dayanamayıp vefat mı etmiş? Peki, kim bu gazeteciler?

Bu gazeteciler ne yapmış da, ne etmişte bunlara Avrupa İnsan Hakları Kararlarına Aykırı şekil de davranarak suç duyurularında bulunulduğu iddia edilmekte… Peki, bu suç duyuruları sırasında Tekzip istenmiş mi? Usul Hukukuna uygun mu hareket edilmiş? Peki, bu resmi belgeler kim veya kimler tarafından basına yayın edilmiş? Yoksa Belediye de birileri yanlış giden bir takım olaylardan rahatsız olup ta mı sırf fukaranın hakkını korumak için mi bu olaylara başvurmuş?

Bu belediye ve- veya siyasi parti çalışanlarının isimleri nedir? Kim veya kimler bu isimlerin peşinde? Bedeli nedir? İsimler ortaya konarsa sonuçlar ne olacak?

Partilerinden istifa etmek zorunda bırakılan dehşete düşürülmüş siyasiler…

Taraf olmak istemediğim olaylar… Ve beni zorla taraf olmaya iten siyasi yapılanmanın gizli ve derin üyeleri… Kimin eli kimin cebin de belirsiz…

İhale zamanlarında art arda sayısız telefon aramaları… İddialar… Skandal haberler… Mersin İçel Burak Canlı

NOT: Ey yetkili! Evet sen Siyasi Partinin Yetkilisi! Evet sen Sivil Toplum Kuruluşunun Başı! Evet sen Kamunun Verdiği Yetkinin Başı! Sen bu iddialar karşısında ne yaptın? Veya ne yapmadın?

 

İlgili Yazı Nokta Gazetesinin Yıl :8 Sayı:230 16.07.2015 tarihinde yayınlanmıştır.

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.

20 Temmuz 2015 Pazartesi

((slayt izle)) Fwd: DOĞU TÜRKİSTAN


Türker Ertürk <erturkturker@gmail.com>
20 Temmuz 2015 00:11
DOĞU TÜRKİSTAN




Krd2Nz
http://www.ilk-kursun.com/haber/233085/turker-erturk-dogu-turkistan/

Doğu Türkistan, Orta Asya'nın orta bölümünde yer alan Türkistan'ın doğu kısmı olup 1949'dan beri Çin Halk Cumhuriyeti'nin egemenliği altındadır. Sincan Uygur Özerk Bölgesi olarak adlandırılan Doğu Türkistan, Çin'in kuzeybatısında yer alır ve Moğolistan, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan, Pakistan ve Hindistan ile komşudur.

Uygur Sincan Özerk Bölgesi yaklaşık olarak Türkiye'nin iki katı büyüklüğünde ve nüfusu ise 25 milyondur. Başkenti Urumçi olan Uygur Sincan Özerk Bölgesi'nin resmi dilleri Uygur Türkçesi ve Çincedir.

Bu yazıyı yazmamıza son günlerde Uygur Sincan Özerk Bölgesi'nden gelen olumsuz haberler neden oldu. Bu bölgede yaşayan Türklere eziyet edildiği, asimilasyon maksatlı ağır baskı yapıldığı, ibadet yapmalarının engellendiği, yasaklandığı, yapanların işkenceye tabi tutulduğu ve ibadet hanelerin tahrip edildiği haberleri havada uçuşuyor. Hatta görülen bu işkencelerin ve eziyetlerin fotoğrafları bile var! Özellikle Ramazan ayında bu haberler tavan yaptı.

Yönlendirme amaçlı olabilir mi?

Bizi izleyenler, dinleyenler ve okuyanlar bilirler, kendimizi bilim egemen kafalı ve eleştirel akla sahip bir insan olarak tanımlarız. Bunun anlamı sorgulamadan ve irdelemeden hiçbir şeyi bize anlatıldığı ve iletildiği şekli ile asla kabul etmeyiz. Anlatan değil bir yabancı, babamızın oğlu olsa bile fark etmez. Akıl süzgecimizden geçmek zorundadır.

Uygur Sincan Özerk Bölgesi'nden gelen görüntülü haberlere, bir insanın, bir Türkün ve bir Müslümanın duyarsız kalması düşünülemez. Bu nedenle konuyla ilgilendim, farklı kaynaklardan araştırmaya çalıştım ve hala devam ediyorum. Haberler çok çelişkili. Çin'de çalışan, yaşayan ve Uygur bölgesine giden arkadaşlarımla konuştum, "Batı basınında yazılanlar burada yok" diyorlar. Başka bir arkadaşım "ABD, Uygur Türklerinin bir bölümünü radikalleştirerek ve örgütleyerek IŞİD ve PKK gibi kullanmak istiyor" diyor. Bağımsız sayılabilecek haber kaynakları da anlatılanları ve söylenenleri teyit etmiyor.

Uygur Bölgesi'nde kötü şeylerin olduğunu söyleyen kaynaklar ABD ve Batı'ya ait basın kuruluşları ve istihbarat örgütleri. Acaba bu anlatılanlar doğru mudur? Bu haberler dünya ve özellikle Türk kamuoyunu yönlendirme amaçlı üretilmiş olabilir mi? Bu kaynakların geçmişe yönelik inandırıcılık sicili nedir?

Tık yok, çıt yok, ses yok!

Batı'ya ait istihbarat örgütlerinin ve merkez akım medyalarının Irak'ı işgal etmeye yönelik gerekçe oluşturabilmek ve kamuoyu desteği sağlamak maksadıyla Irak'ta kitle imha silahları olduğuna dair bilgi, belge ve kanıt ürettikleri bugün artık herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Suriye'de Beşar'ı zor durumda bırakmak için televizyon setlerinde mezalim ve işkence filmleri çektiklerini ve haber diye yayınladıklarını biliyoruz. Bu konuda menfi sicilleri bir hayli kabarık!

Ne diyorsunuz, ABD ve Batı, Türkleri çok seviyor ve yere göğe koyamıyor olabilir mi? Irak'ta Türkmenler topraklarından sürüldü çıt yok! Kuzey Suriye'de Bayır Bucaklar başta olmak üzere Türkmenlere karşı etnik arındırma yapılıyor ses yok! Azerbaycan'da Hocalı'da soykırım yapıldı ve ülkenin beşte biri işgal altında tık yok! Batı Trakya'da Türk olduklarını söylemek yasak ama haber yok! Almanya'da Türk çocuklarına "ataların soykırım yaptı" öğretisi zorbalığına ses çıkarmak ve haber yapmak yok. Kıbrıs Türklerine yapılanlar ortada. Türkiye'yi bölme ve parçalama projesinin ve onun enstrümanı olan PKK'nın arkasında duruyorlar ama Uygur Türklerini çok düşünüyorlar. Siz bu masala inanıyorsanız açık konuşalım zekanızdan şüphe ederim.

Bu istikrarsızlaştırma faaliyetidir

Evet, Uygur Sincan Özerk Bölgesi, Çin Halk Cumhuriyeti'nin hassas tarafıdır ve fay hattıdır. Çin'in geçmişten bu güne tamamen masum olduğu da söylenemez. Ama bugün sorun Pasifik'te yapılan kuşatmaya ilaveten Uygur Bölgesi üzerinden ABD'nin Çin'i istikrarsızlaştırma faaliyetidir. Çünkü ABD, tek kutuplu dünya düzenini sonsuza kadar sürdürmek, küresel hegemonyaya direnen ve direnebilecek güçleri ezmek ve dünyanın ekonomik, askeri ve siyasi güç merkezinin Asya-Pasifik Bölgesi'ne doğru kayışının hızını azaltmak ve durdurmak istemektedir. Bunun için yükselen güç Çin'in ekonomik büyümesini yavaşlatmak, Çin'i düşman unsurlarla çevrelemek, hereket serbestisini daraltmak ve küresel projelerine darbe vurmak ABD'nin öncelikli hedeflerindendir. ABD Donanması yüzde 60 unsurları ile bu nedenle Asya-Pasifik Bölgesi'ne konuşlanmıştır.

Bu konu daha su kaldırır, gelecek yazımızda kaldığımız yerden devam edeceğiz. Ve Uygur Türklerine nasıl yardım edebileceğimizin yanıtını vereceğiz.

Saygılar sunarım.





--

Görüş, düşünce ve iletileriniz için aşağıdaki haberleşme ağını kullanabilirsiniz

Saygılarımla

kotanlartr@googlegroups.com

 http://groups.google.com.tr/group/kotanlartr?hl=tr

 

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu iletiyi Google Grupları'ndaki "pınarslayt" grubuna abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.