7 Ekim 2013 Pazartesi

((slayt izle)) Fatiha Süresi, Kula Kulluk Etmemek İle İkinci Konu Yüzde 3 Yalanı...Mersin İçel Burak Canlı

FATİHA SÜRESİ, KULA KULLUK ETMEMEK İLE İKİNCİ KONU YÜZDE 3 (ÜÇ) YALANI…

Kur’an-ı Kerim Fatiha Süresin de “Yalnız Sana İbadet Eder Ve Ancak Senden Yardım Dileriz

Veya başka bir çeviri türüyle

Sadece Sana Ederiz Kulluğu, İbadeti; Sadece Senden Dileriz Yardımı Ya Rab!

Veya başka bir çeviri türüyle

Ancak Sana Kulluk Ederiz Ve Ancak Senden Yardım Dileriz

Dini bilgilerimizde yanılmalar, eksiklikler veya yetersizlikler olması muhtemeldir. Bazen en temel ve en basit bilgiyi dahi münafıklar bizlere Cehennem Zebanileri gibi kurdukları tuzaklarla unutturulabilirler…

Etrafınıza bu mühim ve önemli Fatiha Süresiyle bir bakınınız… Göreceğiniz manzaralar hiç de hoş değil… Eğer Müslüman’sak… Eğer İnsansak… Ve eğer bir tek Yaradan’a Secde etmekteysek…

Biz gelelim işin siyaset boyutuna…

Siyasi Partilere Devlet tarafından verilecek yardım yüzde 7’den yüzde 3’e üçe düşürülmüş bulunmakta…

2002 hadi bilemediniz 2011 Genel seçimlerinde bu düzenleme olmuş olsa ne ala… Şu an için düzenleme işin hikâyesi… Çünkü 4 siyasi partiden başka yüzde üçü geçebilecek siyasi parti bulunmamakta…

Ve işin gerçeğinde ise bu gidişle barajın yüksekliği nedeniyle ileride ki tehlike de barajı aşabilecek bir tek iki siyasi parti olduğudur…

Emeklilik Yaşı 65 altmış beş olmuş…

Rant, tayin, atama, geçici görev, rüşvet, kaçakçılık, uyuşturucu bağımlılıkları ile pazarı, asgari ücret ile düz emeklilik maaşının alım gücü, özelleştirme ve özelin çalıştırma koşulları ile çığ gibi büyüyen işsizlik, yandaşa tanınan veya tanınmayana tanınmayan haklar…

Kutuplaşma, kamplaşma, kavgacı ve öfkeli siyaset… Neticesinde de vatandaşının gözünde itibarsızlaştırılan Resmi Kurumlar…

Üretim ve tüketim konuları ile ithalat veya ihracat konuları dışında ki para politikasına takılıp kalınılması…

Üretimin sıfır derecesini görmekten kaçınma…

Umutsuzluk… Umutsuz ve mutsuz gelecek kaygıları… Mersin İçel Burak Canlı

 

 

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "pınarslayt" adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için, https://groups.google.com/groups/opt_out adresiniz ziyaret edin.

6 Ekim 2013 Pazar

((slayt izle)) Fwd: PAKETİNİZE...



Suay Karaman <suaykaraman1@gmail.com>
 7 Ekim 2013 00:46
 

PAKETİNİZE...




İlk Kurşun Gazetesi'nde yayınlanan yazımı iletiyorum.
http://www.ilk-kursun.com/haber/158726
-------------------

PAKETİNİZE…

Suay Karaman

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 30 Eylül günü beklenen demokratikleşme paketini açıkladı. AKP’nin hazırladığı bu paketten zaten demokratikleşme çıkmasını beklemek saflık olurdu. Paketten cumhuriyet düşmanlığı çıkmıştır; bölünmenin zemini hazırlanmakta, laiklik bitirilmekte ve millet yok edilmek istenmektedir.

Paketi açıklamadan önce uzun ve bıktırıcı bir önsözle başlayan başbakan, aydınlığa düşman herkes gibi 27 Mayıs 1960 Devrimi’ne saldırdı. Kemalist Devrimin özgürlük, aydınlık ve demokrasi olgusu olan 27 Mayıs 1960 harekatına düşmanlık, Atatürk ilkelerine ve devrimlerine karşı gelmekle eş anlamlıdır.

“Düşünce 1960 müdahalesiyle baskı altına alınmıştır. Demokratikleşmenin önündeki en büyük engel 27 Mayıs'ın kara gölgesidir. O zamanki gazeteleri elime aldığımda atılan başlıkların bile aynı olduklarını görüyorum.” diyen başbakan, ortaçağ karanlığında ilerlediği için, hiçbir zaman aydınlığı anlayamayacaktır. Türkiye’yi özgürlük ortamıyla tanıştıran 1961 Anayasası’nı görmeyenler, baskıcı rejimin ve faşizmin önünü açan 1982 Anayasası’na sarılmaktadırlar.

Başbakan, 27 Mayıs 1960 İhtilali’ne bilinçsizce saldırırken, 12 Eylül 1980 darbesinden hiç söz etmemektedir. 12 Eylül darbesine karşı bu sessizlik, açıkça kendilerinin 12 Eylül faşizminin devamı olduklarının kanıtıdır. %10 olan seçim barajı için; “bunu biz yapmadık askerler yaptı” diyebilen birisinin, her tarafı demokrat olsa ne yazar? Elindeki yetkiyi sürekli kendi çıkarlarına kullanan sahte demokratlar, ileri demokrasi yalanıyla halkı da kandırmaktadırlar. Bugün demokrasi paketi açanlar, geçtiğimiz Haziran ayında özgürlük isteyenlere karşı acımasızca tomalarla, akreplerle saldırıp, ilaçlı su sıkarken, insanları öldürürken ileri faşizmin örneklerini sergiliyorlardı.

Açıklanan paketin, demokratikleşmeyle hiçbir ilgisi yoktur. Anayasa Mahkemesi'nin ve Danıştay’ın türban konusunda verdiği kararlar ortadayken, kamuda türbana serbestlik vermek, anayasaya karşı işlenmiş bir suçtur. Anayasanın 42. maddesine göre “Türkçe’den başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına anadilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez” açık hükmüne karşın, özel okullarda anadilde eğitim yapılması kararıyla anayasal suç işlenmektedir. Anayasanın 66. maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür. Bu tanıma göre Türk çocuğunun andı nasıl ve neden kaldırılmaktadır? Anayasadaki ilgili maddeler değişmeden bunları uygulamak suçtur.

Samimi olmayan şekilde seçim barajı ile oynamalar, siyasi partilere hazine yardımını %7’den, %3’e düşürme girişimi, eş genel başkanlık sistemi, “q,w,x” harflerinin kullanımı, özel okullarda farklı dil ve lehçelerle eğitim olanağı, köy isimlerinin geri verilmesi, öğrenci andının kaldırılması gibi girişimler AKP’nin, PKK terör örgütünün parlamento kanadı olan BDP için sunduğu siyaset ağırlıklı önermeleri içeren bir aldatmacadır. Eğer gerçekten demokratikleşme ve Güneydoğu sorununa çözüm isteniyorsa, bu pakette bölgede yoksulluğu ortaya çıkaran, eşitsiz toprak dağılımının giderilmesine yönelik bir çözümleme olması gerekmektedir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ayrılıkçı terörü beslemekte olan sosyo-ekonomik yapı değiştirilemediği sürece, demokratikleşme vaatleri hep aldatmaca olarak kalacaktır.

Bir Kürt-İslam sentezi yaratılan bu paketin temel özelliği, laik bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’nin bu temel niteliğini bozacak içerikte olması ve ulusal bütünlüğü parçalamaya yönelik olmasıdır. Laiklikle ilgili değişiklikler, AKP’nin kapatılmasını ve AKP’nin çekirdek kadrosunun Yüce Divan’da yargılanmasını gerektirecek niteliktedir.

Açıklanan bu ihanet paketi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı gereğini yapmalıdır. Çünkü Anayasa Mahkemesi, 30 Temmuz 2008 tarihinde AKP hakkında verdiği karar ile, bu partinin demokrasiye ve laikliğe karşı eylemlerin odağı olduğunu tescil etmişti. İşte bu ihanet paketinin içeriğindeki bazı bölümlerin, demokratik ve laik cumhuriyete aykırı eylemler olduğu çok açıktır, tartışma götürmez bir gerçektir. Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın, 30 Temmuz 2008 tarihli Anayasa Mahkemesi kararını yeniden okuması ve gereğini yapması, yasal bir zorunluluktur. Aynı zamanda laik ve demokratik cumhuriyetimiz için kutsal bir görevdir…

İlk Kurşun Gazetesi, 7 Ekim 2013.

 






--

Görüş, düşünce ve iletileriniz için aşağıdaki haberleşme ağını kullanabilirsiniz

Saygılarımla

kotanlartr@googlegroups.com

 http://groups.google.com.tr/group/kotanlartr?hl=tr

 

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "pınarslayt" adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için, https://groups.google.com/groups/opt_out adresiniz ziyaret edin.

((slayt izle)) Atatürkçülük, İdeoloji midir? // Ertuğrul KAZANCI/Eğitimci-Hukukçu



--

 

 

(Cumhuriyet Gazetesi: 5 Ekim 2013)                                                                                                                                                                                                 

                                    Atatürkçülük, İdeoloji midir?

____________________________________________________ ____________

     Atatürkçülük ya da Kemalizm; tam bağımsızlıktan yana, antiemperyalist, ulusalcı, laik ve halkçı-devletçi çizgisiyle ilerici-toplumcu bir modeldir. Kamu yararı içeren “Altı Ok” simgeli, evrensel nitelikli Cumhuriyet ve devrim ideolojisidir. Tarihsel seyirde, yakın öğretiler üzerinde farklı yorumlarla yükselerek, ‘kendisine özgü’ ideolojik kimliğe ulaşmıştır.

 --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------                                                                  

                                                                               Ertuğrul KAZANCI/Eğitimci-Hukukçu

    

    İdeoloji sözcüğü; felsefe, ekonomi ve sosyolojide değişik anlamlarda kullanılmışsa da siyasal bir yüklendirmeyle; ‘kurallaşmış düşünsellik’ karşılığı alır. Filozof Traccy’nin tanımı baskın görüştür: “İdeoloji; düşünceleri etkileyen bilimsellikle, toplumsal yararlı tutumların zincirlenerek düzenlenmesidir”. İdeoloji; politik, sosyo-ekonomik, kültürel, hukuksal, estetik, moral, deneyimsel ve maddesel değerler içermelidir.‘Öğreti’den ayrılmalıdır. Öğreti yani doktrin; bilim ve felsefede, toplumcu görüşün oluşturulması için saptanan sistemli ilkelerin safhalaşmasıdır. O hâlde ideoloji; kamu yararlı, bilimsel öğretilere tümden ulaşan, kurallaşmış siyasal düşüncelerin somut düzenidir.

       İdeolojideki; düşünyapı, bilimsel ve akla dayalı tasarımlarla kesinleşmiş öğeler, gelişigüzel kullanımlara hedef olmamalıdır.’İdeoloji’ olarak öne sürülen kapitalizm ve merkantilizmin, liberalizm perdeli sunuları, emperyalist dışa vurumlardır. Ekonomist Dengelidge: “Liberalizm, kapitalizmin merkez bankası ve iktisadi suçlara özgürlüğüdür” der. Kapitalist cebri aygıtsallık olan Faşizm, yıllarca ideoloji sayılmıştır. Siyaset bilimci Duverger’e göre;”Faşizm, bir ideoloji değildir; çünkü efsanelerle içli-dışlı olan kapitalist sistemin uygulaması ve liberalizmin ayağıdır”

     “Büyük burjuvaziye devletçe mali destek verilmesini” öneren ve koloni edinmeyle değerli madenlere ulaşarak sermaye birikimi öğütleyen görüş ‘Merkantilizm’dir. Merkantilizm’in, Adam Smith eliyle biçimlenen: ”Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” sloganlı kapitalist ekonomi açı; büyümenin, piyasa mekanizmalarına ilişkin kılınmasıdır. Öyleyse hepsi;  kamu yararından yoksun, ‘ekonomik-politik’ kâr modelleridir. ‘Marksizm’ ise bilim, akıl ve kamu yararı açısından bir ideolojidir. Çünkü ;”İnsanlığın kurtuluşu” teorisine dayanan, deneyimlerden sonuçlar çıkaran siyasal, sosyo-ekonomik ve felsefi bütünlük taşımaktadır. Marksizm de önceki toplumcu öğretilerden etkilenmiştir.

      Atatürkçülük:

      Kamu yararlı özgün düzenlemedir.”Biz, bizi yutmak isteyen kapitalizme ve bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı bir meslek izleyenleriz” ilkesi, asli kurucu iradenin temel beyanıdır (*).1937’de Atatürk tarafından kaleme alınan el yazılı ifade, ideolojik “Kemalizm” sözcük ve ilkelerini içermektedir (**). Her iki sözcük de özdeştir. Kemalist düşünce, “Altı Ok” açılımında; Cumhuriyetçi, ulusalcı, halkçı, devletçi, laik ve devrimcidir. Anahtar ilke, “sürekli” devrimciliktir. Önceki sosyo-ekonomik gelişmelerden esinlenen ama bağımsız bir özgünlüğe ulaşabilen karakterdedir. Totaliterlikten uzak ve çoğulcudur. Sömürülmüş insanlığın ulusal demokratik devrimlerini ayağa kaldıran özdedir.

    1925 ve 1930’lardaki “Terakkiperver Cumhuriyet” ve “Serbest” partilerden biri iç isyanlar ve suikastlara, diğeri kargaşalara koşmamış mıdır? Birisi mahkemece kapatılırken öteki kendisini dağıtmamış mıdır? Yasal olanağa karşın, rejimin devrimci ruhundan çekinilerek karşıt partiler yoksa sorumluluk nerededir? 1945’de çok partili yeni ortam hazırlanmamış mıdır? Bunlar ve uzantılarının, halkçı demokrasideki payları neler olmuştur?

    Atatürkçülük; güçlü kamu girişimciliği öncülüğünde; eğitim, hukuk, sağlık, çalışma ve barınma yaşamını iyileştirmek isteyen yaklaşımdır. 1936’daki İş yasasıyla, toplum düzenini emeğe ve hukuka dayandırmak isteyen yapı önemsenir.“Ülke ekonomisini devletin eline bırakan” bir anlayışı giderek kesinleştirir(***). Cumhuriyet tarihinin %9’luk en yüksek ekonomik büyüme hızı, İnönü hükümetlerinin 5 yıllık kalkınma planlarında halkçı-devletçi başarının göstergesi olur.

    Kemalizm, ezilen bir halkın koşullarından doğar. Ülke sevgisi, ağırlıklı dil, tarihsel yaşam ve kültür ortaklığının iç-içe geçmiş köklerini, üniter potada kaynaştırmak amaçlıdır. Tasa ve kıvanç bileşkesi, bütüncül toplumcu ahlakla birlikte üstte tutulur. Egemenlik hakkı sahibi ulusa kanat geren ilerici devlet yaklaşımı vardır. Devrimcilik, kökten değişimci ideolojik rehber, ulusçuluk; tam bağımsızlığı öngören, şovenizm dışı yurtseverliktir. ”Cumhuriyet’i kuran halkın, ulus olduğu” temel görüştür. Laiklik ise vicdan özgürlüğünün yanı sıra, evrensel değerli ilişkiler ölçütüdür.  

    1937’de Anayasa’ya ‘yaşamsal uzlaşma’ olarak yerleşen “Altı Ok” olgusu, özgün ve benzersiz bir düzenlemedir. Bu olgu etrafında; liberal, şoven, teokratik ve ayırımcı zihniyetin karşısına çıkılması şimdilerin acil durumudur. “Lozan” esasında, emperyalist siyasetlere karşıtlıkla NATO’dan çekilmelidir. Çokuluslu şirketlere tanınan kapitülasyonları, sömürüyü, talancı özelleştirmeyi, sendikasızlaştırmayı, delinen eğitim birliğini reddetmelidir. Sahte soykırım savlarına karşı sessizliği ve stratejik uyduculuğu terk etmelidir.Kişilikli, barışçı ve laik uluslararası politikalar üretilmelidir. Kıbrıs, ulusal dava sayılmalıdır.

    Kemalizm, Asya-Afrika halklarının sömürgeciliğe karşı direncindeki kalıcı etkidir. Güney Amerika’daki kamuya yararlı işlerin esin kaynağıdır. Günümüzde Karayipler’den, Venezuella’ya uzanan halkçı-devletçi projeler,“Kemal Atatürk” levhalı sosyal fabrikalardadır. Lenin’den Cinnah ve Castro’ya, Chavez’den Nkrumah’a, Mao ve Nehru’ya kadar övgüler, Atatürkçü düşünce ve uygulamalar için dile getirilmiştir.   

    Sonuç:   

    Özgün bir ideolojik karakter halk egemenliğini öngörerek, ülkenin ‘ulus-devlet’ kimlikli dirlik ve esenliğini; yönetsel, sosyo-ekonomik ve kültürel açılardan sağlayabilecek seçenektir. M.E. Bozkurt’un deyişiyle: “Anadolu İhtilâli’nin verileri, ‘Altı Ok’ içindedir. Buna Kemalizm diyoruz”.

-------------------------------

(*)  Yol, yöntem (1922).

(**) CHP Kurultay prog. haz.(1937)

(***) Atatürk (1937)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Görüş, düşünce ve iletileriniz için aşağıdaki haberleşme ağını kullanabilirsiniz

Saygılarımla

kotanlartr@googlegroups.com

 http://groups.google.com.tr/group/kotanlartr?hl=tr

 

--
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız:
Google Grupları "pınarslayt" grubu.
İlginc buldugunuz POWER-POİNT (SLAYT-PPS) yayinlandigi gruptur. Sizinde paylasacaginiz slaytlar varsa gonderin. mutlaka eki slayt olsun
*Herkese açık web sitesi*
http://groups.google.com/group/pnarslayt
*E-posta*
pnarslayt@googlegroups.com
 
 
 
kaliteli slayt grubu
 
 
 
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com/group/pnarslayt?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
---
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "pınarslayt" adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu grubun aboneliğinden çıkmak ve bu gruptan artık e-posta almamak için pnarslayt+unsubscribe@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Daha fazla seçenek için, https://groups.google.com/groups/opt_out adresiniz ziyaret edin.